1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. İŞÇİ DOSYASI (2)
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

İŞÇİ DOSYASI (2)

A+A-

İşçilerimizle ilgili dosyamızın bu gün ikinci günü..

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA DEVLETİN GÖREVLERİ


Çağdaş bir devlet,sosyal bir hukuk devleti olmak zorunda olduğuna göre öncelikle vatandaşlarının en kutsal hakkı olan yaşama hakkını güvence altına almak zorundadır. Bu da çalışanlar bakımından, çalışma ortamında tüm tehlikelerden uzak çalışmak demektir. Bu nedenle çağdaş devlet , bu görevini yerine getirecek olan tüm önlemleri belirlemek; bunların işyerlerinde uygulanmasını sağlamak ve bunları sürekli olarak düzeltmekle yükümlüdür.


Devletin görevlerini şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

DEVLETİN İŞ GÜVENLİĞİ MEVZUATINI OLUŞTURMA GÖREVİ


Bilindiği gibi hukuk devletinin temel özelliği tüm kuralların  önceden belirlenerek kamuoyunun bilgisine sunulmasıdır. Devlet bu görevini kanun, tüzük, yönetmelik gibi mevzuatı oluşturarak yerine getirir. Bizim buradaki konumuz, devletin bu görevini nasıl yerine getirdiği değil; amacı gerçekleştirmek için getirmiş olduğu düzenlemelerin nelerden ibaret olduğunun araştırılmasıdır.


Bu nedenle de devletin oluşturduğu mevzuata kısaca değinmek gerekmektedir.


İŞÇİ  SAĞLIĞI VE İŞÇİ GÜVENLİĞİNİ  İLGİLENDİREN  MEVZUAT


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği alanıyla ilgili sorunların çözümüne yönelik hükümlerin tek bir yasayla düzenlenmemiş olması, yargılanma aşamasında zorluklara yol açmaktadır.


Konuya ilişkin hükümlerin değişik yasalarda yer alması her yasanın çıkarılış amacına uygun yorumlama yapılması sırasında uygulamacıları zor durumda bırakmaktadır. Bu yorumlamalar sırasında zaman zaman yaratılan çelişkili durumlar ise yargıtay tarafından giderilerek, yasal boşluklar içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır. 


İşçi sağlığı ve iş güvenliğini ilgilendiren mevzuatın başında elbette ki hizmet akdinin tanımı yer almaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi mevzuattaki dağınıklık bizi bu tanım için Borçlar Kanunu'na kadar göndermektedir.


B.K. Md. 313 "Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi bir ücret vermeyi taahhüt eder." hükmünü  düzenlemiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise: "Hizmet akdi hakkındaki hükümler baz alınarak çıraklık akdine de tatbik olunur."  hükmünü getirerek, çırakların dahi yasa koruyucu tarafından işçi gibi önemsendiğini vurgulamaktadır.


İş Yasasında ise herhangi bir hizmet akdi tanımına yer verilmeden  doğrudan işçi,  işveren ve işveren vekili tanımına  girilmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Hükümleri de temelini Borçlar Yasası'ndan  almaktadır.


Yasa koyucu; B.K. Md. 332 de "İşverenin işyerinde çalışan işçisinin karşılaşabileceği tehlikeleri önlemek, sağlıklı bir işyeri ortamı oluşturmak zorundadır." hükmünü getirmekle bu konudaki temel düşüncesini ortaya koymaktadır. Burada görülebileceği gibi yasa koyucu  alınacak tedbirlerde sınırsız bir zorlamaya gitmemekte, işverenlerin istenebilecek olan tedbirlerin istenmesinin hakkaniyet sınırlarını  aşmaması esasını ön şart olarak getirmektedir. Olaya Borçlar Yasası açısından bakıldığında, ortada ters bir durum yok gibi görünse de  uygulamada bu hükmün yetersizliği açık olarak ortaya çıkmaktadır.


Günümüz şartları altında sanayi kuruluşlarında çalışan işçilerin iş  güvenliği   açısından korunmaları, işverenin  bilgi düzeyi,ekonomik gücü gibi değişken verilerle  değişebilecek hakkaniyet ilkesine dayandırıldığında içinden çıkılmaz bir kaos yaratılmış olacaktır. Oysa hukukun amacı sorun yaratmak değil, yaratılmış olan sorunların en doğru bir şekilde çözümlenmesini  sağlamaktır.


İş Yasası hükümlerine göre çıkarılmış bulunan İş Güvenliği Tüzüğü'nde   yasa koyucu Borçlar Yasasından farklı olarak hakkaniyet ilkesine hiç değinmeksizin, günümüz koşullarına daha uygun çözümler üretecek olan  kusursuz sorumluluk ilkesini benimsemiştir.


Anılan yasa ve tüzükte yer verilen düzenlemelere bakıldığında;

 


İş Yasası Md.73  te :
“Her işveren, işyerinde   işçilerinin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için  gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.


İşçilerde  işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlüdürler.


İşverenler, makinelerin kullanılmasından doğacak olan tehlikelerden ve bu hususta önceden  alınabilecek tedbirlerden işçileri münasip bir şekilde haberdar etmek  zorundadırlar.

 

İşçi  Sağlığı ve İş  Güvenliği Tüzüğü:


Md.1 :
İşçilere ait yatıp kalkma yerlerinde  ve diğer müştemilatında bulunması gerekli sağlık şartlarının  ve işyerlerinde kullanılan alet, edevat, makinalar ve hammaddeler yüzünden  çıkabilecek hastalıklara engel olacak tedbir ve araçların, işyerlerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik önlemlerinin neler olduğu bu tüzükte belirtilmiştir.


Md.2 : Her işveren, işyerinde işçilerinin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için, bu tüzükte belirtilen  şartları yerine getirmek, araçları noksansız bulundurmak, gerekli olanı yapmakla yükümlüdür.   

İşçiler de,  bu yoldaki usuller ve şartlara uymak  zorundadırlar.


Md.3 :  İşveren, işçilerine yapmakta oldukları işlerinde uymaları gereken  sağlık ve  güvenlik tedbirlerini öğretmek  ve iş değiştirecek işçilere yenisinin gerektirdiği  bilgileri vermek ve öğretmek zorundadır.


Md.4 :   İşverenin, işyerinde  teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun  sağlık şartlarını sağlaması; kullanılan makinelerle alet ve edevattan herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri veya hammaddelerden  zehirli veya zararlı olanları, yapılan işin özelliğine   ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan alet ve edevatla  değiştirmesi, iş kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması gerekli tedbir ve araçları  ve alınacak diğer iş güvenliği  tedbirlerini devamlı surette  izlemesi esastır. Hükümleri ile karşılaşılmaktadır.

Buradan da görüleceği gibi, yasa koyucu bu hükümlerde daha çağdaş bir görüşten hareketle, işyerinde alınabilecek bütün güvenlik önlemleri açısından  işverenleri sorumlu kılmakta, işçilerin  sorumluluğu ise  sadece alınacak bu önlemlere uymakla sınırlandırılmaktadır. Ancak bu  sorumluluğa getirilen yaptırım, işçi açısından öylesine büyük  zarara yol açacak bir yaptırımdır ki, kanımca bu yaptırım, yasada  düzenlenmiş bulunan en ağır  yaptırımdır.


İş Yasası Md.17/II- h işçinin kendi isteği veya savsaklaması yüzünden iş güvenliğini  tehlikeye düşürmesi durumunda işverene işçinin hizmet akdini  bildirimsiz ve tazminatsız  feshetme yetkisi  vermektedir.


Günümüz koşullarında  işçinin işsiz kalmasından  daha ağır bir durum  olmadığı gibi, işçi aynı zamanda  tazminat hakkından da  yoksun kalmaktadır. Bu nedenle yasalarımızın sadece işverenlere yükümlülük getiren  yasalar olduğunu, sürekli olarak işçileri kollamakta olduğunu savunmak mümkün değildir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, anılan yaptırımın  uygulanabilmesi için bir zararın doğmuş olması dahi gerekmemektedir. Bir tehlikenin  varlığı bu hükmün uygulanabilmesi için yeterli ortamı yaratmaktadır.


Ana hatları ile işçi sağlığı ve iş güvenliği düzenlemesi, yukarıda belirtildiği gibi Borçlar Yasası ve İş Yasasında  yapılmışsa da  düzenlemelerin bunlardan olduğunu söylemek mümkün değildir.


Belediyeler Kanunu - Umumi Hıfzıssıhha Kanunu - Sosyal Sigortalar Kanunu - İmar Kanunu ve benzeri kanunlarla  bu amaca yönelik düzenlemeler getirilmiştir.


28.01.1946 yılında çıkarılan "Çalışma Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki  Kanunla" Çalışma Bakanlığı kurularak, işçi sağlığı ve iş güvenliğini  sağlama ve denetleme görevi bu bakanlığa verilmiştir.


Bu amacın gerçekleştirilmesi için  İş Yasasına dayanılarak  çıkarılan belli başlı tüzükler aşağıdaki gibi sayılabilir:

 

•   İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü,

•   Parlayıcı ve Patlayıcı Maddeler Tüzüğü,

•   Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü,

•   Maden ve Taşocağı  İşletmelerinde  ve Tünel Yapımında Alınacak İSİG Önlemleri Tüzüğü,

•   Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü,                      

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.