1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. İngiliz İstihbaratı Atatürk'ü nasıl 'fişlemiş'?
İngiliz İstihbaratı Atatürk'ü nasıl 'fişlemiş'?

İngiliz İstihbaratı Atatürk'ü nasıl 'fişlemiş'?

Atatürk'ten Menderes'e önde gelen Türkler İngiliz İstihbaratı tarafından nasıl tanımlandı ve haklarında hangi notlar yazıldı?

A+A-

Zaman Pazar'ın haberine göre; Cumhuriyetin ilk yıllarında ve sonraki yıllarda İngiliz İstihbaratı Türk Liderleri ve önde gelen isimleri nasıl tanımladılar? Atatürk'ten Menderes'e İngiliz İstihbaratı'nın tanımlaması ‘Fişlenen Cumhuriyet’ adlı kitapta anlatıldı. 

İngilizlerin, Türkiye’deki önemli isimler hakkında topladıkları istihbaratlar ‘Fişlenen Cumhuriyet’ kitabında biraraya getirildi. Prof. Dr. Bülent Özdemir ile Prof. Dr. Cihat Göktepe’nin hazırladığı çalışmada dikkat çekici bilgiler var.

İngilizlerin, Osmanlı’nın son dönemindeki devlet adamı ve askerî isimler ile Türkiye’deki siyasetçi, asker ve edebiyatçıların bulunduğu bazı isim hakkında topladığı bilgiler kitap haline getirildi. İngiltere’nin gizliliğini kaldırdığı ve akademisyenlerin istifadesine sunduğu istihbarat belgelerini inceleyen Prof. Dr. Bülent Özdemir ile Prof. Dr. Cihat Göktepe, raporları ‘Fişlenen Cumhuriyet’ ismiyle kitaplaştırdı. Çalışmada; İngiliz istihbaratının 1930’lu ve 1947-1950 yıllarına ait fişlemelerde söz konusu isimlerin kısa özgeçmişi, başarıları, başarısızlıkları, İngiltere hakkındaki düşünceleri, zaafları ve fişleyenlerin şahsî yorumları yer alıyor. Fişlenen Cumhuriyet (Yitik Hazine Yayınları)’in ayrıntılarını Özdemir ve Göktepe ile görüştük.

İstihbarat raporlarında yer alan soyut ifadelere ne kadar itibar edilebilir?

Bülent Özdemir: İngiltere’nin o yıllara ait Türkiye’ye yönelik politikalarına baktığımızda bu istihbarat raporlarına ne kadar itibar ettiğini görebiliriz. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki hiçbir devlet şüpheli veya kontrol edilmemiş istihbarat bilgilerini kullanarak hem o ülkede bulunan misyon çalışanlarını yanlış yönlendirmez hem de bu bilgiler üzerine politika üretmez.

Cihat Göktepe: Bilgiler Dışişleri Bakanlığı belgeleri, resmi kanallardan merkeze ulaşmış. Ankara’daki Büyükelçilik elemanları tarafından açık istihbarat (medya ve benzeri kanallar) veya ikili görüşmelerle elde edilmiş. Büyükelçilik marifetiyle Dışişleri Bakanlığı’na intikal ettirilmiş. Oradan da Türkiye’yi de kapsayan Güney Avrupa masasında incelenerek ihtiyaç ve öneme göre daha üst birimlere iletilmiştir.

Fişlemeler yapılırken seçilen isimlerin hangi özelliğine dikkat ediliyor?

B.Ö.: Dönem itibarıyla siyasetçilerden sanatçılara kadar kamuoyuna mal olmuş kişiler hepsi. Yapılan fişlemeler Türkiye’ye yönelik politikalar üretilmesinde kullanılması yanı sıra, bilgi sahibi olmak veya Türkiye’de bulunan İngiltere misyonunda çalışanları (ki belli aralıklarla değiştiriliyorlardı) bilgilendirmek maksadıyla yapılmış.

Kişiler hakkında büyük Britanya’ya bağlılık ve hayranlığı ilişkin vurgulama yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

B.Ö.: Uluslararası ilişkilerde dostluk ve düşmanlık kavramları görecelidir. Her devlet gibi İngiltere de Türkiye ile kurduğu çıkar ilişkilerinde yerel unsurlar üzerinden bir değerlendirme yapmış. Fişlemelerin yapıldığı 1930 ve 1950 yılları itibarıyla baktığımızda İngiltere’nin uluslararası arenadaki yeri ve önemi Türkiye’deki bu kişilerin İngiltere ile olan ilişkilerini etkilemiş.

C.G.: Fişlenen kişilerle ilgili değerlendirmelerde İngiltere’ye yakın olup olmaması, burada görev alacak elçilik mensuplarına ilişkilerini şekillendirmesi adına doğrudan kolaylık sağlıyor. Bu da bir nevi kurumsal hafıza olarak dış politikada çok amaçlı kullanılmış.

Türkiye istihbaratı, İngiltere’nin bu çalışmalarından haberdar mıydı?

B.Ö.: Her devletin başka devletler nezdinde istihbarat çalışmaları vardır. Bu çalışmalar o devletin gücü, imkânları ve öncelikleriyle doğru orantılıdır. Bu noktada, istihbarat çalışmaları doğası gereği gizli olmak zorunda ve haberdar olsanız bile bunları engelleme çalışmaları yapmanız çok zordur. Zaten bunu yaptığınızda o çalışma istihbarat çalışması olmaktan çıkar. Buna karşılık siz de kendi istihbarat çalışmanızı yaparsınız. Türkiye’nin karşı istihbarat çalışmasının olup olmadığını bilmemiz için başta Dışişleri Bakanlığı arşivi olmak üzere bazı arşivlerin açılması lazım.

C.G.: Türk istihbarat arşivleri açık olmadığından dolayı bundan haberdar olamıyoruz. Ama Sultan Abdülhamid de, döneminde o günün bölge devletlerinin başkentlerinin fotoğraflarını temin ettirerek, doğru bilgilerle birlikte, o ülkelerle ilgili ilişkilerde doğru veriler üzerinden gitmeye çalışmıştır.

Elde ettiğiniz raporlarda bir sansürle karşılaştığınız oldu mu?

C.G.: Evet, mesela 1958 yılındaki bu tür dokümanın tamamen kaldırılmış olduğunu gördük.

İngiliz istihbaratının fişlediği isimlerden bazıları hakkında hazırlanan notlar

Sultan Vahdeddin: Tek isteği hanedanını korumaktı

Savaştan önce Avrupa çevrelerinde pek bilinmiyordu. Türkiye’de ise İttihat ve Terakki Partisi’nin muhalifi olarak tanındı ama siyaset sahnesinde etkin bir rol oynamadı. İstediği yalnızca ülkesine hizmet etmek, hanedanını korumak ve ülkedeki farklı öğelerin tümünün adalet ve huzur içinde olduğunu görmekti. Tahta çıktığından beri sultan ve halife olarak kişisel nüfuzu ve otoritesi içeride büyük saygı uyandırıyordu ve o bunları nasıl kullanması gerektiğine dair belirli fikirler edinmişti. Ama zayıflığı, korkaklığı ve ihtiyatı onu daha büyük bir adamın yapabileceğinden farklı olarak tahtını baskın bir güç merkezi yapmaktan alıkoydu. İşte onun azametini engelleyen yegâne unsur budur.

Mustafa Kemal: Akıcı bir hitabeti, biraz da kişisel cazibesi var

Güçlü, düzenli özelliklere sahip. Şu sıralar şişmanlığa meyilli. Etkileyici, akıcı bir hitabeti ve biraz da kişisel cazibesi var. Hayatına ait kayıtlar, liderlikten öte sert bir yönetici olduğunu, süper beyinleri kıskandığını ve muhalefete katlanamadığını gösterir. İlk zamanlardan beri içkiyle arası iyidir ancak güçlü bir irade ve yapıya sahiptir. Çarpıcı ve otoriterdir ama onu vatansever veya dürüst olmamakla suçlamak doğru olmaz.

Hasan Fehmi Ataç: Güçlü bir adam olduğu söylenemez

1902’den 1910’a kadar Türk yönetim kadrosunda çeşitli görevler aldı... Kasım 1924’ten Mart 1925’e kadar tarım bakanı... 1946’da yeniden Gümüşhane milletvekili seçildi. Hasan Fehmi’nin güçlü bir adam olduğu söylenemez. Bakanlık makamlarındaki işlerinde Mustafa Kemal’in kuklası olmaktan öteye pek gitmedi.

İsmet İnönü: Mustafa Kemal’in güvenini kazanan ilk ünlü milliyetçi

İsmet Paşa’nın, ordudaki dönemlerinde olağanüstü yetenekli bir subay, yorulmak bilmez bir işçi ve 1922’de Yunanlılara karşı kazanılan ulusal zaferde büyük oranda pay sahibi olduğu kabul edilir. Lozan’da kendisinin inatçı ama yetenekli bir delege olduğunu gösterdi. Mustafa Kemal’in güvenini kazanan ilk ünlü milliyetçi liderlerden sadece biridir ve öyle kaldı. Son altı yılda Mustafa Kemal’in sağ kolu oldu. Halide Hanım’a göre (Temmuz 1926) “O tamamen Gazi’nin emrinde oldu ve sadece herkesi ipe çekmekle uğraştı.”

Adnan Menderes: Çalışkan ama aceleci, kışkırtıcı bir konuşmacı

1950 genel seçimlerinde partisinin zaferinden sonra Bay Menderes, ilk demokrat başbakan oldu. Çalışkan ve etkileyici ama çoğu zaman aceleci, kışkırtıcı bir konuşmacı. Bay Menderes, Bay Bayar’ın güvenini kazanmanın keyfini sürer. Diğer taraftan takipçileri arasında sorumsuz ve hırslı olanları kontrol etmekte zorlanmaktadır. Giyimine dikkat eder, evli ve bir çocuğu var.

Nazım Hikmet: Alman kanına sahip

Türk Marksistlerin önde gelenlerinden. Bağımsız (Troçkist) eğilimleri olduğu söylenir. Elli yaşlarında. Gelenekçi ekolü temsil eden Yahya Kemal’den sonra en seçkin çağdaş Türk şairidir. General Fuat Cebesoy’un anne tarafından yeğenidir, dolayısıyla Alman ve Polonya kanına sahiptir. Türkiye’de hayranlık uyandıran ve komünist olmayan birçok kişinin gizlice ellerinde dolaşan çok sayıda şiiri vardır ve bir iki roman yazmıştır.

Falih Rıfkı Atay: Gayretli bir ‘Batılı’

Samimi, oldukça iyi Fransızca bilgisine sahip ve gayretli bir ‘Batılı’. Kocaman, enerjik, güçlü ve aşırı içici. Maatteessüf aşırılıkları yapar ve yalanlarını her zaman söyler. Mükemmel bir briç oyuncusu. Otel vurgunculuğu ve diğer vurgunculuklarla azımsanmayacak bir servet toplayan Atay, aradaki iki yılını İstanbul’da anılarını yazarak geçirdi. Tüm Türk gazetecileri içinde muhtemelen bizim en sürekli ve vefalı destekçimiz olmuştur.

Afet İnan: Atatürk’ün isteğiyle aylık 800 sterlin gelir getirecek bir miras bağlandı

Eski Cumhurbaşkanına (Atatürk) çok yakındı. O her neredeyse yanında bulunmayı alışkanlık haline getirmişti. Kültürel konular dışında kalan konularda da tam anlamıyla onun güvenini kazandığı kesindir. Kendisine Atatürk’ün isteğiyle aylık 800 sterlin gelir getirecek bir miras bağlandı.

Nuri Yamut (Eski Genelkurmay Başkanı): Dik başlı ve Ruslardan nefret eder

Oldukça kurnaz görünüşlü, sert, eski paşa tipi. Güçlü ve kararlı bir kişilik. Muhtemelen dik başlı. Yüksek bir askerî üne sahip ve Türk ordusunda çok sevilir. Çok gelişmiş bir mizah anlayışına sahip olduğu bilinmektedir. Çok çalışkan ve mükemmel bir hafızaya sahip olmakla ünlenmiştir. Ege Adaları’nın boşaltılması sırasında Britanyalılara son derece yardımcı olmuştur. Ruslardan nefret eder.

Kazım Karabekir Paşa: Birinci sınıf Türk subaylarının en iyi örneğidir

Tabiatı olarak hızlı ve parlak bir zekâya sahip. Mesleğinin her dalında üstad, görevini yerine getirme hususunda çok dikkatli ve çalışkan. Açık sözlü ve milli başarıların çoğu Doğu Ordusu’nu yetenekli bir şekilde idare etmesi sayesinde kazanılmıştır.

Celal Bayar: Zekidir ve iyi bir mizah anlayışı vardır

Bir cumhurbaşkanına göre oldukça cana yakındır. Halk içindeki tavırları rahat ve teklifsizdir. İnönü’yü kuşatan resmîlik ve şekilcilikleri aşmak ve insanlarla daha çok kaynaşmak onun politikasının bir parçası olmuştur. Zekidir, biraz Fransızcası ve iyi bir mizah anlayışı vardır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum