1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. HANİ, SURİYE DİYE BİR DOSTUMUZ VARDI YA!..‏
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

HANİ, SURİYE DİYE BİR DOSTUMUZ VARDI YA!..‏

A+A-

2011 baharında Gaziantep’teki kardeşlerimiz birlikte ailece Halep şehrine gitmiştik. Suriyeli dostlar bize o kadar içten davranıyorlardı ki ne yapacağımızı şaşırmıştık. Suriye’lilerin ilgisi bize samimi davranmakla kalmıyor, Başbakan Erdoğan ve eşini de çok sevdiklerini söylüyorlardı.. Ama ne oldu da işler Arap saçına döndü böyle, birlikte değerlendirelim..
SURİYE OLAYLARI NASIL GELİŞTİ
 Suriye olayları, öncelikli olarak Arap baharının devamı niteliğindedir.. Suriye, kendine has bir ülkedir. Ancak halkın ekmek ve özgürlük mücadelesi diğer ülkelerden farklı değil.. Ülke ekonomisi, sağlam temellerden yoksun olup dış kaynaklardan beslenmektedir.. Ne ilginçtir ki Libya ve Tunus’ta meydana gelen olaylardan sonra Suriye’de başlaması bir tesadüf değildir. Suriye gençliği Tunus ve Mısırlı gençler gibi özgürlük için İnternet üzerinden birlikte hareket etmek istemişlerdir. Deraa’da yaşanan olaylar kıvılcım olmuş ve yayılmaya başlamıştır.. Harekete katılanlar ve özellikle de gençler, herhangi politik bir bağı olmayan kişilerdi. Siyasi partiler ise harekete gecikmiş olarak destek verdiler.
Türkiye-Suriye İlişkilerinde Çıkmaz  sokaklar
   Suriye ile ilişkilerimizdeki sorunları sıralayalım:
Hatay konusu: Hatay’ın Türkiye’ye katılması Suriye tarafında asla unutulmamış, bağımsızlığın kazanılmasından hemen sonra  her türlü tüm platformda konu gündeme getirilmiş, Hatay’ı Suriye siyasi haritası içerinde bile göstermiştir.
Dicle, Fırat ve Barajlar :  Türkiye bu nehirler üzerinde Güneydoğuda barajlar yapmaya başlayınca Suriye bu durumdan rahatsız olduğunu hissettirmiştir..
PKK: 1980’lerin sonunda Öcalan’ın Suriye tarafından korunarak PKK'ya lojistik destek vermesiyle Türkiye – Suriye ilişkilerini daha gergin bir hala gelmiştir..
Türk uçağının düşürülmesi : Bazı gözlemcilere göreTürk uçağı Suriye’de ne arıyordu.. Bilgi toplama gerekçesi mantıklı olmaz zira ABD ve İsrail  bunu rahatlıkla elindeki teknoloji sayesinde elde edebiliiyorlar.. O halde neden?..
İLİŞKİLERİN DÜZELMESİ GEÇİCİ Mİ İDİ?
Türkiye’nin, Suriye’ye 1998’de “Ya PKK’ya desteğinizi kesip Öcalan’ı ülkeden çıkarın, ya da askeri müdahale yaparız‘’ şeklindeki kararlı tehdidi işe yaradı.. Suriye de PKK'ya lojistik desteğini kesti, Öcalan’ı ülkeden çıkardı. Bundan sonra iki ülke arasındaki ilişkiler daha olumlu gelişmeye başladı. 2000’de Hafız Esad’ın cenazesine Cumhurbaşkanı Sezer’in katılmasıyla beslenen ilişkiler, Erdoğan döneminde bölge ülkelerini de kıskandıracak düzeyde  daha da gelişti. Hatta Suriye ile birlikte İran’ın da içinde olduğu üçlü yakınlaşmalar, “eksen kayması” tartışmalarına bile yol açtı. İki ülke birbirlerini Arap ve Batı dünyasına açılan kapı olarak gördüler.. Ve vizeler kalktı.. 
VE RÜYANIN BİTMESİ
Humus’ta 5 Mart 2011 tarihinde başlayan halk ayaklanması iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemi başlattı. Zira ayaklanan halka karşı başlatılan katliam Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Esed yönetimine karşı eleştirilerini en üst seviyeden dile getirmesine yol açtı.. Aslında Türkiye, bu olayların bir iç mesele olduğunu ifade etmekle akan kana karşı sessiz  kalmayacağını da her platformda dile getirmişti. Türk uçağının Suriye tarafından düşürülmesiyle ilerleyen gerginlik, Çin ve Rusya’nın Suriye’ye desteklerini açıklamasıyla çok daha ileri boyutlara geldi.. Suriye’den desteklerini çekmesi için görüşmeler yapmak üzere Başbakan Erdoğan şu sıralarda Moskova’da bulunmaktadır. ABD’nin kartı çok açıktır. Paris'te “Suriye’nin Dostları Grubu” toplantısında ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton "Rusya ve Çin, Suriye’nin arkasında durarak ilerlemenin önünü kesiyor. Bunun için tüm ülkeler Rusya ve Çin'e bir bedel ödetmeleri gerekiyor." Rusya’nın fikri de artık değişme eğilimindedir.
FARKLI GÖRÜŞLER
Suriye’nin Türkiye ile savaşının Esed’in iktidarını uzatacak tek yol olduğunu ve uçağın bu nedenle düşürülmüş olabileceğini düşünenler hayli fazla..
The Economist dergisinin iddiası bomba gibi: “Batı, Ortadoğu’ya asker sokarak yeni bir maceraya girmek yerine, Türkiye’yi devreye sokmak istedi.. Bölge ülkeleri birbiriyle çatışmalı, batı ‘arabulucu’ olarak duruma el koymalıydı.. Nitekim Türkiye, Suriye işine bulaşarak mayının üzerine basmış oldu.”
Suriye Devlet Başkanı Esed’in açıklaması ilginç  “Erdoğan bizimle dostluk ilişkisinin ötesine geçerek içişlerimize karışma yönüne gitti. Biz egemen ve kendisine saygısı olan bir devletiz. Hiçbir şekilde dışarıdan işlerimize müdahale ettirmeyiz. Daha sonra halkımızı öldüren teröristlere lojistik destek verildi”
DEĞERLENDİRME
Türkiye, Kafkas ve Ortadoğu (Arap) ülkelerinde bölgenin büyük ağabey devleti olarak görülmesinde komşularıyla “sıfır sorun” politikasının etkisi bir gerçektir. Zaten Suriye konusunda da soğukkanlılıkla prestijini korumaya çalışmaktadır. Suriye de asırlarca yan yana kardeş gibi yaşadığımız dost bir ülkedir. Türkiye bu tutumunu bu gerçekler doğrultusunda sürdürerek kendi misyonuna yakışanı yapmalıdır. Zira Suriye’li şairin aşağıdaki duygusal şiiri, iki ülkenin eski dostluk günlerine tekrar geri dönmeleri için adeta bir yakarma değil midir?
İyi haftalar…
Suriye’ nin gözlerinde doğdum
Batma güneş, savaşın çığlığında sabah ayazı,
Yine mi annemin ayakları çıplak?
Baba..
Hangi vatan sakallarında şehid...
Şam’ da hurmanın gölgesi,
Laskiye’ de Akdeniz,
Asi nehrine dökülen saçlarında , binlerce müslüman
Yarına hu diye doğacağım Suriye,
Sana her şiir; kefensiz mısralarca kahraman...
Şehrimin kaldırımlarını kaldırın,
Toprağına baharın tohumlarını,
Gökyüzüne kalbimin mavisini,
Zalime Kur’anın deryasını hoşgörün..
Düğün mevsimi geldi;
Var mı ki kırmızı gelinliğin nasibi?
Namlunun ucuna sürdük davullu zurnalı halayları,
İbret alın geçmişinden İslamın..
  KARAN 05.02.2012
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum