1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. FARKLI BAKIŞ AÇILARI.. PARALEL HAYATLAR..
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

FARKLI BAKIŞ AÇILARI.. PARALEL HAYATLAR..

A+A-

FARKLI BAKIŞ AÇILARI.. PARALEL HAYATLAR..

Meydanlar polise taş atan çocuklarla doluyor. Herhangi bir siyasi eğilimi olmayan, hayalleri kendi dünyalarının dışına taşmayan bu çocuklar neden siyasi bir mücadelenin baş aktörü konumuna getirildi?

Buradan terörü siyasi bir araç olarak kullananların stratejileri konusunda bir değerlendirme yapabiliriz. Eğer bir mücadelede çocuklar zarar görürse, bu mücadelenin sebepleri, siyasi talepler unutulur ve sadece duygusal tepkiler ön plana çıkar. Yani artık ne kimlik, ne siyasi yapılanma tartışma konusu değildir sadece zarar gören çocuklarla ilgili haberler tartışılır. Karşı güç bunu bildiği için ve sırf çocuklar zarar görsün diye onların çatışmanın içine iter. Bu durum artık bir uzlaşmanın olmayacağını da gösterir. Bölge halkı ile ülkenin geneli arasında moral bir duvar örülmek istenmektedir. Çünkü siyasal olarak amacına ulaşamayacağını anlayanlar olayı akılcı çizginin dışına çekmekte ve söz ve niyetleri, siyasi düşünceleri gündemin dışına çıkarmaktadır.Bizim bakış açımız böyle..Ya onlar bu olayı nasıl yorumluyor bilmek isterseniz, yazının bir kısmı aşağıda..

“O çocukların ana-babaları, ağabey ve ablaları onlarca yıldır coplanıyor, dipçik ve postal darbeleriyle ezilmiş bedenlerini eve taşıyorlar. Annesinin başı yarılmış, kaşı yırtılmış halini gören bir çocuk nasıl sokağa dökülmesin?

O çocukların her birinin mutlaka bir yakını devlet tarafından ya katledilmiş ya cezaevine konulmuş ya dağ yolunu tutmuş ya da Avrupa'ya sürgün olmuştur. Bunun farkına varan çocuklar nasıl sokağa dökülmesin?

O çocukların her birinin evi en az birkaç defa baskına uğramış, eşyaları dağıtılmış, küfür hakaret ve terörist muamelesi görmüş, yakınları onların yanında dayaktan geçirilmiştir. Bunu gören hangi çocuk sokağa dökülmez ki?

O çocukların ait oldukları köyler vardı. O köyler gözleri önünde yakılıp yıkıldı. Göçe, açlığa, yoksulluğa itildiler. Nasıl sokağa dökülmesinler?

O çocukların içine doğdukları bir anadilleri var. Bir yaştan sonra o dili konuştukları için dayak yiyorlar. Dönüp o dile tükürmeleri isteniyor. Aşağılanıyorlar. Bu çocukların yerinde siz olsanız taşa sarılmaz mısınız?

O çocuklar sistemli bir politikayla açlığa mahkum edildiklerini, sokakta mendil satmak, ayakkabı boyamak zorunda kaldıklarını, baliye, uyuşturucuya, kapkaççılığa itildiklerini görmüyorlar mı sanıyorsunuz? Daha çocukken hayatınız bitişe uğruyorsa, taşa sarılmayıp ne yapacaksınız?

O çocuklar her gün ama her gün izledikleri televizyonlarınızdan, onlara ve onların büyüklerine terörist dediğinizi, onları aşağıladığınızı, ötekileştirdiğinizi izliyor ve minicik yürekleri paralanıyor. Taşa sarılmasın da ne yapsın?

O çocukların uykularını her gün her saat savaş uçaklarının sesi bölüyor, silah sesleri bölüyor. nasıl taşa sarılmasınlar?

O çocuklar potansiyel tehlike olarak görüldüklerini, yaşam güvencelerinin olmadığını, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'lara güvenlik güçlerince 13 kurşun sıkıldığını biliyorlar. 2006 yılında Diyarbakır Koşuyolu Parkı'nda, çocukların geçiş güzergahına yine aynı güvenlikçilerce bomba döşendiğini ve ikisi bebek, yedisi çocuk toplam dokuz çocuğun can verdiğini de biliyorlar. 2006 yılı 28 Mart olaylarında polis kurşunuyla öldürülen 15 insanın en az yarısının çocuk olduğunu da biliyorlar. 3 Nisan 2008'de Hakkari'de kolu polisler tarafından kameralar karşısında kırılan arkadaşları Cüneyt Ertuş'u da biliyorlar. Bu çocuklar nasıl eve kapanıp dursun?

Bu kadar zulme taş bile dayanmaz, çatlar. Kürtler dayandı. Kürtlerin sabrı taşıyor. Çocukların sokağa dökülüşünü bir halkın yediden-yetmişe uyanışı, ayağa kalkışı, sabrının taşışı olarak okumakta fayda var. Bir halkın çocukları da ayağa kalkmışsa o halk artık durdurulamaz noktaya da gelmiş demektir. Bu bir hak arama, demokratikleşme bilincidir. Ulusal-demokratik uyanıştır. Bu noktaya gelmiş bir halkı çikolatayla, kömürle, makarnayla kandırma gafletinden ne zaman vazgeçilecek? Politik körlük, dün taş atanların bugün dağda gerillacılık yaptığını, bugün taş atanların yarın gerilla olacağını görmemektir.”

Yazının tamamını okumak isteyebilirsiniz.Ben olsam okurdum..

http://www.gundem-online.com/haber.asp?haberid=63565

Önceki ve Sonraki Yazılar