1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. KESKİN BİR KILIÇ: ÖFKE
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

KESKİN BİR KILIÇ: ÖFKE

A+A-

   

KESKİN BİR KILIÇ: ÖFKE

    

     İnsanın her zaman duyguları eşit olmaz. Sevinçli ve hoş anlarının yanı sıra, bazen kederli, sinirli, stresli halleri de mevcuttur. Önem arz eden hal şu ki; her ne hususta olursa olsun duyguların aşırısından kaçınılmasını bilmek, hayata bu eksen etrafında yön verebilmektir. Ruh halinin içinde saklı olan bu duygu denizi, bireyler arasında inanılmaz derecede farklılıklar gösterebilmektedir. Sizin için sevinilmesi kaçınılmaz olan bir olayın size hissettirdikleri ile diğer bireyin algılaması farklı bir şekilde olabilir. Yâda üzülüp, kedere boğulacak bir halde iken, aynı olayla karşılaşan insanın güldüğünü ve ya umursamaz tavrını görebilirsiniz. Bunun istisnai bir durum olduğunu beyan edenler olsa da yaşamın içinden sıyrılarak gelen bir olay olduğu gerçektir.

 

******

 

     İnsanın güncel ya da olağanüstü olaylar karşısında; akılla yoğrulmadan ivedi davranışlar sergilediği ve sinirli bir şekilde sorumsuzca sözler söyleyerek etrafına yıkıcı ve kalıcı hakaretler savurduğu süreç olarak nitelendirilen öfke, kontrol altına alınmadığı andan itibaren yıkıcı ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar verebilmektedir. İnsanoğlu hangi ırka, hangi dine ve hangi statüye mensup olursa olsun, sinir her zaman öfkeye, öfke şiddete, şiddet vahşete dönüşür. Bu kaçınılmaz bir kuraldır. Bu kuralı çözümlemenin en önemli yolu, azılı duygular diye adlandırılan öfkesel davranışların eğitilmesinden geçiyor. Eğitilmeden ya da kontrol altına alınmadan devam eden bu kronik duygu seli, kırıcı toplumsal olayların artmasına, savaşlara ve hatta zulme dönüşerek kendini gösterebilir. Nasıl ki; aklı ve bilinci yerine oturuşmamış bir bebeğin eline bıçak, jilet ve benzeri kesici aletlerin verilip bunun sonucu telafisi mümkün olmayan kazalar gözlemleniyorsa, hiçbir kontrole tabi tutulmadan sergilenen sinirsel davranışlar da insan hayatını çekilmez hale getirebilir. İçinde yaşanan bu cennet dünyayı cehenneme dönüştürür. İnsan hayatının her safhasında görülen öfke, insanın doğasında var olan tabii bir duygudur ve genellikle güç-sinirle paralel durumda gözlemlenebilir.

     Öfkenin kontrolünde eğitimden bahsetmiştik, bu eğitimin en önemli kulvarını oluşturan dinimiz İslam; bu konuda bize çeşitli formüller sunmuş ve bağlı kalınması durumunda ise sağlıklı bir hayatın varlığını örnekleriyle ispatlamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Dikkatli olunuz, öfke insanoğlunun kalbine düşen bir ateş gibidir. Gözlerinin kızardığını, damarlarının şiştiğini görmez misin? Her kim kendisinde öfkeden bir şey hissederse hemen yere yapışsın (yatsın)”  buyurarak siniri yatıştırmanın değişik versiyonunu gözler önüne sermiştir. Diğer yandan peygamber efendimiz öfkeli insanın öfkesini yenmesi için bir takım tavsiye ve önerilerde bulunmuştur. Bunları ana başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:

1.ÖFKEYİ BASTIRMA:

     Baskılama, öfkelenen kişiye en zor gelen bir durumdur. Ceza ve saldırganlık hissinin iptal edilmesi gerekir ki bu da içten gelen isteklerin aşılmasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Güçlü olmak insanları yenmekle değildir, gerçekten güçlü olan kimse öfkelendiği zaman kendisine sahip olandır.” buyurarak öfkeyi kaynağından kurutup yol açacağı zararların önlemekten geçtiğini bize öğretmektedir. Baskılamada inancın, eğitimin, kültürün ve kişi yapısının önemi büyüktür.

2.ÖFKELENDİĞİ ORTAMI TERK ETMEK:

     Burada üzerine basa basa vurgulanmak istenen konu; uyarıcı sebepten uzaklaşmaktır. “Öfkelenen kimse Allah’a sığınsın, abdest alsın ve öfkelendiği çevreyi değiştirsin.” Kendisine, muhatabına ve çevresine zarar verecek ortamdan ayrılmak, uyarıcı sebeplerden kaçmak demektir. Kaçarken de her şeyi bilen, olayları ve hadiseleri görüp gözeten, onlara müdahale eden sınırsız bir güce sığınılmalıdır. Buda âlemlerin rabbi olan Allah’a imandan geçer.
3.BANYO YAPMAK:

     Öfkenin, insanın içine düştüğünde zihni ve kalbini etkileyen ateşi, banyo yapılmak veya abdest almak suretiyle sempatik semptomların tedavisi yoluna gidilmelidir. Bu yol hem zihni temizleyecek hem de vücut ısısını normalize edecektir.

4.POZİSYON DEĞİŞTİRMEK:

     Ayakta iken oturmak, müsait bir ortam varsa uzanmak, sempatik etkinin vücuttaki tesirlerini azaltma veya öfkenin ayakta yapacağı saldırganlık fiiline zıt bir pozisyon kazanmaktır.

 

******

 

     Yukarıda saydığımız reçeteleri hayatımızda tatbik etmemizi inanan ve kedisine inanmayan her kesime tavsiye eden kâinatın doktoru H.z.Muhammed(S.A.V)’in öfke için söylediği sözlere uyan her insan; öfkesiz, hoşgörülü, tahammül eşiği yüksek, insanların kusurlarını görmeyen, kendi kusurlarını görüp, kendi nefsine öfke duyan şahsiyetler olarak yetişir. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Zaten bütün toplumlardaki barış ve sevgi iklimi de böyle yeşerir. Zaman içerisinde öfkeli insanlar gibi öfkeli milletler de tarih boyunca kin, nefret, düşmanlık, silahlanma gibi konularda yarışa girmişlerdir. Bunun sonucunda da; günümüzde dahi gözlerimizin önünde yaşanan vahşet, zihinleri dondururcasına kinini kusmuş, kusmakla da kalmayıp bütün insanlığı kör bir karanlığa sürüklemiştir. Milletler arası barış bu yüzden sağlanamamış ve dumura uğratılmıştır.

    Çünkü öfke, basireti bağlar, değer ölçülerini hiçe sayar, nefsin tatmin duygusunu alevlendirir, değerlendirmelerdeki gerçekliği bozar. İsterseniz sözlerimizi sinirsel duygu karanlığına ışık tutan, şu hadis-i şerif ile noktalayalım. Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre: Allah Resulü (a.s.): "Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir" buyurmuştur.(Sahih-i Müslim-4723)

 

 

     Hayatın sizi öfkelendirmediği ve yeryüzünde barış ve kardeşliğin egemen olduğu zaman dilimleri geçirmeniz dilek ve temennilerimle…

Sağlıcakla kalın efendim…

 

Yüzünüz Hep Gülsün!

Önceki ve Sonraki Yazılar