1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Kaza, Yönetici, Arkadaşlık
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Kaza, Yönetici, Arkadaşlık

A+A-

Kaza, Yönetici, Arkadaşlık

İlk tanıdığım zamanı bugün gibi hatırlıyorum. Devlet parasız yatılılık sınavını beraber kazanmıştık. Hatta lise 2. sınıfı okuyacaktı. Büyük olarak içimizde bahsedeceğim arkadaşımızdı. Okurken de, sosyal hayatta da destek olmuşsuzdur birbirimize.

Hayatımıza yön veren devlet parasız okulu sayesinde inanıyorum ve yaşıyorum ki tertemiz arkadaşlıklar orada kurulurmuş. Sosyal hayatta ki gibi çıkar ilişkisi güdülmeyen; vefanın değerini öğreten, pırıl pırıl, tertemiz sohbetlerin, insanlığın gereğini yapmanın vazife olduğunu öğretmiş bizlere.

 Kalbe dokunan güzelliklerin yıllar geçtikçe kök salan, hiçbir şekilde unutulmayan arkadaşlıkların mekânıdır bizim okulumuz. samimiyet duygularını yaşatıyor.

Arkadaşım trafik kazası geçirdiğinde üzülmesin diye ziyaretine gitmemiştim. Sağlığı konusunda hiçte olumlu değildi. Hayatını yatağa bağımlı geçirmesinden söz ediyorlardı. Kısacası yaşayan ölü demekti. Geleceği adına sıkıntı, yük demek olduğu konuşuluyordu.

İleriye dönükte olsa sağlık bakımından ümitsiz vakaydı.  Çarenin tükendiği noktanın başındaydı, sonu da yoktu bunun. Kendisini çok severdik, sevenleri vardı. Sevilirdi çünkü arkadan kuyu kazmayı bilmezdi, bizde öğrenmedik.

 Allah razı olsun hep ağabeylik yapmıştı, yapıyordu da, samimiyet, hürmet karşılıklıydı.

Trafik kazası sonrası       geçmiş olsuna ve de bolca konuşmak için “geçen cuma namazı sonunda dostumla ziyaretine gittik. Önce özür diledim. Dostumda özür diledi. Çoktan gelmeliydim ama gelemedim hakkını helal eder misin dedim? Ben içten söylediğine inanıyorum "olsun, tamam, biz kardeşiz, lise arkadaşıyız "dedi, ne kadar rahatladım.

Olgun ve bilinçli insanın farkı bu olmalıdır.

Bilenler bilir yatılı okuyanlarda sınıfça büyüklerin talepleri anında yerine getirilir. Karşıma otur dedi. Tamam, ağabey dedim. Karşısına oturdum. Önce ağabey Allah’a şükürler olsun anlatılanlara göre sen yürümemeliydin, nedir bu işin sırı söyler misin?

Ben dostlarımın duası ve tanıyanların ziyaretleri, yardım edebilme gücü olan tanıdıklarımın yalnız bırakmamaları. Özellikle birini vurgulamak isterim. Yatılı yıllarında benden bir sınıf altta okuyan arkadaşımın ameliyatında başında bulundum (refakatçi olmuş), arkadaşım aradı geçmişten bahsetti. ( burada gözyaşlarımız aktı).

Ameliyatında refakatçi olduğu arkadaşımız uzağım ama sana elimden gelen yardımımı yapacağım der. Gerçekten trafik kazası geçiren arkadaşımıza doktor bulur. Bir başka tanışı, başka şehir ve hastanede tedavisine katkıda bulunur. Buradan memleketimizin vefa dolu büyüklerine arkadaşım adına teşekkür ediyorum.

Özellikle o sıkıntılı zamanlarında bizzat ilgilenerek Tıp Fakültesine girişini ve tedavisini sağlayan Gölhisarlı arkadaşımızdan Allah binlerce razı olsun.

Hani söz vardır. Allah önce dostlara versin, sonra bize diye duamız vardır. Ziyaret esnasında zamanı geldi duygulandık, zamanı geldi ağladık.

Arkadaşımızın en çok duygulandıran ziyaretin ise lise yıllarımızda derslerimize giren o mübarek öğretmenimizin ziyareti olmuş.

Zaten öğretenimiz farklıydı. Yaklaşımı ders eksikse, yaramazlığımızı görürse sert; çalışkan, efendi, öğrencilik görevlerini aksatmayanlara ise gayet müşfikti. Hocamıza da bu engin gönül bağından dolayı Allah razı olsun derim.

İlk duyduğu sözün sahibini de unutmuyor. İlk komadan çıktığında amirinin sesini duyar, arkadaşımız ağlar. Hastalıkta, sağlıkta ve çalışanının düştüğü andan itibaren yanında olma, destekleyen amire de övgü sözcükleri, takdir mesajları az gelir. Zor günlerinde arkadaşımızın yanında olma erdemliğini gösteren amirine de ne güzel yapmışsınız, personelinin yanında olan amirlerimizin sayısını Allah arttırsın demek düşüyor.

Bu davranış on numaradır. Amirimizi de yaptığı insanlıktan dolayı canı gönülden kutlarım.

Kırk beş gün kalkmayan, sonrasında arkadaşının, tanıdıklarının, amirinin yardımlarıyla en önemlisi de sevenlerinin duasıyla ayakta olan, ömür boyu sakat kalacak, felçli yaşayacak denen, arkadaşımın sağlığına kavuşmasına çok sevindim.

Arkadaşımın insanları kırmamak gerekir, iyi konuşmak lazım, kişi iyiliğinin meyvesini bir gün karşısında buluyor. Saygılı olmak, iletişimi güçlü olanlar yalnız kalmıyor demesi çok ilgimi çekti.

Samimiyetin yerini tutan duygu, niyet yok. Niyetlerin önemini anlamış oldum. Samimi olmak kadar, dürüst olmak kadar, insanca davranmak kadar büyüklük yok.

İnançlı olmak, duanın gücünü kabul etmek, olayları yaşayandan bizzat dinlemek, dostların ziyareti, telefonlarla aramaları, oh oh, vay vay yerine elinden gelen yardımı yapmak gerekir.

Bazı ziyaretçiler ellerinden geleni yapabilecekken, Allah yardımcın olsun, kafana takma Allah 'ın dediği olur, bunda da vardır bir hayır, tesellisinin işe yaramadığını öğrenme zamanı geldi, çattı, geçiyor.

Kim olursa olsun hastalığında geçmiş olsun denmemişse gücenirmiş, insan insandır, rahatsız olanlara zorluğu yaşatma, yıldırma mekanizması yerine arkadaşımın amirinin sözlerini yapsak daha iyi olur.

Buradan tekraren amirine binlerce teşekkürler ediyorum. " Hocam siz mağdur oldunuz, düştünüz, Allahtan geldi, yapamazsın demem, gücüne göre çalışacağına göre yardımcı olmak benim görevim demesi arkadaşımı gözyaşlarına boğmuş."

Gerçek hayattan kesittir. Davranışlar, sözler, ziyaretlerin, konuşmaların karşı tarafın doğru anladığını bir kez daha gördüm. Hastadır duymaz, anlamaz gibi laflar boştur. Sen bundan sonra otur, işine bak, bakalım, olmayacak yollar gösteren yıldırma yolunu tutmayan yöneticininde yolu açık olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.