1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. İÇİMİZDEKİ HAYIRSEVERLER
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

İÇİMİZDEKİ HAYIRSEVERLER

A+A-

      Saygıdeğer Okurlar,

 

      Bugünkü yazıma küçük bir hikâye ile başlayayım. 

 

      Dönem Osmanlı dönemi ve Padişah Yavuz Sultan Selim.

 

      Günlerden bir gün tebdili kıyafetle çarşıyı gezerken, kuşları ile ünlü kuşlar çarşısına girer.

 

      Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar.

 

      Bir ara gözü kekliklere ilişiyor Padişah’ın, 

 

      Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, “Tane işi, satış fiyatı 1 altın” yazıyor.

 

      Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın.

 

      Yavuz Sultan Selim’in gözü 300 altınlık kekliğe takılıyor.

 

      “Hayırdır” diyor satıcıya.

 

      “Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?”

 

      Satıcı, “Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana, ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor” 

 

      “Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyor” diye ekliyor.

 

      “Satın alıyorum”  

 

      “Al sana 300 altın…”diyor. 

 

      Padişah, parayı veriyor; hemen oracıkta da kekliğin kafasını kopartıyor.

 

      Adam şaşırıp, 

 

      “Be adam!!! 

 

      “Ne yaptın? En maharetli kekliğin kafasını koparttın” diye dövünürken,

 

      Padişah gürlüyor!

 

      “Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir, bu gibilerin akıbeti er ya da geç budur”..diyor.

 

      Evet, saygıdeğer okurlar,

 

      Kendi soyuna ihanet edenlerin sadece keklikler olmadığını,

 

      Son yıllarda tebdili kıyafetle dolaşmadan, Türk soyuna da ihanet edenlerin olduğunu görebilirsiniz.

 

      Şöyle tarihimize dönüp bakıldığında Kurtuluş Savaşı ile birlikte kazandığımız ülke değerlerimiz, tek tek elimizden çıkarılarak,

 

      Bize dost gözüken düşmanların kontrolü altına geçmekte,

 

      Kurulan Cumhuriyet’le birlikte ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve devrimleri ile kazandıklarımıza, Laik Cumhuriyetimize saldırılar yapılmakta,

 

      Kafa kafaya veren kravatlı, eğitimli keklikler öterek soysuz yandaşlarını çağırıp bu kazanımları nasıl yok ederiz diye senaryolar hazırlamakta,

 

      Ve bu kazanımların ne şartlarda kazanıldığını, 

 

      Tarihin karanlık sayfalarından çıktığımız aydınlığı, ibret alarak yaşamamız gerekirken de,

 

      Ülkenin bu duruma gelmesinde parmağı olanlar ise, yüzümüze karşı pis pis sırıtarak,

 

      Yandaşları ile birlikte keyif çatmaktadır.

 

      Ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının canları pahasına, bizlere kazandırdığı ülke değerlerimiz,

 

      Laik Cumhuriyetle kazandığımız ilke ve devrimlerimiz gün geçtikçe tahrip edilirken,

 

      Üzüntümüz ülkemizin geldiği durumdan makam ve mevkileri kişisel ikbal sebebi yapıp toplumun önünü tıkayan koltuk sevdalılarının, türlü türlü rant peşinde koşan kartel medyanın, bunlardan rahatsızlık duymamasıdır.

 

      Bu durum bizler için canlarını veren atalarımızın kemiklerini sızlattığı gibi,

 

      Tedbir alınmaz ortak noktada bir araya gelinmezse, gelecekte çocuk ve torunlarımız, elleri ile iki yakamıza yapışarak bizler için ne yaptınız diye, sormalarına neden olacaktır.

 

      Bu yüzden, emperyalist güçlerin özel eğitimli keklikleri karşısında koltuk telaşı ve kısır çekişmeler bir tarafa bırakılmalı, ülke menfaatlerinin hepimizin şahsi menfaatinden önce olduğu bilinmelidir.

 

      Saygılarımla,     

 

     Temiz ve merhametli vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur. 

    Ahirete sadece onunla gidebilir ve cennete girebilirsiniz. 

    Hacca, Umreye gitmekle beş vakit namaz kılmakla değil           

 

Önceki ve Sonraki Yazılar