1. YAZARLAR

  2. Gürhan GÜRSES

  3. GÜNAHKÂRLARIN İLACI
Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜNAHKÂRLARIN İLACI

A+A-

GÜNAHKÂRLARIN İLACI

Günümüzdeki problemlerin çoğunun cevabı esasen ortadadır. Bunu görebilmek, gördüğünü idrak edebilmek ve idrak ettiğini yaşamına uygulayabilmek hüner ister. Bu hüner sahibi insanlar mesut bir şekilde yaşamakta ve etraflarına ışık saçmaktadırlar. Problemlerini çözemeyenler ise stres altında ezilerek, büzülerek, iki büklüm olarak kriz geçirmektedirler. Hem fiziki hem ruhi krizler günümüz insanının en büyük rahatsızlığı durumundadır.

“Sana zehrolana sen tiryak ol” der kudema. Bize zehr olan her şeye biz de zehr oluyor, kendimiz harap ediyor neticede bitap düşüyoruz. Bu mukavemet bizi takatsiz düşürüyor, zebun ediyor, helak eyliyor. Akıl yönünden ciddi sıkıntılar deryasında boğuşan insanımız yolunu çıkartamıyor, labirentler içinde dolanıp duruyor. Boğazımıza kadar battığımız günah deryasından bizleri çekip alacak bir elden medet umuyor, bizleri feraha çıkartacak bir kudretten aman diliyoruz.

 İş o ki çözüme gidecek yolları bilelim ve çözüme direk ulaşabilelim. Toplumumuzun hastalıklarının dermanı da yine toplumun yaratmış olduğu eserlerin içinde saklıdır.

Bayezid-i Bistami Hazretleri akıl hastanesinin önünden geçerken bir tabibin havanda ilaç dövdüğünü görerek sormuş: “Çok günahkârım. Bunun için de ilacın var mı?”

Tabip daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir akıl hastası pencereden seslenmiş:

“Tövbe köküyle istiğfar yaprağını karıştır.”

Şimdi iri ve siyah puntolarla söylenilenleri alıntılayalım ve yazımızın içinde hamurlayalım. Yoğurmak, şekillendirmek ve pişirmek bize düştü. Size sadece bu nimetten bir lokmada olsa nasiplenmek düşer.

Bütün günahkârlara sesleniyor esasen bu cümle. Bizi dikkate alan olur mu bilmem ama bir delinin kelâmı deyu rafa da kaldırmayın bu sözleri… İçindeki anlam cevahirlerini tam olarak algılayabilirseniz ömrünüz cevher aydınlığına kavuşacak ve inanın ki ruhi bir bahtiyarlık yaşayacaksınız. Kişisel gelişim ile uğraşan herkes bunu hatmetmeli, yaşamına uygulamalı ve anlatmalıdır herkese. Tövbe kökü bitkisel bir çaya teşbih edilmiş ve af dileme yaprağı ile insanı ferahlatan bir karışım olmuş. Sözcüklerin gücü dahi insanı tesir altında bırakmakta bir garip sihir yaratmaktadır.

“Kalp havanında kuvvetli iman tokmağı ile döv.” Kalp; içinde bir şeylerin dövülüp ufalandığı boş bir kaba teşbih edilmiş ve orada kişinin güçlü iman tokmağı ile bütün günahlarının zerre toz haline getirilip tövbe yolunda bir adım olması anlatılmıştır. Güçlü bir kalp, güçlü bir iman ve güçlü bir irade ancak ve ancak bu günahı ezebilir, un ufak edebilir. Kalbinizde iman yoksa inancınızda bir samimiyet ve bir duruş yoksa günahlar tokmak olur patlatır beyninizi… Samimi değilseniz tövbe ne diye? İçten değilseniz el açmak da neyin nesi? Davanızda samimi değilseniz her şey boştur anlayacağınız ve inandığınızı nefsinizde harekete geçirmiyorsanız sanırım bu da nafiledir.

            “İnsaf eteğinden geçir, gözyaşıyla yoğur.” Tövbemiz mevzubahis kalp havanında ufalandıktan sonra insaf eteğinden yani vicdani bir muhasebeden geçirildikten sonra derundan gelen gözyaşlarınızla yıkamanız gerekecek. Bu gözyaşları ağlamaktan gözleri kör olan Yakup"un gözyaşlarıdır. Bu gözyaşları Hüseyin"in şahadetini görenlerin gözyaşlarıdır. Aktıkça saflaşan ve beyazlaşan ve anlamlaşan gözyaşları kalp kaynağından çıkmakta ve bütün günahları tuzlu suyuyla yıkayıp arındırmaktadır. Tövbenizin üzerine atılan bir gül yaprağı olarak addedin gözyaşını… Kokusu elbette saracaktır ruhunuzun her karışını…

            “Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye.”Kişinin günahlarından vazgeçmek için tövbe etmesi netice itibari ile bir aşkın o ruhtan sadır etmesine sebep olacak ve aşk ateşi ile Mevlana misali yanacak, pişecektir. Artık kişi bir yol izleyen tövbesini rahat bir şekilde zikredebilecek, onu alt edebilecektir. Zaten âlemin özünde aşk vardır cümle mevcudat aşk üzerine yaratılmıştır. “Aşk imiş her ne var âlemde…”

Deli bunları şu söz ile ahire bağlamaktadır: “Göreceksin hastalığından eser kalmayacak!” Delinin bu sözleri hiç de akıllı olmayan birisinin sözleri değildir elbette. Hangi edip böyle cümle kurar, hangi belagatçi böyle hitap eder? Ve hangi akıllı bugün bunları anlayabilir? Ömrümüzün tamamını dahi sarf etsek gramere böyle veciz bir anlatım ortaya dökemeyiz çünkü bu ancak kalp ile olabilecek ve kalp ile ortaya konabilecek anlam yönü baskın sözlerdir. İlahi bir yönü var anlayacağınız bu sözlerin…

Bu sözler karşısında Bistami Hazretleri"nin gözleri dolmuş ve şöyle demiş:

“Ya Rabbi! Şu dünya hastanesinde ne tabipler var!”

            İşte Halep işte arşın.

            İşte hasta işte tabip!

            İşte nesir işte nasir!

            Daha ne ister şu fakir!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum