• BIST 74.462
  • Altın 132,735
  • Dolar 3,5172
  • Euro 3,7848
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -8 °C
  • Konya -3 °C
  • İzmir 3 °C
  • Lefkoşa 11 °C

GİT—ME!

Gürhan GÜRSES

GİT—ME!

“Git sevdam, git lanet olsun” diye ağlayıveren bir çift yaşlı göz gördüm akşamın kuytu bir köşesinde. Yarası açık bir halde üzerine tuz serpiliyordu sanki.”Seninle geçen günlere, sensiz geçen günlere” diye devam ediyordu yüreğine denk düşen zılgıtlarla. Hüznün bir yüreğin üzerine akşam karanlığı gibi düşmesi bu olsa gerekti.”Onulmaz yaralarla yalnız koy beni” diyordu derinden.

”Bırak git haldaşını ardına bakmadan,

 Bir gün daha fazladan kalma

 Kalırsan bir daha terkedilmiş sayarım kendimi

 Kalırsan bir daha yenilmiş kabul ederim yüreğimi” diyordu naçar bir vaziyette. Ayrılığın türküsüydü bu, bir susuz kalmış dudaktan dökülen. Yürek akıyordu sanki gözyaşlarının içinde. Bir insan boğuluyordu sanki gözyaşlarının mübalağasında.

“Soluduğum havadan uzaklara

 Kokladığım çiçeklerden ötelere

 Gözyaşlarımın sel olup yetişemeyeceği ülkelere

 Git sevdam, git lanet olsun

 Senle geçen günlere sensiz geçen günlere.” İçinde büyüttüğü çiçeği kökünden söküp atan bir kızın feryadı, nağmeleriyle ortalığı firaka çeviren bir afetin âcizane figanıydı dinlediğim.

“Yalvarırım, ipleri kopmuş bir tespih gibi;

  Al hasretini,

  Al hüznünü,

  Al yakamdan yalnızlığını..” Yaklaştım usulca, saçlarını okşadım. Onunla ağladım saatlerce. Gözyaşlarının evrensel dili ile hemdem olduk.

 “Çek git adam gibi, yakışırcasına onurlu sevmelere

 Kavuşurcasına aydınlık günlere… Git.” Dök dedim içindeki zehri son damlasına değin. Dök ki yüreğin ferahlasın ey dost! Dök ki içindeki dev yitip gitsin. Sayıklamalarla geçen anlar dakika, dakikalar saat oldu. Zamanın dışındaymışız gibi geliyordu bana.

“Onurlu bir kavgadan zaferle çıkmış gibi,

Alnı ak, yüreği pak ve de mağrur bir komutan edasıyla,

Yalnızlığı kılıçlayan, hüznü kamçılayan, ayrılığı ölümleyen sevdam!

Gün bugündür.” Söylendikçe açılıyor, açıldıkça şairleşiyor, şairleştikçe hüzünleniyordu. Garip bir gündönümüne benziyordu haleti ruhiyesi. Med Cezirlerle donanmış bir ruhun anlık kırılmalarla boşalmasıydı gördüğüm. Ve derdiyle hemdem olduğum.

“Bir ekmek tazeliğinde kalsın sevdamız

Çıkmaz yollara sapmasın yoğrulduğumuz, kendimizi bulduğumuz aşkımız

Ya git,  ya git… Gözünü kıpmadan at beni koynuna ölümün

Bir adı ölüm olan sensizliğin.

Lanet olsun iki gözüm, binlerce, milyonlarca lanet olsun.

Gitmeni istemiyorum işte.

Lanet olsun işte.” dedi ve sustu uzun süre. Onun susmuşluğu tabiatın taş kesilmesi gibi bir hal oldu. Yer oynamaz oldu, gök gürlemez oldu, su akmaz oldu, ateş yakmaz oldu.

Bir daha yürek sevmez oldu.

Gitmek istedim, gidemedim.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim
google-site-verification: google44c00eb769fa0b43.html