• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Lefkoşa 18 °C

Hayal ve umut

Gürhan GÜRSES

Umut olsun istedim, şarkı olsun istedim
Dudaklarda düşmeyecek, bir destan olsum istedin bu şiir
Ah ne çare! Yüreğimde bin yare, Karakoçan milyon pare..
“Di gel le yâr, Di gel le yâr
Yüreğimde nar, beynimde yâr
Başımda kazan kaynar” der kadıncağız kendi halince
Usulünce Bağin"e bakar,
Golan"a kayar süzülünce gözleri.
Bağırlardan düşen kaya parçalarına benzer kaderi.
Peri Suyu"na nazır, bir kadın tanıdım ağlamaya hazır
Marallar ortalığı dağıtır, ay vakti bu şiir dilime dolanır
Gözyaşları bulut bulut, patlamaya hazır bir sağanak gördüm
İçinde kim bilir kaç bin yıllık bir sancı, kadın olduğuna dair
Ne hikâyeler anlatır; utanır, kırılır, ağlar ve patlar
Tek başına meydan okur; halden bilmez, vaziyetten çakmaz
Karanlık mı karanlık gecelere... Ve sebebine ömrünün.
Ey gül yüzlü, hayal ve umut dolu ve terk edilmiş bir ev gibi harabe
Yıkılmış binaların üzerinde dimdik duran kadın!
Bu şiir sanadır ilkin, sonra Karakoçan" a, sonra Avrupa"ya
Pilavtepe üstünde bir çeşme,
Ağlamamı söylemeyin o vefasız eşe
Oy lımıney.
“Ağla di deli gönül
Çağla di deli dönül
Duysun hezar millet
Duysun kendinden bizar millet” der kadın gözleri sağnak sağnak
Terk edilmiş gurbette, acısı taze…
Silbustan uçan kuşlar, hasretimi çalan kışlar
Gözlerimden akan yaşlar, bedelsiz yüreğime değen taşlar
Ah Karakoçan, ah hep karaya kaçan, karaya çalan ilçem
Ömrümün beyazı olan Karakoçan, ömrümün karası, kadası, belası
Ömrümün ahirinden öte, ömrümün ötesi, var mı payesi?
Peri Suyu"na nazır, bir kadın tanıdım ağlamaya hazır
Marallar ortalığı dağıtır, ay vakti bu şiir dilime dolanır
Ömrünü heba eyleyen bir kuşcağız
Hayallerini siyaha çalan bir nalesaz
Türküsünü dinler Peri Suyu"nun
Peri Suyu hikâyesini dinler
Yabanlığını yaşamın, kıraçlığını sevdaların,
Stabilize yollarda kaybolan, umutlarını arar yaşamın
Al sana umut, al sana ışık, al sana gelecek, al sana dost
Diyecek bir sıcaklık.
Nerede bulacak nerede soracak
Olduğu yerde solacak belki de
Netameli yerlerde ürkek ve tek
Seni kim güldürecek
Seni kim şad edecek
Söyle ey bikes, söyle ey bi-mecal
Peri Suyu"na nazır, bir kadın tanıdım ağlamaya hazır
Marallar ortalığı dağıtır, ay vakti bu şiir dilime dolanır
Yollarına aşkın, vur kırbacını ALLAH AŞKINA!
Vur ki her zerresinde bu ilçenin,
Vur ki her habbesinde bu ilçenin bin yürek havalansın semaya.
Sana selam getirsin, esenlik getirsin
Ağlama, ağlamak yakışmaz bir kadına
Ağlamak çaresizlerin işi, ağlamak Çin İşkencesi
Ruhunda koparılan parça, teninden çekilen tırnak misali
Ruhu serazat, bedeni mahkûm,
Gözleri özgür, bakışları mahkûm.
Karakoçan kadar rahat, Karakoçan kadar zor
Yaşanılması kolay, katlanılması zor.
Zoru zor eyleyen, kolayı def eyleyen,
Sesi tef eyleyen.
Vur yoluna başını Kiğı"nın
Kim takip eder, kim tutar seni
Avareyim diye o köy senin bu köy benim dolaş
Biçareyim diye Silbus"a vur başını, Özlüce"ya at kendini.
Hedik kaynatır bir nine, helva dağıtır bir gelin
O y gelin oy gelin, hedik kaynatsana
Yolun ötesi mezarlık, helvanın öncesi sessizlik
Sana mı kaldı helvası hicranın.
Varır mı oraya bu meşhur kalabalık
Bu meşum karanlık.
Oy gelin oy gelin, başın üstünde tüter duman
Halin yaman, halin perişan
Sana mı kaldı helvası, üç günlük dünyanın.
Avrupa dedikleri yıkılmış bir ev
Viran olmuş bir gönül
Terk edilmiş bir ülke
Anlat Alamancı Kardaş,
Sen anlat gönül yakan hikâyesini,
Gönül yıkan öyküsünü gurbet sazının.
Çalabildin mi rahatça?
Tıngırdatabildin mi tellerini?
Yüreğin bam teline eş tutabildin mi sesini?
Gurbet türküsünü gurbetteki yalnızların hissesini,
Pay edebildin mi Karakoçan"a?
Tenhasında bir köyün,
Çeşmesinde avuç avuç içilen suyun,
Toprağına kirlenmiş esvabın,
Çamuruna bulanmış pabucun,
Altını öpmek gibidir memlekette yaşamak.
Ve gurbette itilmiş bir başına koyulmuş bir kadının öyküsüdür anlattığım
Bir kadın bin kadındır bugün
Bir kahır bin kahırdır bugün.
Çeken bilir, başına gelen bilir.
Gam yükünü sırtına vuran bilir.
Ve gurbette bir kadın ağlıyor kaderine, bir başına
Telli duvaklı yolculuk
Hasbelkader telsiz ve duvaksız ve damatsız
Son bulur Karakoçan"ın ücra bir köyünde.
Ve gelir konu olur
Bir ağustos akşamında
Sayfamıza.
Üstü kalsın vakit dem vaktidir
Hüzün başucumda, sayfanın ortasında, kalemin ucunda
Yalnızız yine “güzel ve yalnız” ilçem.
Yalnızız kahrolsun işte,
Bir başına konulmuş bir kadın gibi hem de.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim
google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html