1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Geçmişimizi düşünebilmek
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Geçmişimizi düşünebilmek

A+A-

Geçmişimizi düşünebilmek

Meslek sahibi olabilmek için çalışan ve imtihana müracaat eden nice insanımız mevcut. İş sahibi olduktan sonrası işler değişiyor. İş sahibi olan insanların daha sonra ki günlerde, aylarda, yılarda bazı yaptıkları bana yanlış geliyor.

İleri günlerde meslek sahibi olan insanlarımızın bazı tavırlarını ve davranışlarını doğru bulmuyorum.  Ülkemizin durumu bellidir. İş sahibi olabilmenin kolay olmadığı bilmeyen yoktur. Bundan dolayı yeterki akşam evime ekmek götürsem yeter diyen kişilerin, eylem yapmalarını anlamakta zorlanır insan.

Çünkü mesleğe girmeden önce hepimiz biliyoruz ki, ne sözler vermişizdir, kendimize, çevremize.

Mesleğe girdikten sonra aynı kişinin, isteklerini ve taleplerini duyunca, insanın küçük dilini yutası geliyor. Önce işe bir gireyim hiç şikâyetçi olmamam diyen, aynı şahıs önler de ve ilklerde şikâyetçilerin içinde bulunuyor.

Bu yüzden de, insanımızın düşüncesini anlamış değilim.

Elbette insanımızın talebi olur, olmalıdır da. Talebimiz olacak, olunca da ayıp mı, hayır? Oldu, bitti mi?  Hak talebinde bulunmak için çalışmalar yapıldı.

Daha önce de böylesi eylem yapılmıştı.

Eyleme katılma yönünde fikir beyan eden birçok kişinin diğer arkadaşlarını sevk almaya ikna ettiklerini biliyorum. İkna edilen kişiler sevk aldılar. Ama teşvik edenlerinde sevk almadıklarına da şahit olduk ülkemizde.

 Gerçi bana kimse eylem yapılmalı mı, yapılmamalı mı diye sormadı? Sorulsa da, sorulmasa da tavrım nettir. İşimize devam etmeliyiz derim, derdim.

İş bırakır mısın diyen olsaydı? Tereddütsüz cevabım “hayır” olacaktı. O gün mesaiye gitmemem için hiç mazeretim yok ki.

Nihayet o gün sevk alma veya iş bırakma eylemi günü de, sabahleyin erkenden kalktım, işime gittim. Gönül huzuruyla görevimi yaptım. Meslektaşlarımız elbette kendi açılarından baktıklarında haklı yanları olabilir.

Onları değerlendirecek olan görevlilerimiz mevcuttur. Haklı mı, haksız mı onu biz bilemeyiz derim.

İş bırakma veya sevk almayı onaylamadığımı başta kendime söyledim ve dediğimi yaptım. Devletimize Allah zeval vermesin. Görevimizin gereğini yaptıktan sonra, işimizin hakkını verdik mi diye sormalıyız önce kendimize?

Gerçekten görevimizi aksatmadan işimizi yapmalıyız ki, sonrasında da kanaat ettiğimizde sonucun hayırlı olacağını düşünmekteyim.

Görev için çeşitli kurum ve kuruluşlar imtihan açıyor. İmtihana girme şartları tutanlar başvuruda bulunuyorlar. Hazırlanıyorlar. İmtihanın ne büyük stres kaynağı olduğunu bilmeyenimiz yoktur.

Geçenler de dikkatimi çekti. Halk bankası bin iki yüz elli görevli almak için imtihan açtı. İmtihana başvuranların sayısı üç yüz bin kişi. Üç yüz bin kişi giriyor ve de bin iki yüz elli kişiden biri olabilmek için sınava giriyor insanlar aynı ülkemizde.

Sitede bu kadar başvuru yoğunluğunun sebebi ne diye merak ettim? İnsanları bu kadar cezbeden neydi ki başvuru aşırı olmuştu. Maaş mı? Günlük çalışma saati az mıydı ki?  Neydi bu talep, niçindi imtihana girme sebepleri?

İmtihanı kazananların alacakları maaşlarını okudum. Yanlış mı okudum diye bir kez daha okudum. Yedi yüz elli liraydı ve yanında sosyal haklar vardır tabi ki.

Haber böyle, bir yanda imtihana girerek kendini kurtarma çabasında olanlar, diğer yanda Türkiye şartlarına göre iyi denilen maaşa tepki.

Sebep açıktı, iş sahibi olabilmek. İlk ve son sebep meslek sahibi olmaktı.

Maaşım az diyenlere, çevrede ki halktan insanlar şöyle diyorlar: Bu memlekette asgari ücretle geçinen insanlar da var.

Asgari ücretli iş sahibi olabilmenin en büyük mutluluk olduğunu anlatan insanımız var. Asgari ücretli iş buldum diye yaradanına binlerce şükreden insanlara şahit olduk memleketimizde.

Aynı ülkede yaşıyoruz. Diyeceksiniz ki, bizler okuduk, çalıştık, çalışıyoruz.

İnkâr edilmez, doğru bu.

Mynette bu eylem öncesi yorum okumuştum. O yorum ışığında da eylemin akıbetine bakma şansım oldu. Baktım, gördüm ki, eylemin gidişatıda öyle oldu.

Yorumda özellikle vurgu şuydu: İdarecilerin eyleme katılamayacaklarını anlatıyordu. Konunun özü buydu, yanılıyor mu yoksa yorumcu? Sanmam yanılacağını.

Hep savunduğum görüş şudur: Kişilerin kendisine sorulmadan, diyalog kurulmadan yorum yapmak uygun düşmez.

Bu mememlekette asgari ücretle çalışanlarımız var, ailesini geçindiriyorlar. İş sahibi olmadan önce ki geçmişimizi de unutmamak gerekir diye düşünüyorum.

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.