1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in Müslüman Oluşları
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in Müslüman Oluşları

A+A-

Hz. Hamza ve Hz. Ömer'in Müslüman Oluşları 

Kureyş müşriklerinin İslâm'a muhalefetinin bütün şiddetiyle devam ettiği bir sırada, kahramanlık ve yiğitlikleriyle meşhur iki kişi, Hamza b. Abdülmuttalib ve Ömer b. Hattab İslâmiyet'i kabul ettiler. Bu olay, Müslümanların güçlenmesine vesile olduğu gibi İslâm muhaliflerinde de şok etkisi yaptı. Öneminden dolayı ilk İslâm Tarihi kaynakları bu iki şahsın Müslüman oluşlarıyla ilgili olayları müstakil başlıklar altında kaydederler. 

Hz. Hamza, yeğeni Hz. Muhammed (s.a.s.)'den bir kaç yaş büyüktü. İkisi çocukluk arkadaşı ve süt kardeşi idiler. Hz. Hamza avlanmayı severdi. Avdan dönünce evine gitmeden Kâbe'yi tavaf ederdi. Güçlü, kuvvetli idi; haksızlığa maruz kalanlara destek olurdu. Henüz Müslüman olmamıştı, ama yeğenini çok seviyor ve ona yapılan haksız muamelelere çok üzülüyordu. Bir gün Ebû Cehil, Safâ tepesinin yanında Hz. Peygamber'e hakaret etmiş, dinini ve peygamberliğini küçümseyerek hakaret dolu sözler söyleyip her zamanki gibi onu incitip üzmüştü. Hz. Peygamber ise karşılık vermemişti. Abdullah b. Cüd'an'ın bir câriyesi, olayın meydana geldiği yere yakın olan evinden olup biteni görmüş ve söyleneni duymuştu. Bu kadın biraz sonra avdan dönen Hamza'ya, Ebû Cehil'in yaptıklarını anlattı. Hamza kadının anlattıklarını duyunca içerledi. Doğruca Mescid-i Haram'a giderek Kureyş'in ileri gelenleri ile birlikte oturan Ebû Cehil'e doğru ilerledi. Yanına varınca yayını kaldırarak başına vurup yaraladı. Sonra da "Sen Muhammed'e sövüp sayarsın ha! İşte ben de onun dinindeyim. Elinden gelirse bana da cevap ver, bana da söv de seni göreyim"! diyerek onu tehdit etti. Bu sırada Ebû Cehil'in kabilesi olan Mahzumoğullarından bazıları ona yardım etmek için harekete geçmek istediler. Ancak Ebû Cehil, Hamza'nın haklı olduğunu söyleyerek onlara engel oldu. Hz. Hamza'nın İslâm'ı kabul edişi Hz. Peygamber'e ve Müslümanlara güç verdi. Müşrikler, ondan korktukları ve Hz. Muhammed (s.a.s.)'i savunacağını bildikleri için kötülük yapmaktan çekinmeye başladılar. 

Hz. Hamza'nın İslâmiyet'i kabulü Hz. Ömer'den önce idi ve o sırada Hz. Peygamber Dârülerkam'da faaliyetini sürdürüyordu. Hz. Peygamber bir taraftan tebliğ vazifesini sürdürürken diğer taraftan İslâm'ın ve Kur'an'ın zaferi için bazı kuvvetli şahsiyetlerin hidayete ermesini Yüce Allah'tan niyaz ediyordu. Ebû Cehil ve Ömer'den birinin hidayeti için şöyle dua etmiştir: "Allah'ım! İslâmiyeti ya Ebü'l-Hakem b. Hişam (Ebû Cehil) veya Ömer b. Hattâb ile te'yid edip güçlendir." Bu duadan nasibini alan Ömer b. Hattab olmuştur. 

      Ömer b. Hattab, Adiy kabilesine mensuptu. Kureyş'in yiğitlerindendi. Başlangıçta İslâm'ın şiddetli muhalifi idi. Müslüman cariyelere işkence yapardı. Bir gün kılıcını kuşanarak Hz. Muhammed (s.a.s.)'i öldürmek maksadıyla Dârülerkam'a doğru yöneldi. Yolda yine Adiy kabilesinden Nuaym b. Abdullah'a rastladı. Nuaym ona nereye gittiğini sordu. Ömer "Kureyş'in birliğini bozan ve onları akılsızlıkla itham eden, dinlerini kötüleyen, ilahlarına hakaret eden Muhammed'i öldürmeye!)" diye cevap verdi. Bunun üzerine Nuaym ona, Muhammed'i öldürürse Abdümenafoğullarının kendisini sağ bırakmayacağını hatırlattı. Peşinden, eniştesi Saîd b. Zeyd ile kızkardeşi Fâtıma'nın da Müslüman olduğunu bildirdi. İslâm'ı kabul etmiş olan Nuaym'ın muhtemelen bundan maksadı, Saîd ile Fatıma'yı ihbar etmek değil, Ömer'in ilgisini başka tarafa yöneltip zaman kazanmaktı. Kızkardeşini öldürmeyebilirdi; ama Hz. Muhammed (s.a.s.)'i öldürmeye kararlı görünüyordu. Ömer derhal eniştesinin evine yürüdü. Habbâb b. Eret onlara Kur'an öğretiyordu. O, hemen gizlendi. Ömer hiddetle içeriye girdi. Dışarıda iken, evde okunan Kur'an'ı işitmişti. Duyduklarının doğru olduğuna kanaat getirdi. Eniştesini ve kız kardeşini dövmeye başladı. Kız kardeşi, İslâm'ı kabul ettiklerini, ne pahasına olursa olsun bundan vazgeçmeyeceklerini haykırdı. Bunun üzerine Ömer, okuduklarının kendisine getirilmesini istedi. Tâhâ Sûresi'nin yazılı olduğu kağıdı kendisine getirdiler. Okuduklarının hoşuna gittiğini söyledi. Bunun üzerine Habbâb b. Eret gizlendiği yerden çıktı. Ömer, Muhammed'in bulunduğu yere gitmek istediğini söyleyerek doğruca Dârülerkam'a yürüdü. İçeridekiler Ömer'in kılıcını kuşanmış vaziyette geldiğini görünce kapıyı açmakta tereddüt ettiler. Fakat içeride bulunan Hz. Hamza "İyi niyetle gelmişse bu iyiliği kendinden esirgemeyiz; yok eğer bir kötülük arıyorsa onu kendi kılıcıyla öldürürüz" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber kapının açılmasına izin verdi ve Ömer'i avluda karşılayarak ne maksatla geldiğini sordu. Ömer "Ey Allah'ın Resûlü! Ben Allah'a, onun elçisine ve Allah tarafından indirilen şeylere inanmak için geldim" cevabını verdi. Hz. Peygamber bunun üzerine tekbir getirdi. Hz. Ömer'in İslâm'ı kabul etmesi Müslümanları güçlendirdi ve sevindirdi. Onun Müslüman oluşu biraz sonra göreceğimiz Habeş Hicreti'nden sonra ve Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamber oluşunun 6. yılının Zilhicce ayında (m. 615) gerçekleşmiştir. 

Burada, insanların İslâm'a dahil olmasında, şahısları ve kitleleri İslâm'a cezbetmede Kur'an-ı Kerîm'in tesirine işaret etmek gerekir. Ömer ve onun gibi pekçok kimsenin İslâm'a girmesinde Kur'an-ı Kerim'in üslubunun güzelliğinin ve etkileme gücünün rol oynadığı görülmektedir. Kur'an üslûp ve edebî özellikler bakımından beşerin söyleyemeyeceği üstünlüğe sahiptir; kulağı okşadığı kadar kalbe de hitap eder. Ömer'den başka Devsli meşhur şair Tufeyl b. Amr'ın, Ebû Zer el-Gıfârî'nin, ünlü sihirbaz Dımâd b. Sa'lebe'nin, Akabe mevkiinde İslâm'ı kabul eden Hazrecli altı kişinin, Evs kabilesi reislerinden Sa'd b. Muaz'ın ve daha pekçok sahâbînin Kur'an-ı Kerim'i dinledikleri anda Müslüman oldukları bilinmektedir. 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar