1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. KADINDAN KİM SORUMLU?
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

KADINDAN KİM SORUMLU?

A+A-

 

KADINDAN KİM SORUMLU?

İlla birileri sorumlu olmalı değil mi??

"Bir toplum, bir ulus erkek ve kadın denilen iki cins insandan oluşmaktadır. Olabilir mi ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini göz ardı edelim de kitlenin tamamı ilerlemiş olsun. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin? Şüphe yok, ilerleme adımları, dediğim gibi iki cins tarafından, beraber, arkadaşça atılmak ve birlikte mesafe almak gereklidir!"

                                                                                Mustafa Kemal Atatürk

 Yazıma , Mustafa Kemal Atatürk’ ün kadınlar hakkında söylemiş olduğu bir sözü ile başlamak istedim.Çünkü “Dünya Kadınlar Günü”mü dersiniz, “Emekçi Kadınlar Günü”mü dersiniz bilmem , 8 Mart hakkında yazan bir kadın olunca önyargılı okumanızı istemedim.

Ne yazık ki çok acı bir olayın yıldönümüdür bugün.Onun için Emekçi Kadınlar Günü olarak anılması  , dikkat edin kutlanması demiyorum , anılması daha doğru geliyor bana.

Buradan da çalışan kadınların sorunları ile ilgili bir yazı yazmanın daha doğru olacağı kanaatine varabiliriz.

İşyerindeki çalışma biter, evdeki bitmez. Köydeki kadının durumu ise daha da vahimdir. Hem tarlada çapa sallar, hem evdeki yaşamın sürekliliğini sağlar. Buna karşın aldığı ödül, çoğunlukla aşağılanmadır, dayaktır, küçümsenmedir.


Kadınların sadece yüzde 22.3’ü çalışıyor. AB ülkelerinde bu oran yüzde 60. Kırsal bölgede yaşayan 100 kadından 84’ü tarım işçisi ama yüzde 77’si herhangi bir ücret almadan aile işçisi olarak çalışıyor.

Emzirmek bir annenin bebeğiyle paylaştığı en özel an. Belki de, doğumdan sonra babanın bebekle tek paylaşamadığı, annenin ise Allah tarafından kutsal kılındığı, kıskanılası bir mucize. Annenin ve bebeğin bu dönemi en sağlıklı şekilde yaşamasını sağlamak, bir insanlık görevidir. İşverenlerin, bu süreçte çalışan kadına gereken anlayışı göstermesi ve pozitif ayrımcılık uygulaması, her şeyden önce vicdani bir sorumluluktur.

Almanya ve İsveç’te doğum sonrası ücretli izin süresi 47, Norveç’te 44, Yunanistan’da 34 hafta. Türkiye’de ise bu süre sadece 16 hafta. Bebeğin bir yıl anne sütü emmesi tavsiye edilse de, anneler dört aylık bebeğini evde bırakıp işe dönmek zorunda kalıyor. Birçok işyeri sahibi ise süt izni kullanımını neredeyse yok sayıyor.

Birçok kadının evdeki şiddete boyun eğmesi ekonomik eksiklik. Birçok AB ülkesi devlete sığınan kadına ev ve iş imkanı sağlanıyor. Ufak bebeği varsa, bebek yuvaya gitme yaşına gelene kadar belli bir maaş bağlanıp, evinin kirası, eşyalarının alımı sağlanıyor. Ayda da düzenli olarak çoçuk parası veriliyor.

Türkiye, yüzde 9.1’lik kadın milletvekili oranıyla, dünya genelinde 136’ncı sırada. Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunların düzelememesinin ardında da bu vahim uçurum gizli aslında.
Meclisteki kadın Milletvekili sayımız çok az.

Az olmasa da ne değişecek ki?


Kadından sorumlu Devlet Bakanımız ne yapıyor?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum