1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. KAFALAR DEĞİŞMEDEN ASLA...
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

KAFALAR DEĞİŞMEDEN ASLA...

A+A-

       Uzun yıllarını mesleğine vermiş kadınlar tanıyorum. Bunların içinde biri var ki, ta öğrencilik yıllarından beri tanırım onu.  Karşılaştık geçenlerde, emekli olmaya az kalmış. Harika bir insan..Geç evlendi ve çocuğu olmadı .Tanıdığım bir çok çalışan kadın arkadaşımın çocuğu var bu yüzden bu hanım onlardan farklı ..

       Uzun bir sohbetten sonra sıra geldi mutfağa, yemek yapmaya.. “ Biliyor musun , uzun yıllardır mutfağa girmedim desem yalan olmaz, yakışmıyorum zaten ..Her şeyin hazırı çıktı, yardımcılarım var onlar hallediyor..

Ne güzel , şanslı bir yerde.Ya diğer çalışan kadınlar..

Aklıma şu soru geldi “Ya yardımcılarına kim yardım ediyor ? Değil mi ya yardımcıları da kadın ne de olsa, sorun ortak, hem ev hem iş, hem çocuk.Çözümde ortak olmalı..

Sohbetten aklımda kalan bu cümle “mutfağa yakışmıyorum zaten”

Ne yazık ki halen Türkiye" de çalışan kadınların çoğu  mutfağa girmeme gibi lükse sahip değil..Fakat diğer yandan tüm zorlukları aşıp, potansiyelini ve imkanlarını başarı ile taçlandıran kadınlar da var.

       Dünyanın her ülkesinde kadının evdeki sorumluluklarıyla, işteki sorumlulukları arasındaki dengeyi bulmak için zorlandığını düşünüyorum. Türkiye'ye has olmamak üzere en gelişmiş toplumlarda bile kadının özellikle çocuk sahibi olduktan sonra özel ev hayatında artan yükü iş dünyasında ilerlemesinde çok büyük bir engel olabiliyor. Amerika'da da çok başarılı genç iş kadınları çocuk sahibi olduktan sonra bütün eğitimlerini ve iş hayatlarını hiçe sayarak evde kalıp çocuk büyütmek yönünde
tercihler yapabiliyor. Bu şekilde kaybedilen beyin gücü iş dünyasında ciddi bir rahatsızlık yarattığı için şimdi özel şirketler kadın çalışanları için esnek çalışma programları uygulamaya başladılar. Evde çalışma, haftanın belli günlerinde daha az saatlerle çalışma ya da işyerlerinde kendi çocuğunuzu getirebileceğiniz kreşler kurma gibi uygulamalar gündeme geliyor. İş kadını kendi gücünü ve yetkinliğini gösterdikten sonra devlet korumacılığı ya da pozitif ayırımcılık uygulamaları olmasa bile özel teşebbüs bunu görmek ve çözümler üretmek zorunda kalıyor. İşin en zor yanı ise bu gelişimin çok yavaş ve zor olması..

       Öncelikle benim Türk kadınının kendisine güvenine, gücüne ve etkinliğine inancımın çok büyük olduğunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Türkiye'de bir kadının iş hayatında yükselebilmesi ve iddialı pozisyonlara gelebilmesi için çoğu zaman işi ve ailesi arasında bir tercih yapmak zorunda kalması üzücü bir gerçek olmakla beraber toplumu eğiterek ve koruyucu kuralları, uygulamaları yerleştirerek bunun aşılabileceğine inanıyorum. Türk iş kadınları bence çok zoru başararak iş hayatındaki yerlerini belirlemişler ve katkılarının önemini çoktan kanıtlamışlardır.

       Geçmişe döndüğümüzde ilk iş insanları erkekler oldukları için onlar da dili günlük kullanıma ve o günün gerçeğine uygun olarak yönlendirmişler ve ibareleri de ona göre seçmişler. Türkiye çok büyük bir değişimin içinde olmasına rağmen zaman zaman kullanılan dil, bu değişimin gerisinde kalabiliyor. Ama bunun dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan bir değişim olduğunu duyuyoruz. Bu gün gerçekten çok değerli iş insanlarımız gerçekte hiç bir ayırımcılık düşüncesi taşımadan alışkanlıktan kaynaklanan sebeplerle "işadamı" gibi ibareleri kullanmaya devam ediyorlar. Dilde ayırımcılığa sebep olan ibarelerin mutlaka zaman içinde düzeltilmesi gerekliliği var ancak şekilciliğe kapılarak asıl değişimin dilde değil kafalarda olması gerektiğini unutmamamız gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar