1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. İşte Kurtulmuş'un yol haritası
İşte Kurtulmuş'un yol haritası

İşte Kurtulmuş'un yol haritası

HAS Parti bu seçime girmeli mi? Kurtulmuş bu tarihi soruyu "akil insanlar" diyebileceğimiz kişilerle istişare etmiş olabilir mi?

A+A-

HAS Parti bu seçime girmeli mi?

Dün, Anadolu Gösteri Merkezi'nde düzenlenen toplantıda partisinin seçim beyannamesini açıklayan, HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’u izlerken, bu soruyu sordum kendime; Has Parti bu seçime girmeli mi?

Neticede HAS Parti, AK Parti tabanına benzer seçmen kesimlerinden oy alacak.

Yani, bu seçimde ülkenin geleceği adına AK Parti’nin 3-4 puan daha fazla oy almasına mı ihtiyaç var, yoksa, AK Parti’den eksilme pahasına HAS Parti’nin yüzde 3-4 oy almasına mı? Kaldı ki, yüzde 1’de alsalar sorunun ana çerçevesi değişmez.

Bence bu soru, birkaç gün içinde cevaplandırılması gereken kritik konulardan biridir?

HAS Parti bu seçime girdiğinde Sayın Kurtulmuş’u bekleyen en önemli riski aşağıda izah edeceğim. Ama önce, “Has Parti bu seçime girmeli mi?” konusunu biraz daha açalım...

Has Parti Genel Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ve kurmayları, hem kendi aralarında parti içinde istişare ederek, hem de aktif siyasetin içinde olmadan ve bir parti ile doğrudan aidiyet bağı bulunmadan ülkenin gidişatı konusunda sürekli zihin yoran, çözüm üretmeye çalışan, hangi partiden gelirse gelsin bu ülkenin hayrına olabilecek her projeye sahip çıkma düşüncesinde olan, herkese ve her düşünceye eşit mesafede durmasını bilebilen “akil” insanlardan oluşan isimlerle bu meseleyi derinlemesine istişare etseydi.

Etti mi, buna gerek duydu mu, bilemiyorum...

Örneğin, eğer hayatta olsaydı, Sayın Kurtulmuş’un hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim bu soruya ne cevap verirdi?

Prof. Dr. Hayrettin Karaman Hocamız bu duruma ne derdi?

Medyadaki kalem erbabının vicdanı durumundaki Ahmet Taşgetiren Beyefendi meseleye nasıl yaklaşırdı?

Dün Özal’ın vefat yıldönümüydü? Eğer Özal vefat etmeseydi ve emekli cumhurbaşkanı olarak köşesine çekilmiş durumda olsaydı, bu soruya ne cevap verirdi?

Dikkat edin, Rahmetli Erbakan yaşasaydı, Sayın Demirel’e gidilseydi bu soruya ne cevap verirlerdi, demiyorum.

Onların vereceği cevabı bilememek, Türk Siyaseti’nin son 50 yıllık seyir defteri hakkında hiç malumatı olmamak demektir.

Demirel malum...

Tıpkı Cindoruk’un son açıklamasında yaptığı gibi, Demirel’in akıl verdikleri, AK Parti’ye karşı bu seçimde, CHP’ye sonuna kadar hizmet etmeye azmetmiş vaziyetteler. Bu seçim onlar için hayat memat meselesi. Türkan Saylan’ın olduğu gibi, bu isimler de son nefeslerini buna ayırdılar.

Sevenleri kızacaklar biliyorum ama, yaşasaydı sizce Merhum Erbakan’ın tavrı nasıl olurdu? Madem bu seçim bu çevreler için hayat memat meselesi, öyleyse biz de güçlerimizi daha güçlü olanın yanında birleştirelim mi derdi?

Yani, Çankaya’ya Gül’ün yerine Haberal’ın çıkmaması, Başbakanlıkta Erdoğan yerine Kılıçdaroğlu’nun oturmaması için gayret mi ederdi? Oylar bölünmesin mi derdi?

Yoksa, AK Parti’ye verilmesi muhtemel yüzde 40-50 oyu batıla verilmiş sayarken, Saadet’in alacağı yüzde 2-3’lük oyu imanı muhkem insanların şu anki oy oranı olarak mı lanse ederdi? İlerlemiş yaşına rağmen miting meydanlarında partisine oy kazandırmaya çalışması netice itibariyle CHP’ye mi yarardı, AK Partiye mi?

AK Parti Anayasayı değiştirecek sayısal çoğunluğu birkaç puan oy farkıyla kaçıracaksa eğer, bu durum, Saadet Partisi açısından tarihe karşı izahı güç sorumsuzluk örneği olur falan diye mi düşünürdü? Yoksa, Saadet Partisi olarak seçimlere sonuna kadar asılmakta beis görmez, hatta AK Parti’nin gücünü yitirmesini, iktidardan devrilmesini İslam aleminin saadeti olarak mı görürdü?

Şunu anlatmaya çalışıyorum...

Türkiye böylesine kritik şartlarda seçime giderken, düne kadar milletin ensesinde boza pişiren, inançları ile alay eden, millete her türlü komplo kurmak için oyun içinde oyun oynadıkları anlaşılan insanları sandık üzerinden yeniden itibar sahibi yapmaya çalışan birileri varken, üstelik bir cephe oluşturup sonuna kadar kenetlenmişlerken; ...ve bu şartlarda sandık yaklaşırken, seçimin favorisi durumundaki güçlü bir sağ partinin oylarından yüzdelik dilimler halinde birer ikişer oy tırtıklamak sizce kime hizmet eder?

Babama oy vermedim

Tekrar ediyorum, olay AK Parti meselesi değildir. Böylesi çetin şartlarda seçim yaklaşırken, şu an iktidarda hangi parti olmuş olursa olsun, o partinin yanında olma ve güçleri bir adreste birleştirme stratejisinden söz ediyorum. İktidarda AK Parti olmasaydı da, yorumumuz aynı olacaktı. Tıpkı, babam 1987 seçimlerinde Refah Partisi’nden milletvekili adayı iken, beraber gittiğimiz sandıkta benim oyumu Anavatan Partisi’ne vermem gibi. Babamın kendine verdiği oy baraj altında heba olurken, ben ve benim gibilerin verdiği o birer oy, Özal’ı o seçimin ardından Çankaya’ya çıkardı. Özal’ı Çankaya’da ziyaret eden tek Refah Partili de, Sayın Abdullah Gül olmuştu.

Sarıgül kadar olmak...

Şu an elinin altında hiçbir siyasi oluşum olmamasına rağmen, yapılan siyasi lider araştırmalarında Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’ndan sonra 3. sırada çıkıyor.

Kendisine sordum, işte o Sarıgül, “bu seçimde Kılıçdaroğlu’nu desteklemek gerektiği yönünde belli çevrelerin kendisine yaptığı ısrarlı tavsiye üzerine” siyasi hareketinin faaliyetlerini durdurduğunu söyledi.

Sarıgül’den sonra ismi anketlerde öne çıkan diğer siyasi lider Sayın Numan Kurtulmuş... Kendisi AK Parti sonrasının siyasi lideri gibi algılanmaktadır.

Bakın şuraya yazıyorum...

 Eğer Sayın Kurtulmuş bu seçime girer ve barajı aşacak oy alamazsa, siyasi itibarı bundan büyük zarar görecek ve zihinlerde baraja altı lider olarak algılanarak, Muhsin Yazıcıoğlu Bey’in, “Bu millet bizi seviyor ama oy vermiyor” durumuna düşecektir.

AK Parti’ye karşı seçime girmeye hazırlanan Sayın Kurtulmuş, Sayın Gül ve Erdoğan ikilisi herhangi bir nedenle siyaset sahnesinden çekilseler bile, belkide son 50 yılın en kritik seçimi durumunda olan bu seçimde oyları ölen durumunda olursa, Sayın Gül ve Erdoğan’a misyon yükleyen çevreler tarafından potansiyel bir siyasi lider olarak algılanma vasfını kaybedecek, dolaylı da olsa karşı cepheye hizmet etmiş insan durumuna düşecektir. Bu durumda siyaseten çok yıpranacağı ve kendi siyasi kariyerini bitirme noktasına getireceği konusunda iddiaya girebilirim.

Üstelik, bu seçime girmediğinde Sayın Sarıgül gibi hala gizemini koruyacakken, yani gün gelip kendisine millet tarafından “haydi, artık bu görev senin” denilme  fırsatı varken, seçime girdiğinde büyüsünü kaybedecek ve baraj altı lider etiketi alnına yapışacaktır.

Seçimde, CHP ve MHP’ye destek olunması talimatı veren Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener’den ne kadar farklı bir tutum izlediği konusunda kitleleri ikna etmekte zorlanacaktır. Şener’in çağrısı CHP ve MHP’ye binde 1 oy bile fazladan getirmez ama, AK Parti’den yüzde 1 oy götüren HAS Parti’nin siyasi duruşu, nihai analizde kesinlikle Şener’in tavrından farklı olmaz. HAS Parti’nin yüzde 1-2 oy alması parti açısından neyi değiştirir bilinmez ama, AK Parti’nin yüzde 1 az oy alması Türkiye için çok şey değiştirebilir.

Bu yazıdan siyasi yandaşlık anlamı çıkarma çabasında olacak kişileri dikkate almayınız. Yüzdelik dilim olarak o mealde hiç yorum yapan olmaması, istatistik bilimine aykırıdır.

Şu an anketlerde Sarıgül’den sonra ismi en çok zikredilen lider durumundaki Sayın Kurtulmuş, eğer seçime girer ve tüm Türkiye’ye, “vay bee”  dedirtecek oy alamazsa, sizce yine siyasi açıdan çekim merkezi olma özelliğini korur mu, yoksa kendisine yazık mı olur?

Ya da sorumuz şu: Bu seçime yönelik stratejileri açısından, davaları diyebileceğimiz düşüncelerine, fedakarca tutum açısından Sarıgül mü daha çok hizmet ediyor görünüyor, yoksa Kurtulmuş mu?

HAS Parti’nin hedefi içinden kopup geldiği Saadet’i geçmek mi, barajı geçmek mi? Saadet’i geçmesi ülkeye ne kazandırır, bu seçime girmemesi ne kaybettirir?

2 ay daha sabredip bu seçime girmeden, seçim sonrası 75 Milyonluk Türkiye’nin yeni dönemdeki siyasi aktörü olabilme ve Sayın Erdoğan’ın bir daha aday olmayacağım dediği bir zeminde dikkatleri üzerine çekebilme fırsatı varken, göz göre seçime girip karizmayı çizdirme riskini almak nasıl birşeydir, yorumu size bırakıyorum.

(Bu yazıyı bir çıktı alıp saklayın. Birçok yazımızda olduğu gibi, bu da lazım olacak.)

Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.