1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. İŞÇİ DOSYASI (3)
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

İŞÇİ DOSYASI (3)

A+A-

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA İŞVERENİN GÖREVLERİ


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  açısından işverenin  sorumluluğunu doğuran düşünce,   değişik düşüncelerden  hareketle  tek bir noktada buluşmaktadır. Bu düşünceler aşağıda belirtildiği gibi sıralanabilir:

•    Tehlike  unsuru ile  sorumluluk unsuru eş anlamlıdır.

•    Üretimden yararlanan  kişi işveren olduğuna göre, sorumluluk ta ona ait olmalıdır.

•    İşçi,  ekonomik açıdan işverenden daha zayıf olduğuna göre, işverenin karşısında korunmalıdır.

•    İşçi, İşverene göre sosyal açıdan  da güçsüz durumdadır,  bu nedenle  işverene karşı korunmalıdır.


Bu düşünceler doğrultusunda  güvenlik konusunda sorumluluğun  işverene ait olduğu  kabul edilmektedir.


En kısa deyimi ile işçisine karşı kusursuz sorumluluk ilkesi ile sorumlu tutulan işverenin,işyerinde zarar  riskini azaltan  tedbirler yerine, tehlike riskini azaltan ve hatta ortadan kaldıran  tedbirleri alması  en akılcı yöntemdir. Bu günkü mevzuatımızda da kabul gören prensip budur. Bu  nedenle işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından  görevlerini  aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür.

 

Mevzuatı Yerine Getirme Görevi


İşçi Sağlığı ve iş güvenliği konusunda  işverene düşen en önemli görev mutlaka yazılı kurallara (mevzuata) uyma yükümlülüğüdür. Burada özel olarak vurgulanması gereken husus, işverenlerin bu kurallara  elden geldiğince durumu elverdiğince, gücü yettiğince  uyması değil, kendi işyerini  ilgilendirdiği  ölçüde  bu kurallara uyma zorunluluğunun bulunduğudur.


İşyerlerinde güvenlik önlemlerinin alınması, işverenin işçisini  gözetme borcunun bir sonucudur. İşveren, İş Kanununa tabi bir işyeri işletiyorsa  bu yasa ile getirilmiş  hükümlere, yok eğer  İş Kanunu  kapsamı dışında kalan bir işyeri   işletiyorsa  bu kez de Borçlar Yasası  ile getirilen  hükümlere uymak zorundadır.


Burada sözü geçen mevzuat sadece  yazılı olan değil, yazılı  olmayanları da kapsamaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 4.Maddesi incelendiğinde de görülecektir ki, yasa koyucu  bu madde ile işverenin yükümlülüğünü belirlerken, mevcut önlemlerle yetinilemeyeceğini, günün  ve teknolojinin getireceği yenilikleri de takip edip, bunların işyerlerinde uygulanması görevinin de  işverende  olduğunu açık  olarak dile getirmektedir. 


Borçlar Yasasından farklı düzenlemeye gidilmiş olan İş Yasasındaki temel  kural, önlemin  objektif açıdan yerine getirilmesi gerekli ise, başkaca bir husus dikkate alınmaksızın,  bunun yerine getirilmesi zorunluluğundan bahsedilir. Gerek maliyetin yüksekliği gerekse de  hakkaniyete uymayacağı  savunması yapılamayacaktır.


Bu nedenle  yasa koyucu, İş Yasasında  Borçlar Yasasından farklı olarak, hakkaniyet  ilkesinden ve adalete  uygunluk ilkesinden  söz etmemiştir. 


İş Yasası kapsamında olan bir işyerinde alınacak önlem, bilim, teknik ve deneyimin ulaştığı ve yazılı teknik literatürde yer alan şekil ve düzeyde olmalıdır. Olayın meydana geldiği  sırada, bilim ve tekniğin ulaştığı düzey, meydana gelebilecek iş kazasını   önleyebilecek tedbir ve olanaklara sahip ise, işveren gereken önlemleri almamış sayılmaktadır. Bunun doğal bir sonucu olarak da, İşçi Sağlığı ve İş güvenliği Tüzüğünün 4. Maddesinde işverenin  sorumluluğuna bir sınır getirilmiştir.

 

İşçileri Eğitme Görevi


İşyerinde sadece  tedbirlerin alınmış olması  çoğu kez tehlikeyi ortadan kaldırmamaktadır. Önlemlerle birlikte;  bu önlemlere uyma, tehlikeleri  bilme ve tekniğin getirdiği yenilikleri  de öğrenmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 3. Maddesi  ile  Parlayıcı ve  Patlayıcı Maddeler Tüzüğünün 73.üncü maddesindeki düzenlemeye yer verilmiştir.


Buna göre işveren, işçisini mutlaka eğitecek  onun bilgisinin yeterliliğine güvenmeyecektir. Bu eğitim sadece işe yeni giriş sırasında yapılmayacak,   her iş değişmesinde  yenisinin tehlikeleri  ve alınacak önlemler  konusunda işçiler yeniden eğitimlere tabi tutulacaktır. Burada  görüleceği gibi, işverenin işçilerini  eğitme görevi  süreklilik göstermektedir. Ayrıca yapılan eğitimlerin, eğitilenlerin  eğitim  ve kültürü seviyesinde olması,  uzman kişiler tarafından verilmesi ve gerçekçi olması gerekmektedir. Aksi takdirde  yarar sağlaması mümkün değildir.


Küçük çaplı işyerlerinde sıklıkla karşılaşılan, " işçiler ustaları tarafından  denetlenip eğitilmektedir " şeklindeki savunma ve yaklaşımlar  aslında  büyük ve beklenmeyen tehlikelerin  mesleki körlük- işyeri körlüğü nedeni ile  ustalar tarafından da  görülemeyeceği gerçeği  bunu savunanlar tarafından da bilinememektedir.


İşverenin Denetim Görevi


Her  şeyde olduğu gibi,  güvenliğin temeli  de denetimdir. İnsanlar, ne kadar eğitilmiş olsalar da, ne kadar işlerine eğilip  önem verseler de, denetlenmedikleri takdirde, bir süre sonra bu özelliklerini  kaybetmektedirler. Bu nedenle  bu özelliklerini canlı tutmanın yolu eğitimle birlikte denetimden geçmektedir.


Bir insanın dikkatini sürekli olarak bir konuda  toplayabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle  işçilerin sürekli olarak denetlenmesi noksanlıkların  zamanında  görülmesi ve risk oluşmadan  önlem alınması  gerekmektedir.


İşyerlerindeki  sağlık ve güvenlik kurallarının  denetlenmesi  sadece devlete ve işverenlere bırakılmamıştır. Yasa koyucun İş Yasası 76.Maddesi  gereği, 50 ve daha fazla işçinin  6 aydan daha fazla  bir süre ile çalıştığı ve sanayiden sayılan işlerin yapıldığı işyerlerinde; işveren ve işçi temsilcilerinin işyerlerindeki tehlikeleri birlikte görmeleri, tartışmaları ve alınacak önlemleri yine birlikte karar vererek almaları  ve savsaklama yapmamaları konuya daha ciddi olarak bakmaları ve oto kontrol sistemi oluşturmaları  amacıyla İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu  kurulmasını ve çalışmasını zorunlu kılmıştır.

 

İşçileri Alınacak Güvenlik Önlemlerine  Uymaya Zorlama Görevi


Sanayide ve işletmelerde görülen tehlikeler karşısında  işverenlerin bu tür bir görevinin bulunduğunu  kabul etmek gerekmektedir. Aksi takdirde tüm görev ve yükümlülüklerini yerine getiren, ancak bunlara uyulmadığını da gören işverenin,  işçisini koruması imkansız olacaktır. İş Yasası daha önce de belirtildiği  gibi, işverenlere bu konuda en geniş yetkiyi vermektedir.


Yasanın 17/II- g  maddesinde  açık olarak,  bir zararın doğması beklenmeksizin, tehlikenin  doğmuş olması durumunda işçinin hizmet akdinin  tazminatsız ve bildirimsiz  feshetme yetkisini  vermiştir. Böyle olmakla birlikte  bu yetkinin koşulsuz olarak  uygulanabilirliğini savunmak  da mümkün değildir. Her şeyden önce işçinin çalıştığı işyerindeki tehlikelerden haberdar edilmesi gerekir ki,  ileride  işçinin  bu tehlikeleri bildiği halde  uymadığı savunulabilsin.


Başka bir deyişle işçinin  tüm tehlikeleri kendiliğinden  bilmesini beklemek mümkün değildir. İşveren  mutlaka işyerindeki tehlikeleri işçilere uygun bir şekilde öğretmek zorundadır. İşveren alınan önlemlerin  amaçlarını ve niteliklerini  işçilere öğretmekle de yükümlüdür.


Mevzuat bu öğretme yükümlülüğünü " uygun bir şekilde " deyimi ile tanımlamaktadır. Buna göre işçilerin eğitim ve kültür dereceleri de nazara alınmak şartıyla,  işveren  uyarı levhaları ile yetinmeksizin,  kullanma talimatları düzenleme,  eğitim çalışmaları  yaparak  bu konularda işçilere  deneyim kazandırma, işçileri sürekli denetleyip, alınmış önlemlere  uymayı alışkanlık haline  getirme, önlemi yerine getirmeyen işçiyi  işbaşı yaptırmama  yetkilerine ve sorumluluğuna sahiptir.


Şüphesiz, anılan madde   ile getirilen düzenleme  bir yetki olup, mutlaka kullanılması gereken  bir görev değildir. Ancak bu yetkisini kullanmayan bir işverenin,  kusursuz bir işçiden meydana gelebilecek zarar karşısında  kendini savunabilmesi mümkün olamayacaktır.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar