1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. İSTİSMARIN ADI VAR, KENDİ YOK
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

İSTİSMARIN ADI VAR, KENDİ YOK

A+A-

Dün akşam bir misafirim vardı.Genç bir kız..Hacettepe Üniversitesinden geldiğini söyledi. Kadına uygulanan şiddet ve cinsel istismar üzerine bir araştırma yapıyorlarmış. Rastgele seçilen adreslere gidiyorlar, evin hanımı ile görüşmeler yapıyorlarmış. Seçilen 24.000 adresten biri de benimki imiş. Yaklaşık 40 dakika süren soru cevaptan sonra yolcu ettim genç araştırma görevlisini. Araştırma sonuçları bir sekteye uğramazsa 2009 yılının Mart Ayında açıklanacakmış. Onu yolcu ettim fakat bu arada birçok soru da bana kaldı. Türkiye"de kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar konularında daha önce yapılmış araştırmaları inceledim uzun uzun.. Henüz devlet eliyle yapılmış bir araştırma yok. Genellikle üniversiteler ve kadın dernekleri yapmış anketleri. Cinsel istismar kapalı toplumlarda konuşulmayan bir konu Türkiye öyle bir ülke.

Cinsel istismar ortaya çıkmayan bir olgu saklanan bir olgu. Nasıl ortaya çıksın ki , yapan çocuğun babası, ağabeyi, ya da amca dayı oğlu.. Çıkan olgularda yeterli şeyler yapılabiliyor mu? Hayır yapılamıyor. Burada çocuğun afişe edilmesi, yeterli tedavi görememesi fiziksel tedavi dışında psikolojik tedavi dışında çok sıkıntılar olması uzmanlaşmış merkezlerin olmayışı gibi sıkıntılar var. Benim çocuğumun başına gelmediyse beni ilgilendirmez bu kadar kötü bir konu benim içimi çok karartıyor deyip herkes görmemeyi yeğliyor öncelikle bunu aşmamız gerekiyor. Uzmanlar bir çocuk politikasının olmamasının günlük tedbirlerle durumun idare edilmesinin çocuğa yönelik fiziksel ve cinsel istismarların önlenmesini, yargıya yansımasını, zorlaştırdığına işaret ediyor. Daha önce yapılan araştırmalara göre, cinsel istismara genel olarak 8-11 yaş grubu arasındaki çocuklar maruz kalıyormuş. Mahkemelere yansıyan vakalara göre, çocuğa istismarın yüzde 57'sinin baba, yüzde 4'ünün ağabey, yüzde 3'ünün yakın akraba, yüzde 26'sının ikinci akraba tarafından yapılmış. İstismara uğrayan küçük çocuklarda, aşırı hareket ve aşırı talepkâr olma ile kendini gösteren hiperaktivite, mutsuzluk, ağlama, itaatkâr olma, hiçbir şeye ilgi göstermeme, öfkeli saldırgan olma, diğer çocuklara veya oyuncaklara cinsel içerikli davranışlarda bulunma, parmak emme gibi belirtiler görülüyormuş. İstismar hakkında bilgisizlik, nereye ve nasıl ihbar edileceği konusunda bilgisizlik, kurum ve kuruluşlara olan güvensizlik, ispiyonculuk damgası korkusu, istismarcıdan korkma ve mağdurun yüz yüze konuşmaktan utanması gibi sebepler yüzünden mağdurlar seslerini duyuramıyor. Dünyada da çocuk istismarının her geçen gün yayılma hızını artırdığını söylersek, istismarın önlenmesi konusunda alo-imdat ve bilgilendirme hattı projelerinin koruma çalışmalarında lokomotif rol oynaması gerekli diye düşünüyorum.

Yani cinsel istismara uğrayan çocuk  yarının anne ve babası olacak bakalım o izler silenebilecek mi? Yılda ortalama 10 bin çocuk cinsel istismara maruz kalıyormuş, fakat ne yazık ki  bu rakamların buz dağının sadece suyun üstünde kalan kısmı olduğunu bilmek ne acı..
       Aile toplumun temelini teşkil eden sosyal bir kurumdur. Anayasanın 41. maddesi “Ailenin korunup geliştirilmesi devlet açısından anayasal bir görevdir” der. Ancak Türkiye"de devletin bu görevini yerine getirdiğini söylemek zordur değil mi?

 Hiç kimse cinsel istismara maruz kalmayı istemez,

Aynı şekilde hiç kimse cinsel istismara maruz kalmayı hak etmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.