Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

JİLET

A+A-

JİLET


            “Ben de insanım, ben de insanım!” diye bağırıyordu tinerden beter olmuş ses tonu ile bir sokak çocuğu. “İnsanlar beni görünce kaçıyor, bize öcü gibi, düşman gibi bakıyorlar.” diye devam ediyordu gözü yaşlı bir vaziyette. Bu görüntüye takılıp kalan istisnasız bütün gözler anında idrak yollarında bir hüzün, bir çaresizlik ve mahcubiyet ile derinden inleyen naçar sokak çocuğunun feryadına içe akıttığı gözyaşları ile karşılık vermeye çalışıyordu. Bu çocuklar bu hale nasıl geldi, bunların bu hale gelmesinde katkımız ne kadardır diye sorgu faslına başlamak istiyorum.
            Uyuşturucunun, madde bağımlılığının arttığı ve herkesin ağzında söylem olarak sakız olduğu günlerdeyiz. Konuşmanın dışında ne yaptık bu çocuklar için. Hep başkasının çocuğu mu olur diye düşünüyoruz. Bizim çocuğumuz yok mu, kardeşimiz, akrabamız. Yani bizi bulmaz mı bu musibet. Bugün, yarın, ertesi gün… Öyleyse bu rahatlık da neyin nesi, kimin fesi diye kurcalamak istiyorum zihinleri.
            Gözyaşları akmaya başladıktan sonra nasıl düzeltebiliriz kanayan yürekleri. Kaybettikten sonra gençleri, nasıl kazanabiliriz bir daha onları. Bu oyunun kuralı bize ya da çocuklara göre belirlenmemiş. Baştan yenilgidir, mağlubiyettir. Ve bir kişinin mağlubiyeti bütün bir ilçenin sayılır. Satırı satırına kazıyın beyninize. Konuşacağınıza bir şeyler yapmaya çalışın. Kazanmaya çalışın çocukları, ikna etmeye başlayın, mücadele edin zararlı olan her şey için. Bu zararlı unsurlar fikirsel bazda da çocuklarınıza musallat olursa elden ne gelir sonra bir düşünün bakayım.
            Kolları jiletlerle çizilmiş doğunun engebeli coğrafyasına benzeyen çocuklar görüyorum. Kollardaki sinirleri atılan çiziklerle ya da kesiklerle ölmüş ve bir daha sağlıklı bir çift kol olarak bağlı olduğu bedene bundan sonra bir şekilde de olsa hizmet edemeyecek ve ilerideki pişmanlıkların bu neticeyi katiyen değiştiremeyeceği bir gençlikle karşı karşıyayız. Yanlışlık bunu gösterip yaşıtlarına hava atan bu çocuklarda değil, kendilerini bunun dışında gösterecekleri bir alan yaratamayanlarda, alternatif üretemeyenlerde diye düşünüyorum.
            Her çocuğun elinde sigara. Marifetmiş gibi telakki ediliyor. İlk gençliğe adım atarken kendilerini ispat ve gösterme adına bir araç olarak dudaklardaki ve ciğerlerdeki yerini alıyor. Sigara artık normal olarak kabul edilmeye başlandı. Hatırlarımda eskiden tek tük içenler mutlaka gizlenerek içerlerdi, o da izmaritti. Şimdikiler büyüklerin yüzüne üfleyerek içiyorlar ve kimseden ses çıkmıyor. “Senin çocuğun sigara içiyor efendi!”diye ikaz etsek zatı muhteremleri, hemencecik cevabı suratımızın kızarmaya müsait en hassas noktasına gelecek şekilde ayarlı bir çift gurur ya da aymazlıkla: “Benim oğlum sigara içmez.” diye lafı yersiniz.
“Senin çocuğun tiner çekiyor, bali çekiyor efendi hazretleri!” diye uyarsak zatı hayırı; “Sana ne? Bundan sana ne? Öyle bir şey yok.”şeklinde rencide edilir ve aldığınız cevabın sizi mort eden mahcubiyeti ile cuk diye oturuverirsiniz yerinize. O zaman afiyet bal şeker olsun diyeceğiniz gelir ama bu mereti içen, çeken yarın bir sonraki gün aynı toplumda yaşadığınız için gelir sizi de bulur bizi de.
            Duyarlılığınız bir başkasının duyarsızlığı karşısında yankılanan ses gibi kalır. Ama susmamak lazım artık, sağlıklı gençler istiyorsak beyinleri çeşitli maddeler ve fikirlerle zehirlenmiş yarınlar istemiyorsak o zaman uyanın ve mücadele edin. Gençler yok şöyleymiş, yok böyleymiş gibi sırf duyumsal sözlerle hareket edip bizden uzak olsun anlayışı ile seyirci kalırsak yarına yazık ederiz ve bunu hep birilerinden beklersek bu iş asla olmaz. Bu memleketin gençleri için bir şeyler yapmanın zamanı geldi. İnancın zayıfladığı, ahlakın rafa kalktığı, insanlığın bilmem kaçıncı sıralara gerilediği, yardımseverliğin unutulduğu, benmerkezci zenginliğin arttığı, insanlar arasında sınırsal farkların açıldığı, makamsal saltanatların hüküm sürdüğü ve bunu güç farkı olarak değerlendirildiği, fakirliğin bir bataklık gibi her türlü sivrisineğe ev sahipliği yaptığı günlerdeyiz.

            Gençleri adam yerine koymanın, ahlaki yönlerden ıslah etmenin, okutmanın, insan olmanın aciliyetini vermemiz lazım. Eskiden dini sohbetler yapılırdı, gençler fikirsel anlamda düşünsel manada iyi ya da kötü bir şeylere mensup olmanın gözetiminde hal ve hareketlerine dikkat ederek kendilerine çekidüzen verirlerdi. Şimdi din adamlarımız nerde? Ne yapıyorlar bu çocuklar için? Eğitimcilerimiz uyumuyorlar inşallah? Sağlıkçılarımız hakeza. Semineri, konferansı, etkinliği, birebir iletişimi ile pekâlâ kazanabiliriz bu çocukları. Planlı programlı bir şekilde. İlçede gençler hitap edecek alanlar yaratmalı onları meşgul edecek işler ortaya koymalıyız. Bina üstüne bina yapıyoruz. Kaç kişi bir insanı kazanmanın, bir insanı doğru yola çekmenin, bir insanı ıslah etmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyor. Bir bina diken, on bina daha dikerken; bir yürek yapan bin yürek yapmaya çalışıyor. Hangisi kalıcı? Hangisi iki dünyada bizi mesut edecek, ihya edecek? Bir kitap alıp, bir gence hediye eden kaç insanımız var? Bir fakir çocuğu alıp onu giydiren kaç apartman sahibimiz var? Bali çeken bir çocuğu alıp karşısına bunun zararların anlatan kaç doktor var. Üniversite okumanın ne kadar önemli olduğunu zikreden kaç öğretmen var. Sarhoşluk veren maddelerin ve insana zarar veren maddelerin dinimize uygun olmadığı anlatan kaç din adamımız var.
            Kolunu göğsünü çaprazlama fişeklik gibi çizen jiletçi gençleri görünce neden bu hale geldik diye kendimi sorguluyorum. Bu çocukların etlerine attıkları çizikleri tıp yok edebilir ama ruhlarına toplumun attığı çiziği kim düzeltebilir. Hepimiz suçluyuz. Başınızı önünüze eğin. Beğenmediğiniz bir genci gördüğünüzde onu kınamayın lütfen. Kaç kez onu kazanmaya çalıştığınızın çentiğini tutun yüreğinizde. Onların kendi vücutlarına attıkları her bir çizik aslında memleketin kendi yüzüne attığı ve asla düzeltemeyeceği kocaman bir yara izidir.
            Müslüm damardan zerk ederken garibanlığı, çaresizliği, yokluğu, ezilmişliği arabesk tam tamların kulaklardan girerek ruhlarında yaptığı tahribatı düzeltebilecek donanıma sahip insanlarımızı bulmalı milli ve dini hassasiyetleri panzehir olarak kullanarak bu çocukları ıslah etmeliyiz.
            Jiletsiz, sigarasız, balisiz, tinersiz, uyuşturucusuz bir gençlik için ilçenin adım atması ve gereken tedbirleri alıp bu çocukları uyumlu ve sağlıklı bireyler haline getirmenin planlarını yapmalıyız.
            Lütfen zor olanı, meşakkatli olanı seçiniz.
            Bir insan, çok şey demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum