1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Güneydoğu’da siyasetin sonu mu?
Güneydoğu’da siyasetin sonu mu?

Güneydoğu’da siyasetin sonu mu?

Acaba, şimdi yaşananlar ve içinde bulunduğumuz çıkmaz buna gelen sert bir tepki mi? Yoksa Güneydoğu’da siyasetin sonuna mı geldik?

A+A-

 

Güneydoğu’da siyasetin sonu mu?

Güneydoğu’da siyasetin tıkandığı yolundaki kuşkuları iyice artıran son süreç, Van Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Hakkâri’de polis tarafından düzenlenen KCK Operasyonu’nda aralarında BDP İl Başkanı Orhan Koparan, Belediye Başkan yardımcıları ve BDP’li yöneticilerin de bulunduğu 35 şüphelinin gözaltına alınmasıyla başladı…



Ardından…



Tunceli Pülümür’de yedi PKK’lının öldürülmesiyle devam etti.



Hemen şunu vurgulamak gerek; ülkenin Batı’sındaki toplumsal algı ile Doğu’sundaki algı arasındaki uçurum öyle bir noktaya vardı ki adeta ortak zemin kalmadı. Batı’da askerlere yapılan saldırı nasıl büyük bir infial uyandırıyorsa, Doğu’da PKK’lı ölümleri de aynı kapsamda değerlendiriliyor… Nitekim Tunceli kenti bu ölümlerin ardından üç günlük yas ilan etti. Cenazeler yığınsal katılımlarla defnedildi…



***



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur, Kürt vatandaşlarımızın sorunu vardır” sözü bu sürecin ikinci büyük halkasını oluşturdu.



Bölge bu sözü “Kürt sorununun inkârı” olarak algıladı…



***



PKK lideri Öcalan’ın, İmralı’dan 29 Nisan’da avukatları ile yolladığı mesajda, “BDP, KCK ve PKK’ya yönelik cayır cayır tasfiye var, gücünüz neye yetiyorsa yapın” talimatından beş gün sonra PKK Kastamonu’da Başbakan Erdoğan’ın konvoyuna saldırdı; bir polis şehit oldu, ikisi yaralandı.



BDP, bir polisin şehit olduğu olayı kınamadı…



Dün de Öcalan’ın, “15 Haziran son tarihtir. 15 Haziran’dan sonra ya anlamlı bir müzakere dönemi başlar ya da büyük bir savaş başlar, kıyamet kopar” dediği yazıldı…



***



Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, Kastamonu’daki saldırı ertesinde yaptığı açıklamada felaketin eşiğinde olduğumuzu söyleyerek, Cumhurbaşkanı Gül’ün “güzel şeyler olacak” sözüne rağmen onca zamanın geçtiğini vurguladı ve kötü şeyler olacağını öne sürdü.



“Başbakan’a bir hakikati hatırlatmak isterim, inkâr isyanı büyütür Sayın Başbakan” diyen Tuğluk, “tarihin dönülmez noktasındayız. Dokuz yıldır Kürtler tahammül gösterdi. Defalarca ateşkes ilan edildi, şans verildi, uzlaşı ve çözüm arandı. Ancak Sayın Başbakan ve AKP iktidarı oyalamak, tasfiye etmek dışında bir yol bilmediler. Bu artık netleşmiştir ve Kürtler hükmünü vermiştir, çözüm AKP’ye rağmen gelişecektir. Kürtlerin bu anlamda sabrı da bitmiştir, tahammülü de” dedi.



Tuğluk, “devletle olmuyorsa, halkımız kendi demokrasisinin kuracak ve kendi kurduğu bu sistem içinde yaşamasını bilecek kadar örgütlüdür” diye de ekledi.



***





Aysel Tuğluk’un yukarıda anımsattığım açış konuşmasını yaptığı DTK Genel Kurulu’nda seçimlerin “boykot” edilmesi de gündeme gelirken; Selahattin Demirtaş, “seçimden çekilmek bir dakikalık iştir” diyerek buna destek verdi ve “acı hepimizin acısı, ölümleri durdurmak hükümetin görevi” diye de ekledi...



***



Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da Aysel Tuğluk’un “kötü şeyler olacak” sözlerine ilişkin, “fevkalade endişe vericidir. Toplumu korkuya, şiddete yönlendirmek siyasetçinin işi değildir. Türkiye’yi nereye götürmek istiyorlar” diyerek hükümetin olup bitene tepkisini dile getirdi…



***



Hafta sonu, bölgede Kürt siyasetinin, eğere radikal değişimler olmaz ise “bu seçimlerin son seçim olduğunu” çok net ifade ettiğini duydum…



12 Haziran’da bölgeden beklenen milletvekillerinin seçilmesi, ardından gelecek olan yerel seçimlerde de kritik noktalardan yüzde 90 civarında oy alınması halinde, Kürt siyasetinin artık Ankara’yı muhatap almayacağını, dünyadan gözüne kestireceği bir muhatapla yola devam edeceğini duydum…



***



Kastamonu ertesinde, dün, Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar pek rastlamadığımız bir koruma çemberine alındığını görmek de bu tablonun ürkütücü bir diğer boyutunu oluşturdu…



Ardından Başbakan Erdoğan’ın MİT Başkanı ile olağanüstü görüşmesi gündeme geldi…



Şüphesiz bu fotoğrafa büyük bir etkisi olacak Suriye’deki gelişmeleri ise bu yaşananların dışında tutuyorum…



***



Hepimizin büyük destek verdiği “Kürt açılımı”, beklenti çıtasını çok yukarıya çekti ama o düzeyde radikal ve kalıcı bir başarı sağlayamadı…



Acaba, şimdi yaşananlar ve içinde bulunduğumuz çıkmaz buna gelen sert bir tepki mi?

Yoksa Güneydoğu’da siyasetin sonuna mı geldik?



Eğer barış için hemen ciddi adımlar atılmazsa, bu soruya “evet” demek zorunda kalacağımızı şu sıralarda iyi anlamamız lazım.
Mehmet ALTAN/ STAR

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.