1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. KENDİMİZLE HESAPLAŞABİLME CESARETİ..
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

KENDİMİZLE HESAPLAŞABİLME CESARETİ..

A+A-

KENDİMİZLE HESAPLAŞABİLME CESARETİ..

Sabah uyandığımız ya da işe gittiğimizde karşılaştığımız insanlara güler yüzle selam verebiliyor muyuz? Hoşumuza gitmeyen bir şeyi bize söyleyen insanlara en son sözü söylemek yerine biraz daha sabır gösterebiliyor muyuz? Yalnız kaldığımız zamanlar,? Kendimizi bazı saplantılardan koruyabiliyor ve kendimizle yüzleşebiliyor muyuz? Davranış ve konuşmalarımız için zaman zaman bir iç hesaplama yapabiliyor muyuz? Hepimizin bazı ortak amaçları vardır; hep sağlıklı kalmak, her zaman mutlu olmak, daha geç yaşlanmak, daha genç ve güzel görünmek, daha çok kazanmak ve başarılı olmak gibi. Aslında bunlar hayatın kendisidir.. En büyük korkumuz zayıf yönlerimizin, belki de bazı korkularımızın fark edilmesidir. Bu yüzden de çok kötü bir şeymiş gibi, ya kendimizi saklar veya başka birini oynamaya çalışırız.. Bazen de önümüze çıkan fırsatları görmez hatta onu göz göre teper sonra da arkasından ah-vah eder dururuz.
YAPAMADIKLARIMIZDA TAKILI KALMAK
Hayatımızda çok defa bir şeyi yapmak istediğimiz halde yapamamışızdır. Bazen altından bir tepsiyle sunulan ikramı kabul etmediğimiz zamanlar bile olmuştur. Aradan bir zaman geçtikten sonra reddettiğimiz şeyin bizim için ne kadar önemli olduğunu düşünmeye ve hala o iş bizim olmuş gibi kendimizi inandırmaya başlarız. İşte o zaman iç dünyamızda karışıklıklar ortaya çıkmaya başlar. İçimizden bir ses “Artık o işi başkası yapıyor, bunu unut ”der. Ancak başka bir ses “o, senin hakkındı ve şimdi işgal altında” der.. Eğer bu ses baskın da çıkarsa işte o zaman kendimizi hayat boyu tutsak ettik demektir.. İşin acı arafı bu tür düşünen insanların hiç de az olmadıklarıdır. Halbuki hayat bize belirli istasyonlarda belli imkanlar hatta fırsatlar tanır. Değerlendirilmedikleri zaman bunlar geçer ve başka imkanlar çıkar. Önümüze bakmak yerine sürekli kaybettiklerimizin pişmanlığını yaşamak ya da hala kendimizi orada imişiz gibi düşünmek geleceğimizi görmemize de engel olur. Bulduklarımızla yetinmek hatta yaşadığımız imkanlar içinde değil yükseklerde uçmaya çalışmak , tam aksine tevazu göstermek, hem insanlık hem de müslümanlığın şiarıdır.
 

ASR-I SAADETTEN BİR ÖRNEK
Hayatın bize sunduğu bazı örneklerde bunun en güzel mesajları gizlidir. Ashâb-ı Kirâm, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine emânet ettiği dünyevî makam ve mevkîleri de hiçbir zaman kibir gibi nefsî davranışlara âlet etmemiş, Hazret-i Peygamber (S.A)’in mütevâzî yaşayışını düstûr edinmişlerdir. Nitekim Selman (R.A) Medâin vâlisi iken, Şam’dan bir tüccar bir yük incir getirmişti. Selman’ın sırtında bir elbise, bir de aba vardı. Şamlı, Selman’ı tanımıyordu. Onu bu hâlde görünce de:“_Gel şunu taşı!” dedi. Selman gitti, yükü sırtlandı. Halk kendisini görünce adama: “_Yükünü taşıyan bu adam vâlidir!” dediler. Şamlı:“_Özür dilerim tanıyamadım.” deyince Selman :“Zararı yok, yükü evine götüreceğim.” Dedi ve yükünü bırakmadı. (İbn-i Sa’d, Tabakât, IV, 88)
 

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Mevlana Celaleddin-i Rumi ne güzel söylemiş.. Ne kendinizden kaçabilir ne de Allah (C.C)’tan kaçırabilirsiniz.. Zaten bu düsturun kendimiz için en doğrubir yol olduğunu bir fark edebilsek, bütün sorun çözülmüş demektir.
İyi haftalar.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum