1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. HER FAALİYETİN ETKİNLİĞİ NETİCESİ İLE ÖLÇÜLÜR
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

HER FAALİYETİN ETKİNLİĞİ NETİCESİ İLE ÖLÇÜLÜR

A+A-

             HER FAALİYETİN ETKİNLİĞİ NETİCESİ İLE ÖLÇÜLÜR

 

               Her şeyin neticesi ile ölçüldüğü günümüzde bir yöneticinin en önemli olası eylem ve icraatlarından birisi de, rasyonel karar verebilme kabiliyetidir. Her türlü yönetim faaliyetlerinin her bir aşamasında en maksimal faydayı yaratacak kararları alabilmek; iyi bir yönetici ve liderden beklenilen özelliklerdendir. Günümüzde, akılcı kararlar alabilme yetisi; insan odaklı her kurumun, kuruluşun, sosyal, siyasal ve iktisadi işletme yönetimlerinin kalbini oluşturmaktadır.

 

               Mükemmel ya da ideal olana en yakın yöneticilerin işi; çeşitli faaliyetlere ilişkin en rantabıl kararları verebilme farklılığıdır. Bu bakımdan çağdaş ve rasyonel yöneticilerin, doğru ve isabetli kararlar verebilme teknik ve modelleri konusunda bilgili olması ve tabiri caiz ise, ehliyet sahibi olmaları gerekmektedir. İnsan yaratılış ve bedeni organizmalarının artılarıyla seçme, sorun çözme ve karar verme yetenekleriyle donatılmıştır. Fakat bu yetenekler sınırsız da değildir. Kişinin, yöneticinin ve liderin rasyonel karar verme gücü, sahip olduğu bilgi ve becerileri kullanma şansı, yeteneği, özgüveni ve liyakatiyle orantılıdır.

 

               Karar verme; ifade olarak, çeşitli seçenekler arasından en uygun olanının seçilebilme becerisi olarak tanımlanabilir. Örneğin bir işletmenin, bir kurumun ya da bir siyasi partinin karar verme mekanizmasına sahip yetki kullanıcıları veya karar vericileri, kararlarını alırlarken çözüm seçenekleri arasından en idealini seçemezlerse, başarısızlığa ve başarısızlık tekrarına muhatap kalırlar.

 

               Bir siyasi partinin yüksek yetkilerle donatılan ve bir karar verici makamı olan teşkilat başkanlığını konumuza misal ettiğimizde ve verilen rasyonel olmayan kararları incelediğimizde, başarısızlıkla neticelenen bir ölçümün nedenler kümesine ulaşabiliriz. Yönetim faaliyetinin yadsınılamadığı günümüzde,  bir partinin teşkilat başkanının bir şehir için bir İl Başkanını atadığını göz önüne alalım. O siyasi partinin neredeyse teşkilatlanma kaderinin kendi yetkisine verildiği bir teşkilat başkanının söz konusu bir İl başkanını atarken kriter ve başarı seçeneklerinin kahir ekseriyetini yok sayarak sadece ahbap- çavuş ve temas yakınlığından dolayı çok başarısız olacak ve halk tarafından tedavülden kaldırılmış bir ismi yeniden ısıtarak görevli kılması; rasyonel ve başarı odaklı bir karar verme çeşidine örnek olmayacaktır.

 

               Böyle negatif bir tutumun, tasarrufun ve yetkinin kullanılmasıyla atanmış olan o İl Başkanının seçimler nihayetinde çok başarısız ve hatta partinin etkinliğini, kendi seçim çevresinde en başarısız neticelere taşımış bir yöneticinin görevine devam ettirilmesi ise; başlı başına bir handikaptır. Bu ve benzer kötü neticelerin alınmasıyla birlikte beklenilen yenilik; kararların gözden geçirilmesi olmalıdır. Zira çok rahatlıkla farkına varılacağı gibi, sorun çözme mercii; yöneticilerin karar verme ve yanlış kararları yeniden gözden geçirme ihtiyaçları ile çok yakından ilgili olmalıdır. Kararların revize edilmesi veya rasyonel karaların verilebilme becerisi, teşkilat üyelerini etkilemek, siyasi başarı ve verimliliği artırmak ve muhtemel iç çatışmaları önlemek için vazgeçilmez bir başvuru sigortasıdır. Ancak karar vericilerin bu yanlış mülahazalarında ısrarcı olmaları ve hatta ana karar vericilerin değiştirilmiş olmalarına rağmen, verilen kararların yine aynı istikamette şekillendirilme arzusu; mantık ve rasyonel yaklaşımlardan uzak olan bir “facia karar verme” tiplemesine bile örnek olabilir. Bu örneklemlerde tutucu davranan yönetim fonksiyonlarının kader ve akıbetlerini ise, kaçınılmaz olarak; bitiş, tükeniş ve yok oluş izleyecektir.

 

               İdeal karar verici; sorunu duymak, soruna ait bilgi toplamak, toplanan bu veri ve değerli bilgileri ise, karar verme seçeneklerinde gerekli mütalaa ve yorumları da yoğun bir şekilde kullanarak formülleştiren ve uygulayan kişidir. Rasyonel karar alıcılar; en uygun seçenekleri, hiçbir kayırmacı davranışa sapmadan uygulayabilme özgüven ve liyakat donanımına sahip objektif değerlendirmeleri de baskılı bir şekilde değerlendiren yöntem takipçileridir. Bu kriterleri yabana atarak, geleneksel yakınlık sezgisi ve subejektif yanılgı yaklaşımlarıyla karar alanlar; önderliklerine, ümit edilirliklerine ve dahası kendilerini siyasal seçenekleri olarak gören halkın sesine ve toplum duyarlılıklarına belki de farkında olmadan ihanet eden umut tacirleridir. Bilinmelidir ki, insanları etkilemek bir numara değil, bir sanattır. Siyaseti; siyasi ego ve ihtirasları için kullanan ve böylelikle de, halkın yarınlarını ve umutlarını çalan numaracılara değil, siyaseti siyasetin gerçek sanatkârlarına teslim etmediğimiz müddetçe başarı, bizlerden bin ışık yılı uzakta kalacaktır. Bir zincirin gücü en zayıf halkasının gücüne eşit ise, zincirin halkalarının tamamının revize edilmesinin gereği vardır. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar