1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. HAÇLI SEFERİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

HAÇLI SEFERİ

A+A-

     HAÇLI SEFERİ

Fener Rum Patrikhanesi’ne Türkiye tarafından Ekümeniklik statüsünün tanınmasına karşı değilim diyen Başbakan’ın samimiyetinden şüphemiz yoktur(!) Hakikaten bu suali soran gazetecilere, Mehmet Barlas’ın programında da tüm içtenliği ile cevap vererek Ekümenikliğe karşı olmadığını söylemiştir. Yıllardır üzerinde dil çürüttüğümüz ve bir türlü çözemediğimiz milleti ve devleti ilgilendiren bu gibi çok meselelerimizi Sayın Başbakanımız bir çırpıda çözmüştür(!) Kendisinden çözümsüzlüğün çözüm olmadığı ifadesini de öğrenerek, yazım literatürümüze bir söylem daha ilave ettik(!)

Geçmiş zaman oldu, “Biz; BOP’un Eş Başkanıyız” diyen Başbakan’a inanmayanlar oldu. “Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı yapacağım” diyen bir Başbakan’ı, ülkesinde kanun değişikliği yaparak kırk bin kilise evi açan bir Başbakan’ı, “Ya Allah Bismillah” diyerek kilise açan bir Başbakan’ı yanlış anlayanlar ya da anlayamayanlar oldu bu ülkede. Güzel olan ise neyse ki, %58 gibi büyük bir kesim, Başbakan’ı doğru anladı ve destekledi.

Ancak son zamanlarda bir kısım aklı evveller, bir kısım gazetelerde, televizyonlarda ve basın ve yayın kuruluşlarında Libya’ya yapılan saldırıların bir Haçlı Seferi olduğunu dillendirdiler. Başbakanımız ise bu yalan –yanlış haber ve değerlendirmeleri sert dille eleştirerek hepimizi sağlıklı düşünme yetimize yöneltti ve hata yapmamızı önledi. Artık bizler Libya saldırılarının asla bir “Haçlı Seferi” olmadığına inanmıştık. Ancak bomba şimşekleri ülkesinin şehir merkezlerinde patlayan Libya lider Kaddafi, bu saldırıların bir Haçlı seferi olduğunu söylemesiyle aklımıza kötü şeyler geldi. Ama inanmadık. Başbakanımız mı doğru söyleyecek, yoksa Kaddafi mi? Başbakanımıza inanacaktık elbette. Öyle de yaptık. Bu asla bir Haçlı Seferi değildi(!)

25 Mart 2011 tarihinde yani daha dün bir gelişme oldu. Fransa İçişleri Bakanı Claude Gueant, dün akşam katıldığı bir televizyon programında, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Libya'da bir "Haçlı Seferi"ne önderlik ettiğini söyledi. İlk hava taarruzunu Fransa'nın gerçekleştirdiğini, Şafak Yolculuğu Operasyonu'nda Sarkozy'nin doğru bir politika izlediğini savunan Gueant, "Cumhurbaşkanımızla ilgili yapılan eleştirilerle ilgili olarak şunu söylemek istiyorum. Şu an herkes, Sarkozy'nin orada olduğuna şükrediyor. Herkes televizyonlardan Kaddafi'nin yaptığı katliamı izlemeye hazırlanıyordu. Tanrıya şükür ki Cumhurbaşkanımız, Haçlı Seferi'nin önderliğini yaparak önce BM'yi, ardından da Arap Birliği ve Afrika Birliği'ni harekete geçirdi" dedi. Yani bombalanan da bombalayan da bir tarifte birleşiyorlar ve adını koyuyorlar. Haçlı seferleri…

Libya lideri Muammer Kaddafi, Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve daha sonra da saldırının aktörlerinden Fransız İçişleri Bakanı da koalisyon güçlerinin Libya operasyonunu "Haçlı seferi" olarak adlandırınca Başbakanımızın sözlerine olan inancımı kaybettim. Objektif davranarak Libya ve Fransa’nın ortak tariflerinin dışındaki Başbakanımızın reddiyesini çok asimetrik buldum ve inancımı kaybetmek suretiyle belki de doğruya buldum. Evet, bu bir “Haçlı Seferi”dir.

Sonra aklıma bir şey daha takıldı. Bu haçlı Seferi ise, biz bu seferlere niye katılıyoruz. Medeniyetler ittifakının ve dinler arası diyalog kabulünün farzlarından mıdır bu tavır ortaklığı acaba. Sonra ben bu yazıda bir şeyi atladım galiba. Yani bu Büyük Ortadoğu Projesi ne demek ti? Biz eş başkanı mıydık bu projenin? Başbakanımız mı haklı, Kaddafi mi? Yoksa bu BOP kötü bir şey mi?
BOP; Haçlı Seferi’nin bir organizasyon üssü ise, bizim bu karanlık katarda işimiz ne? O zaman şu şekilde tercüme edilebilir bu durum belki de. Hükümet, Libya’ya, yönelik tezkereyi onaylayarak, Haçlı seferlerine karşı duran Kılıçarslan’ın değil, bilakis Fransa’da 1095 yılında Clermont Meclisini toplayarak 1. Haçlı seferini başlatan Papa Urban’ın saflarında olmayı mı tercih etti?
AKP’li Milletvekilleri, Libya’da ‘güya’ istikrar ve güvenliğin yeniden sağlanmasına yönelik uluslararası çabalara çok boyutlu katkıda bulunmak üzere TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi konusunda hükümete 1 yıllığına yetki verilmesini öngören Başbakanlık tezkeresini TBMM Genel Kurulunda kabul ederek bir tarihi yanılgıya mı düştüler? Tezkere uyarınca, Libya’ya yönelik silah ambargosunu denetleyecek NATO deniz gücünde TSK unsurları da görev alarak Haçlı seferlerinin katarına mı katıldılar? Bunların tamamı yakın istikbalde gün yüzüne çıkacaktır. Ancak şu kadarı var ki, insan hak ve hürriyetlerini ve demokrasiyi ihdas iddiası ile ülkeler işgal eden bu küresel güçler, her defasında yoğun halk yığınlarına gözyaşı, kan, ölüm ve tecavüzler getirmiştir. Sabıkalarında vahşet olan bu ülkelerin adına her ne denirse densin, saldırganlık parametrelerinde Papa Urban’ın ruhunun olduğu kesindir. Bu anlayışa anlayış göstererek, saflarında kıyama duran AKP’nin tavrının isabetine, yakın gelecek günler hüküm verecektir. Hoşça kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar