1. YAZARLAR

  2. Gürhan GÜRSES

  3. KARAKOÇANLININ BİRİ-1
Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

KARAKOÇANLININ BİRİ-1

A+A-

KARAKOÇANLININ BİRİ-1

 

Karakoçanlının biri son model arabası ile Yolçatı tarafından ilçeye girerken, bir tosbağa ile karşılaşmış yolda. Haline acımış olacak ki insanlık namına yaklaşmış ve sormuş:”Tosbağa kardeş hayırdır, nereye böyle.” demiş. Bizimkisi serde erkeklik var ya, toz kondurmamış bu merete:”Karakoçan"a gidiyorum.” demiş aldırmadan muhatabına. Hemşerimiz tekrar seslenmiş:”Atla da seni bırakayım.” diye. Tosbağa hiç oralı olmadan yapıştırıvermiş cevabını bizimkinin suratının orta kısmına:”Benim acelem var, binmeyeyim.” diye. Mor ne demektir bilir misiniz? Bu pozisyondaki bir hemşerimizin yüzünün rengidir desem uyar.

Çıkaracağımız sonuç: “Kimseyi yolda arabana almayacaksın.”

 

 

Karakoçanlının biri ıslıktan hoşlanmıyormuş. Bunun ayırdına varan ilçe sakinleri adamı gördükçe ıslık çalamaya başlarmış. Adam da en okkalı küfürlerini ne yapacağını bilemez bir şekilde havaya saçarmış. Tikleşen bir ömürdür artık adamın yaşadığı, hele ilçenin dilini düşmüşse, Allah yar ve yardımcısı olsun. Delirmemek mümkün müdür? Yine bir gün Çiftlik Parkı"nda otururken bir ıslık sesi duyar yan masada kendisine çalınan. Kızar hemencecik, basar küfrünü. Ardından ”Niye ıslık çalıyorsunuz bana, utanmıyor musunuz?” diye bağırır. Bizimkiler ise son derece rahat bir halde: “Hayır biz sana ıslık çalamadık, başkasına çaldık.” der. Bizimkinin kafası atar ve tiradına başlar: ”Sanki ben ıslığımı tanımıyorum da bilmiyorum da…” diye söylene söylene, küfür ede ede basar gider.

Çıkaracağımız sonuç: “Herkesin bir ıslığı vardır yaşamda ve herkes ıslığını tanımak zorundadır

 

 

Deprem olmuş ilçemde bir yaz günü. Depremi hissedenler bir deprem artçısı gibi paldır küldür dışarıya atmışlar kendilerini. Yalnız bir kişi içeride kilitli kalmış bu esnada: Dedem. Banyodaymış deprem esnasında. Deprem olunca ninem ondan önce çıkıp kapıyı kilitlemiş üstüne. Kapının arkasında seslenir dedem: ”Açın kapıyı, açın!” diye. Ninem de dışarıdan yanıtlar:”Vallahi kapıyı açmam. Sen öyle çıkarsına dışarıya.”

Çıkaracağımız sonuç: ”Kimseye güvenmeyeceksin.”

 

 

Karakoçanlının biri okul zamanı Fizik dersinde; “Ses nedir?”  sorusuna şöyle bir cevap vermiş ve tam puan almış:

Soru   : “Ses Nedir?”

Cevap: Yağmur yağar, çatıdan düşer. Çatının altındaki tenekeye değer: ”Ding!” diye bir ses çıkarır. Buna “Ses” denir.

Ding diye kafanız dank etti mi?

            Bu kadar beliğ bir ifade başka yerde yok, emin olun.

Çıkaracağımız sonuç: “Yanlış da olsa kendi kelimenizle olsun söylediğiniz her şey.”

 

 

Karakoçanlı bir hoca âşık olmuş vakti zamanında bir genç kıza. Aşk eritir insanı, deleyler adamı. Hocanın hali pür melalini anlayın işte. Kader bu, kavuşamaz sevdiceğine hoca. Sabah ezanını okumak için çıkınca minareye başlamış tirat çekmeye: ”Bu ezanımı sevip de kavuşamayanlar için okuyorum.”diye.

Çıkaracağımız sonuç:”Aşk kalbe girince akıl tatile çıkar.”

***************************************************************************

Kenan Evren cumhurbaşkanı olduğu zaman ilçemin saf dil kadınlarından birisi yüreğimizin kurak coğrafyasının kurak kursağı ile şöyle bir cümle beyan etmişti: ”Ne mutlu Kenan Evren"e. Artık her gün kuru üzüm yer.” diye. Kim neyin eksikliğini hissederse elbette onu dile getirir 24 saat. Gönlünden geçeni ifade eder bu hikâyecik.

Çıkaracağımız sonuç: “Bir ülkenin halkı kuru üzüm yiyemiyorsa o ülkenin Cumhurbaşkanı da kuru üzüm yememelidir.”

 

 

Eski valilerimizden biri bir açılış için olsa gerek bir köyümüze uğramış. Muhtarımız ve köylülerimiz toplanmışlar hemen. Protokol şereflendirmiş köylerini, hepsi şerefyâb olmuşlar bu ziyaretten. Bu şeref onları diğer köyler nezdinde epey bir süre götürür. Hava basacaklar bundan sonra diğer köylere anlayacağınız. Vali Bey"e hemen soğuk mu soğuk ayran ikram etmişler.

Sayın Valimiz de; “Buyur muhtar, sen de iç bizimle!” deyivermiş nezaketen.

Muhtarımız ise gayet safiyâne ve gayet halisâne bir şekilde: “Yoğ Sayın Valim, siz için. Biz nassa her Allah"ın günü  içiyoğ.” demiş.

Çıkaracağımız sonuç: ”Vali her gün ayran içemez, ama muhtar içer!”

 

 

             

“Gülü tarife ne hacet; ne çiçektir biliriz.” Birbirimize kızsak da, bağırsak da, çağırsak da netice itibari ile aynı çeşmede su içeceğiz yine. Aynı tabağa kaşık çalacağız, aynı espriye güleceğiz, aynı küfrü edeceğiz. Aynı havayı soluyacağız, aynı toprağa gömüleceğiz, aynı ateşte yanacağız. Anasırı Erbaa gibi oldu ama ilçeyi oluşturan unsurlar birbirine küserse, kızarsa bir şeyler hep eksik kalır ilçemde. Hepimiz mağdur oluruz.

Karakoçanlının biri. Diye başlıyorsa bir yazı, kâğıda dökülüyorsa ilçemiz ve yayılıyorsa onlarca, yüzlerce farklı mekâna ne mutlu bizlere o zaman. Bundan iyi tanıtım olmaz diye düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum