1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. İMTİYAZLARLA BESLENEN OBEZLER
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

İMTİYAZLARLA BESLENEN OBEZLER

A+A-

İMTİYAZLARLA BESLENEN OBEZLER:


Yüksek çağdaşlığın ve mükemmel demokrasinin icat edenleri olduklarını dillendiren Amerika ve yakın müttefikleri AB ülkeleri ne hazindir ki sıkça kırdıkları potlarla gerçek niyetlerini ele vermektedirler. 16 Kasım 2004 tarihinde, Marsilya'da bir konferansta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Chirac'ın, "Üstelik hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız" şeklindeki ifadesi ile Batı; tarihin hangi dönemlerine çakılı kaldıklarını ispat etmişlerdir. Yine 11 Eylül saldırılarının ardından Başkan Bush’un Bizans hatırlatması yaparak, "Saldırılar güçlü bir devi uyandırdı. Tüm dünyayı teröristlerden temizleyeceğiz, başlattığımız mücadele bir Haçlı Savaşı'dır" diyerek dillerine pelesenk ettikleri demokrasi söylemlerinin sahte ve bir aldatmacadan ibaret olduğunu belgelemişlerdir.

Demokrasi havarisi kesilen medeniyetin bu çifte standartlı sahte kovboyları aslında devamlı ve artan bir büyüklükte beslenme ihtiyacı ile dünya ülkelerinden yeni imtiyazlar koparma çabasındadırlar. Bu emperyalist mantığın kaba kuvvetinde vurucu güç olarak kullandıkları “Demokrasi Argümanı” küresel gücün en sinsi silahıdır.


Kimi zaman Amerikan medeniyeti ile Osmanlı medeniyetini kıyaslamaya kalkanlar olmuştur. Yemen'den Viyana'ya Fas'tan Kafkasya'ya kadar 10 milyon kilometre kareden çok daha fazla bir coğrafyada adalet ve ölçüyü, vicdan ve merhameti bir medeniyet güneşi olup çağlar boyu insanlığa armağan eden derin bir tarih zenginliğinin adı olan Osmanlı Dönemi ile bugünün emperyalist Amerika'sı arasındaki farkı ölçümlemeye kalkışmak; en büyük ölçüsüzlüktür.


Osmanlı Medeniyeti gibi insani vasıfları ağırlıklı bir yüksek düzeni bile vahşi ihtiraslarına katık yapmıştır. Küresel emperyalizmin ilk taktik salvosu 1854 yılında Osmanlı Devleti’ne karşı uygulanmıştır. Kırım Savaşı esnasında İngiltere ve Fransa’dan ilk defa borç almak durumunda kalan Osmanlı İmparatorluğu, aslında sonunu hazırlayacak bir yola da girmiş oldu.


3 milyon sterlin olarak borçlanmıştır. Ancak sadece 2.018 milyon sterlin alabilmiştir. Daha borçlanmanın hemen başında vahşi tefecilik mantığını ortaya koyanlar, tepsilerinde kızarmış bir piliç gibi Osmanlı’nın değerlerine çullanmışlardır. İlk borcu vermelerinin üzerinden iki yıl geçmemişti ki, İngiltere ve Fransa hazırladıkları Islahat fermanını 1856 yılında Ali Paşa hükümetine kabule zorlamışlar ve hatta sonrasında da büyük nümayişlerle ilan ettirmişlerdir. Islahat fermanının maddelerini iyice tahlil ettiğimizde, bugünün AB ilerleme raporlarına ve İMF talimatlarına olan benzerliği ilk çırpıda dikkatleri çekmektedir. Bu fermana göre; yabancılar mülk edinme hakkı elde edecekler, azınlık okullarının açılmasına onay verilecek, patrikhanede alınan kararlar Babı âli tarafından onaylanacaktır ve azınlıklar için farklı mahkemeler oluşturulacaktır.


İlk borçlanmadan hemen 5 yıl sonra 1859 yılında kurulan ıslahat-ı Maliye Komisyonu ile günümüzde olduğu gibi kamu harcamalarının kısılması ve vergilerin orantısız bir şekilde artırılması esas alınmıştır. Takip eden yıllarda adı Osmanlı olan fakat yabancıların tam sahibi oldukları “Osmanlı Bankası” ile sömürü kontrolleştirilmiştir. 1881 yılında ise Osmanlı’nın borçlarını ödeyemediği suçlaması ile Duyun-u Umumiye Teşkilatı kurularak vergiler sistematik olarak ve direkt bir şekilde Avrupa’ya akmaya başlamıştır. Osmanlı’nın son dönemleri ile alakalı örnekler ve olaylar bol sıfırlı sayılar miktarınca çoğaltılabilir. Ana husus şudur ki, Osmanlı’nın yıkılışı savaşlarla serhatlarda olmamıştır. Çöküş; alınan borçlarla, usulsüz ve yanlış özelleştirmelerle ve yabancılara verilen imtiyazlarla olmuştur. Şimdilerde işleyen tezgâhlar ve verilen imtiyazlar hiçbir şekilde farklı değildir. Küresel Obezlerin oyunlarını bozmak için, tüm millet olarak aklımızı başımıza toplamalıyız. Hoşça kalın.



 

Önceki ve Sonraki Yazılar