1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. İKTİSADİ BİR HASTALIK: İSRAF
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

İKTİSADİ BİR HASTALIK: İSRAF

A+A-

İsraf;Herhangi bir konuda aşırı gitmek,doğru olandan caymak,meşru sınırların ötesine geçmek,imkanları ve sahip olunan değerleri gerekli görülen yerler dışında veya gereğinden fazla harcama anlamına gelmektedir.(1)İnsanlık tarihi kadar eski olan bu mefhum,aynı zamanda insanlık tarihinin hemen  hemen her dönemde kendisinden çokça söz ettirmeyi de başarmıştır.Çünkü insan hayatının paralelin de bulunan imkan ve ihtiyaçların planlı kullanılması,ve gelecek nesillere aktarılması bir beşeriyet görevidir.İktisada riayetin gerekli olduğunu savunan ve bunu hayatında uygulamaya çalışan örnek toplumun genel adına İslam toplumu diyoruz.Çünkü israf,çağımızda görülen en büyük ve en zararlı davranış özelliklerinden bir tanesidir.Dinimiz , inanan insanların,müreffeh bir zeminde yaşaması için gerekli tüm maddi-manevi kaynakların verimli ve etkin kullanılmasını amaçlamıştır.Amacı dışına çıkan,ihtiyaçları zorlayan her türlü iş,eylem,mal,mülk v.b. meta"larında yasaklayarak ilahi emrin doğrultusuna yöneltmiştir.Toplumu oluşturan temel yapı taşı ailedir.Ailenin bünyesinde bulunan bireyler,iktisada riayet dediğimiz ne israf nede cimrilik olgusuna bulaşmadan kendi hayatına yön verirlerse mutlu ve huzurlu bir hayat sürecekleri mutlaktır.Maddi zenginliklerin bizlere Allah(c.c.)"ın bir lütfu olduğunu ve muhakkak bir gün bu nimetlerden hesaba çekileceğimizi  Rabbimiz ilahi kitabında bizlere buyuruyor.(2)Verilen bu imkanlardan bizim olduğu kadar bütün insanlık aleminin de  ihtiyacı olduğunu unutmadan hayat pusulamıza yön ve düzen vermeliyiz.

    Yüce Allah Kur"an-ı Kerimde:”Yiyiniz,içiniz,fakat israf etmeyiniz.Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”(3)kaidesiyle sadece muhatap olarak İslam  alemini değil,bütün insanlık alemine hitap etmiştir.Aynı yerküre içinde yaşayan ve aynı bilinç içerisinde bulunan insanların yaşadığı ortam olan dünya sermayesini hesapsızca savurganlık yaparak kullanmasından doğacak olan sonuçları bütün insanlık alemi beklide hayatı ile ödeyecektir.Mutlak güç sahibi yüce Allah"ın ilahi emirleri yukarıda belirttiğimiz esaslar ilede sınırlı değil,yüce yaratıcı bir diğer emrinde”Birde akrabaya, yolcuya yoksula hakkını ver,gereksiz yere saçıp savurma.Zira böyle saçıp savuranlar,şeytanların dostlarıdır.Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.”(4) ilahi mesajı ile meşruiyet sınırlarını zorlayanlar tehdit ile karşı karşıya gelmişlerdir.Müsrif olanların hayatları şeytanın yaşadığı hayat ile denk ve böyle davrananlar şeytanların yol arkadaşları olarak görülmüştür ve kesin kötü bir akıbet ise onları bekleyen bir tuzak halinde karşılarında duruyor demektir.Hayatımızda düşüncesizce harcadığımız nice güzellikler var.Ama bunları düzenli bir şekilde kullanmanın şahsımıza ve toplumumuza kazandıracağı düzinelerce menfaatlerde karşımızda duruyor.zamanın iyi kullanılmasından doğacak olan,atıl zamanın diğer işler önem arz etmesi;kaynakların planlı bir biçimde kullanılmasından doğacak olan artı kaynakların hem ferdi-hem toplumsal yararları gözle görünür bir gerçektir.Eğitimin  daha ilk basamağı olan aile hayatında yetiştirilen çocukların israf ve savurganlık alanında bilinçlendirilmesi ve gelecek nesillere kaynakların alternatif bir biçimde aktarılması hem dini,hem milli bir görevdir.Aksine oluşmuş bir davranışın toplumsal açıdan zararları düşünülerek,adımların önlemsel anlamda anlatılması lazımdır.  Ülkede bulunan yer altı ve yerüstü zenginliklerin hoyratça kullanılmasından doğacak zararları bütün yurttaşların ödeyecekleri bir gerçektir.Sadece bu olayı ülke bazında düşünmek insanları bencilliyete düşüreceğinden,yüce Yaratıcının ilahi emrine kulak verilerek top yekun insanoğlunun bu vazifeyi üstlenmesi gerekmektedir.”Göğü Allah yükseltti ve mizanı(dengeyi)koydu.Sakın dengeyi bozmayın.”(5)Çevremiz her geçen gün artan israfi bir kirletmenin pençesi altındadır.Bu tehlikeden korunmanın yolu;tutumlu olmaktan ve bu alışkanlığı yeni nesillere belirli bir şekilde aktarmaktan geçmektedir.Peygamber(s.a.v.)”Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz,içiniz,giyininiz,sadaka veriniz “(6)sözü bize rehber, hayatımıza isabetli bir yön tayini için yeterli olacaktır.Aslında israfın özünü temel ilke aşırılıktır.Hangi konuda olursa olsun ,zirveye ulaşan savurganlık davranışı aşırılık ve haddi aşma duygusunun kardeşleri olarak görülmüştür.Alemlerin hakimi,Kur"an-ı Hakiminde;”Ey İman Edenler!Allahın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri kendinize haram etmeyin.Ve Allah"ın koyduğu sınırları aşmayın.Çünkü Allah haddi aşanları(aşırı gidenleri)sevmez.”(7)buyurarak bu konuya olan ilgimizi çekmiştir.

    Sonuç olarak;dinimize göre evrendeki bütün mal ve mülk Allah (c.c.)"a aittir.Allah bütün insanlık alemine yetecek düzeyde rızkı ve nimet vermiştir.İnsanlar ,Allahın  kendilerine rızık olarak yarattığı nimetlerden meşruiyet çerçevesinde ve haddi aşmadan yararlanmaları istenmiştir.İslam da şahıslara özel mülkiyet hakkı tanınmışsa da asıl malikin yüce Allah olduğu da  hatırdan çıkmamalıdır.Ve bütün harcamalar;Rabbin ilahi mesajına uygun orta bir davranışla (itidal) icra edilmelidir.İslam ; israfın önlenmesi için radikal ve çözümcül atılımlar yaparak,fertlerin manevi yönden de motivasyonunu sağlamıştır.İsraf sadece fertlerin değil,toplumların çöküşünde de en önde gelen etkenlerden birisidir.

    Bu bağlamda İslam,mensuplarını kendilerine gerek fert,gerekse  toplumsal bazda verilen değerlerin israf edilmesi konusunda uyarılmıştır.(8)Bizlere düşen görev bu kaynakların sadece bize ait olmadığını bilerek ve bir gün hesabını vereceğimizi düşünerek hareket etmemizdir.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar