• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Lefkoşa 18 °C

Horoz Seni Vururum

Gürhan GÜRSES

Horoz Seni Vururum

            Bir horozumuz vardı, kuş gribinden uzak. Delikanlı mı delikanlı idi. Mahallenin bütün tavuklarının gözü onun üzerindeydi. O da bunu farkında cakalı cakalı mahallede turlardı. Gözü karaydı, ibiği kıpkırmızı idi. Mahallenin horozuydu, yükü ağırdı. Yabancı horozları sokmazdı mahalleye. (Horoz kadar olamayanlara duyurulur.) Şimdi racon kesenlere bakıyorum da mahallenin namusunu yitirdik biz.

 Derenin orası doğal tuvaletlerdi eskiden. Bizim horozda orada def i hacete çıkanlara hücum ederdi. Arkadan ansızın yaklaşır adamın sırtına zıplardı. İbiğine kuvvet, beyaz etine lezzet. Sadece şekerden ibaret değildi horozlarımız, etiyle kemiğiyle bizim olan horozlardı. Sabahın kör vaktinde kurulu bir saat dakikliğinde öter dururdu. “Üüürrrüüü üüüüü!” diye… Düttürü dünyanın üttürücüleriydi horozlar. Horozlu şekerimiz vardı, horozuyla ünlü şehrimiz vardı bulmacalarda… Ama hiçbirisi bizimkine benzemezdi. Başka bir âlemdi. Anlatmak için kelimeler kâfi değil inanın.
               
Çocukluğumuzun en güzel yanlarından birisi de oyunlardan fırsat bulduğumuzda, verdiğimiz kısa aralarda atıştırdığımız abur cuburlardı. Hele sac ekmeğinin üzerine tereyağı sürüldü mü bir de tereyağının üzerine toz şeker serpildi mi değmeyin keyfimize. Ya Rabbim ne tattı o? Artık yokluk muydu onu hoş eyleyen, çocukluğumuzun yorgunluğu muydu bilemem? Bugüne bakıyorum da yokluk mokluk ama daha mutluyduk sanki?
               
Bir gün elimde tereyağlı, şekerli ekmekle dolaşırken Tepe"de bizim haşin horoz abi ile karşılaşmayayım mı? Bir düellodaymışçasına karşı karşıyaydık. O gözlerini elimdeki tereyağlı, şekerli ekmeğe dikmiş, kabara kabara üstüme doğru geliyordu. Bense herkeste olan elindekini koruma içgüdüsüyle gardımı almış onun hamlesini bekliyordum. İki ayağıyla zıplayıp karnımın ortasına vurdu. “Holoşş!” dedim 5 yaşın tüm bozuk ve korku dolu yarım yamalak Türkçesiyle. Aldırmıyordu, iyice dövüp elimdeki tadı almak istiyordu. Bir hücum denemesinden sonra tekrar: “Holoşşş bana bak, seni döverim ha!” dedim. Horoz çok korktu (?) Tam üstüme atlayacakken rahmetli dedem yetişti ve o serseri horozu kaçırttı. Ve o günün hatırasından bugüne: “Holoşş seni vururum .” sözü kaldı.
               
Bizim azgın ve de çapkın ve de sapkın horozun akıbeti ne oldu diye merak edersiniz ona şöyle bir sonu uygun buldum: Yine günlerden bir gün bizimki avare avare dolaşırken o çöplük senin, bu çöplük benim diye vaktin geçtiğinin farkında olmaz. Karanlığa kalır. Kümese geç vakitte dönmesi marifetmiş gibi bir de evin orada oyalanır, kümese girmek istemez. İçerideki tavukların ısrarlı gıdaklamalarını ciddiye almaz, haytalığına devam eder. Rahmetli dedemi çok uğraştırır. Dedem sonunda dayanamaz ve elindeki işlemeli bastonunu bizim artist horoza doğru fırlatır: “Bingo!” Tam isabet. Bizim aylağın kafasının tam ortasına değer baston. Bizimki iki seksen yere uzanır. Sonra kalkar. Başı bir iki daire çizer ve yere düşer. Dedem der ki: “De git haydi! Nereye gidersen git.”
               
Akşama bulgur pilavının üstünde bir kızarmış horoz. Ladesi elimizde şartım şart diye.
Bir horozumuz vardı. Delikanlılık taslardı. Lakin ömrü yetmedi. Yediği önünde kaldı, yemediği arkasında… Tepe bir daha öyle horoz görmedi.

Bu yazı bütün gerçek horozları tenzih etmek üzere yazılmış olup, hayatta bir kez dahi horoz olamayıp ama her an horozlananlar için kaleme alınmıştır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim
    google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html