1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. İngiliz - Amerikan Ortak Yapımı, Orta Doğu Oyunları…
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

İngiliz - Amerikan Ortak Yapımı, Orta Doğu Oyunları…

A+A-

MERHABA! 

 

  Bugün bu köşemde sizleri irfan ve muhabbetin hiç yaşlanmayan genç bir delikanlısının bir makalesi ile buluşturuyorum. O, Müslüman Türk milletinin ve varlıkları ile umutlarımızı kanaviçe gibi zihinlerimize kazıdığımız millet gençliğin bir ufuk önderidir.

 

  Evet, bugün sizleri tevazu, ahlak, edep ve erdemin sessiz ve munis bir sözcüsüyle, her geçen gün kaybolup gitmekte olan değerlerimizin bir ulu çınarı ile buluşturmak istedim. O, huzurun, barışın ve kardeşliğin bir fahri elçisidir. Bir gönül insanı, bir mütefekkir, bir edip, bir şair ve hafızalara hakikatleri nakşetmekle kendisini vazifeli görmüş bir ulu çınar… Evet, edebiyatımızın bir ulu çınarını ve düşünce dünyamızın bir refikini buluşturuyorum sizlerle bugün… Fahrettin Korkmaz - Adana 

 

İNGİLİZ - AMERİKAN ORTAK YAPIMI, ORTA DOĞU OYUNLARI…

 

 Reyhanlı da olan patlamanın ve can kayıplarının acısı tabi ki milletimizin acısıdır. Bunda hiç kuşku yoktur. Bu olayın, her olayda olduğu gibi tetikçilerini tartışmanın, hiçbir getirisi olmayacaktır. Israrla üzerinde durduğum yazılarımda, konferanslarımda inadına ısrar ettiğim ‘’Orta doğu politikasının başlangıcı da, sonucu da bir Siyonizm kararıdır’’ sözünü söylemekten dilim yoruldu. Ne var ki, bu söz basında bir türlü destek bulamadı. Dün de, bugün de bu işin bir İngiliz - Amerikan ortaklığı bir yapım olduğunu söyledim durdum ve bunu bilmemenin bir gaflet olduğunun üzerinde ehemmiyetle durdum. Bu gafletin devamı hainlik olmasa bile mutlaka bir ihaneti getireceğinin öngörüsünde defalarca bulundum.

  Reyhanlı’da olayın varlığını, bir tetikçi olayına bağlamak; olayın çözümü hakkında alacağımız tedbirlere asla cevap olamaz. Konunun ana maddesi; 150 yıldan bu yana yoğrulan ve ara ara sahneye konarak, oyunu değiştirerek, oyuncuları değiştirerek Siyonizm’in, başarısını Orta doğu’da pekiştirmesidir. Siyonizm bu başarı merhalelerini bölge ülkelerinin ve yönetici liderlerin gafletinden sağlamıştır. Tetikçilerle uğraşmak ‘’Eşek’e gücü yetmeyenin eşeğin semerini dövmesine benzemektir. Irak'a demokrasi getiriyoruz vaveylası altında milyonlarca insanın kanı akıtılıp, gözyaşları sicim gibi döktürülürken Türkiye'nin tüm bu sahnelere seyirci kaldığını hafızalardan atabilmek pek mümkün olmasa gerek.

  Ne oldu ki, o zulme karşı çıkamayanlar, Suriye zulmünü tetiklemekte birinci rolü alma vazifesini üstlenmişlerdir? Dün Esat’la kol kola olanlar, Esat’ın babasının bir zalim olduğunu bilmiyorlar mıydı? “İt eniği ite çeker” sözünü hiç duymamışlar mıydı? Şimdi ateş düştüğü yeri dağlıyor, canlar yanıyor, feryatlar yükseliyor, ahlar Suriye şehirlerinin sokaklarını çınlatıyor. Kor düşmüş yürekler, şimdi artık herkese insaf dedirtmelidir.

  Şu siyasi manzaraya bakınız! Kene gibi yapıştıkları koltuklarda özel statü için çırpınan yüreklerden ahlak, fazilet, erdem ve insani mes'uliyetler ne kadar da uzaklaşmış. Fas'a, Tunus'a, Mısır'a, Libya’ya ve Suriye’ye sipariş edilen kanlı demokrasi, canların kaybından başka, Müslüman kadınların namuslarına tecavüzden başka hangi akıbeti getirebilmiştir? “İnnemel mu'minune ihvetun’’: Yani Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir diyen Kuran-ı Kerimin bu emri karşısında bakın bugün ne hallere düştük. Müslümanlar şimdi birbirlerini öldürürken “Allahü Ekber” diyorlar. İslam dünyası ve Müslümanlar, Allah'ın o mübarek ve o muhteşem Kahhar ismiyle kahrolduklarının şimdi farkında bile değiller. 

  Türkiye’deki Siyonizm’in taşeronları ve tetikçileri Orta doğuda 150 yıldan beri gösterimde olan bu İngiliz ve Amerikan yapımı bu oyunda rollerine sarıldıkları müddetçe kan ve gözyaşı bu coğrafyada ebedi olacaktır. Türkiye’deki gafletin ve delaletin bahtsız taşeronları, hadiselerin ana merkezini teğet geçip, Reyhanlı tetikçilerinin kim olduğu ile uğraştığı sürece, kat edecekleri bir milim mesafe olamayacaktır.

  Farkına varacakları husus ve alacakları tedbir; bütün bu katliamların asıl programcılarının, yapımcılarının, yönetmenlerinin ve oyunu sahneye koyanların farkına varabilmektir. Siyonizm karşısında böyle bir feraseti ve duruşu gösteremeden, en küçük fayda sağlayacak bir neticeye ulaşmak kıyamete kadar mümkün olmayacaktır. Türkiye’yi yönetenler, yakasından tutacağı muhatapların karşısında döş düğmelemeyi bırakmadıkça, kendi derin medeniyetine dönmedikçe ve köklü tarihinin mirasının farkına varıp, mazisiyle buluşmadıkça Siyonizm ile baş edebilmesi ve başını bu ateş çemberinden kurtarabilmesi mümkün olmayacaktır.

 

Durmuş Ali Eker - Ankara

Önceki ve Sonraki Yazılar