1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. JİM CROW YASALARI VE MARTİN LUTHER KİNG GERÇEĞİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

JİM CROW YASALARI VE MARTİN LUTHER KİNG GERÇEĞİ

A+A-

        JİM CROW YASALARI VE MARTİN LUTHER KİNG GERÇEĞİ

 

               Günümüzde medeniyet meşalesini 1000 yıllık meziyetiymiş gibi kimselere kaptırmayarak ve başkalarına yakıştırmayarak kendisini uygarlığın beşiği addeden Amerika Birleşik Devletleri, daha sadece 45 yıl önce mağara bedevilerinin bir başkasına layık görmeyeceği davranış biçimlerini sıkılmadan üstelik mevzuatlaştırarak kendi yurttaşlarına karşı yasalaştırmıştı.

 

               Bahsini işleyeceğimiz konu; meşhur “JİM CROW YASALARI” dır. 1875 yılında bu yasa ABD’de kabul edilmiştir. Yasanın kabulü ile birlikte öncelikle tüm güney eyaletlerinde ırki ayırım uygulamalarına gidilmiştir. Her mekâna neredeyse sadece beyazlaradır tabelaları asılmıştır. Bu yasa ile görünürde kapsam dışında tutulan yerler de uygulamadan esinlenerek ülkenin her bölgesinde derin ayrımlara gidilmiştir. Oteller, tiyatrolar, kütüphaneler ve hatta asansör ve kiliselere siyahî insanlarla birlikte beyazların girmesi kanun hükmüyle yasaklanmıştır. Ayrımın en ağır şekilde hissedildiği yerler okullar olmuştur. Siyahîler ile beyazların aynı okulu aynı sınıfı paylaşmaları; hayali bil edilebilecek enstantaneler değildi. Bütün bunların olduğu bir ülkede, bu iki ayrı renkteki insanların biri birileri ile evlenebilmeleri zaten düşünülmezdi bile.

 

               İşte bu kadar masum taleplerin insanların rüyalarını süslediği tarihin sadece yarım asırdan az bir dönem öncesinde, Amerika coğrafyasında bu akıl almaz insani olmayan uygulamalar hüküm sürmekteydi. İşte bir siyahî çocukla bir beyaz çocuğun bir okul bahçesinde el ele tutuşup oyun oynayabilmesi gibi bir hayale, hayatını feda eden MARTİN LUTHER KİNG; işte bu dönemim özgürlük hareketinin lideridir. 

 

               O, 1963 yılında "İş ve Özgürlük İçin Washington'a Yürüyüş" sırasında Lincoln Anıtı önünde yaptığı "Bir Hayalim Var" konuşmasıyla ünlüdür. Yaklaşık 300 bin kişinin toplandığı meydanda yaptığı konuşmasında öylesine masum talepleri öne sürüyordu ki, bu çok olağan taleplere bile tahammülsüzlük gösteren hâkim güçler onun hayatını sevenlerine çok görmüştür. MARTİN LUTHER KİNG ‘in “bir hayalim var” adlı hitabeti Amerikan tarihinin belki de en etkili konuşmalarından birisidir. Çünkü tüm gözlemci otoriteler bu kanaatte ittifakla birleşmişlerdir. Konuşmasının en yürek sızlatan bölümü, 39 yaşında iken 4 çocuk babası olarak, tüm siyahî çocuklar adına kendi çocuklarının adını dile getirerek kurduğu cümlelerdir. Hitabetinin bu en lirik iddiası, aynı zamanda siyahîlerin o günlerdeki hayalleriydi. Aynı hayal ve mefkûre adına toplanan yüz binlerce kalabalığa seslendiği en etkili cümlesi orijinal haliyle şu şekildedir.

 

            – “I have a dream that my four little chidren will one day live in a nation where they will not be judged by the colour of their skin, but by the content of their character.”  Bu çok manidar cümlesinin Türkçe anlamı: “Bir gün, dört çocuğumun da, derilerinin rengi ile değil de, kişilikleri ile yargılanacakları bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var.” İfadesidir.

 

               Başta ABD olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri yaklaşık 200 yıldan bu yana, insan haklarını, adaleti, eşitliği, özgürlüğü, kalkınmayı ve demokrasi zorlamasını ulaşabildikleri tüm dünya ülkelerine cömertçe sunmanın gayreti içerisinde olduklarını, demokrasi bahanesini de öne sürerek kullanmışlardır(!) Gerçek olan ise, tüm bu çaba ve söylemleri ile sömürge karakterlerini tüm mazlum milletler üzerinde acımasızca icra etmekten başka bir kaygı taşımamışlardır bu güne kadar. Daha 45 yıl öncesine kadar demokrasinin ve insan hak ve hürriyetlerinin en cılız ifade ve uygulamalarından mahrum olan bu odaklar, binlerce yıldan beri insanlığa huzuru, adaleti, gerçek demokrasiyi ve kutlu medeniyetleri sunan milletleri terbiye etme rolünü üstlenmişlerdir. Tüm bu imkân ve azametlerini ise, sahip oldukları emperyalist organizasyonlarından almaktadırlar.  

 

               Medeniyetin ve demokrasinin temsilcileri olduklarını fırsat buldukça beyan Amerika ve ıkı müttefikleri AB ülkeleri ne hazindir ki sıkça da gerçek niyetlerini kırdıkları potlarla ele vermektedirler. 16 Kasım 2004 tarihinde, Marsilya'da bir konferansta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, "Üstelik hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız" şeklindeki ifadesi ile tarihin hangi dönemlerine çakılı kaldıklarını ispat etmiştir. Yine 11 Eylül saldırılarının ardından Başkan Bush’un Bizans hatırlatması yaparak, "Saldırılar güçlü bir devi uyandırdı. Tüm dünyayı teröristlerden temizleyeceğiz, başlattığımız mücadele bir Haçlı Savaşı'dır" diyerek dillerine pelesenk ettikleri tüm söylemlerin sahte ve aldatmacalardan ibaret olduğunu belgelemiştir.

 

              Unutmamalıyız ki; emperyalistlerin kaba kuvvetlerinden daha önce vurucu güç olarak kullandıkları Demokrasi Silahı, insanlığın 21. yüzyıldaki karşı karşıya kaldığı en menfur tehlikedir. Hoşça kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar