Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

FARE KAPANI

A+A-

Saygıdeğer Okurlar

 

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını görür.

Kendi kendine içinde hangi yiyecek var acaba? Diye düşünerek sevinir.

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştır.

Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var! Diye bağırarak telaşla bahçeye fırlar.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırır,

Zavallı farecik, bu senin sorunun, benim değil, bana bir zararı olamaz küçücük kapanın der.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koşar.

Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var! Diye adeta çırpınır.

Domuz anlayışla karşılar ama

Çok üzgünüm fare kardeş, sana dua etmekten başka yapacağım bir şey yok.

Dualarımda olacağından emin ol der.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döner.

Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var! Der.

İnek, bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor der.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döner.

Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anlamıştır.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardır.

Minik farecik aç, susuz ve tam yorgunluktan gözleri kapanacak iken birden bir ses duyar.

Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından gelmektedir.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırlar ve mutfağa koşar.

Karanlıktaki kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememiştir.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanmaktadır ve aniden çiftçinin karısını ısırır.

Çiftçi, karısını apar topar doktora götürür.

Doktor, zehri temizleyip sardıktan sonra çiftçi karısını eve getirir ve yatırır.

Karısının ateşi yüksektir ve bir türlü düşmediği gibi ateş ve ter içinde kıvranıp durmaktadır.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu bilen çiftçi bıçağını alıp bahçeye koşar.

Karısı taze tavuk suyu çorbasını içince biraz kendine gelir.

Karısının hastalığını duyan ve ziyarete gelen komşularına ikram etmek için domuzu keser.

Yılan çok zehirli olduğu için çiftçinin karısı gün geçtikçe kötüye gitmektedir.

Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemediği için ölür.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yollar.

Tüm bu olanları duvardaki deliğinden büyük üzüntü ile izleyen küçük fare ise yaşamına kaldığı yerden devam etmektedir.

Evet, saygıdeğer okurlar.

Son günlerde artan terör olayları birçok ailenin ocağına ateş düşürmekte, ülkesini sevenler ile Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet güçleri ve mensuplarını da derinden yaralamaktadır.

Yaşanan bu üzüntüler yetmiyormuş gibi dış politikamızda görülen olumsuz gelişmeleri ve ülkemizin göz göre göre uçurama sürüklenmesini vatanseverler olarak üzüntü ile izlemekteyiz.

Maalesef ki ülkenin nereye sürüklendiği ile ilgili sonu belirsiz karamsar bir tablo göz önündeyken,

İşin acı tarafı ise, şahsi çıkarlarını ön planda tutan farklı düşünce içindeki aydın geçinenler ile ulusal yandaş medyanın her şeyi güllük gülistanlık gösteren pembe tablo çizmesidir.

Şimdi sizlere soruyorum;

Bu cennet vatanın yeraltı ve yer üstü değerleri, bu ülkede yaşayan farklı dil, din, ırktaki tüm TÜRK vatandaşlarımızı,

Barış içerisinde sevgiyle, kardeşçe refah ve huzur içerisinde el ele yaşatmaya yetmez mi?

Ülkeyi kamplaşmaya, kutuplaşmaya götüren senaryolar hazırlayıp önümüze koyan dış güçlere ve dost gözüken düşman ülkelere piyonluk yapan, çanak tutan, mutlu azınlık haricinde kaç kişi mutlu olmaktadır?

Ülke yoksullaşırken, işsizlik almış başını giderken, demir ağlarla örülmesi gereken bu cennet vatanda belli kesimler yolsuzluk ağını ahtapot gibi ülkenin her tarafına sararken,

Vatandaşın gözünün içine bakıp yalan söyleyen yandaş medyaya inanılması ne kadar doğrudur?

Bu sorular daha da çoğaltabilir.

Ama bu sorulardan rahatsız olmayıp hayatlarına devam edenler ise bizleri bölmeye ve kutuplaştırmaya çalışanlar ile yaratıkları kargaşadan nemalanıp onlara çanak tutan piyonlarıdır.

Kim mi bunlar?

Ülkemizin ne şartlarda kazanıldığının bilincinde olmayan şahsi çıkarlar peşinde koşanlar,

Dinimizi suiistimal eden din istismarları ile okumuşlar ama diplomalı cahil olan aydın geçinen örümcek kafalı çıkarcı yobazlardır.

Onlarda sanki kendilerine sıra gelmeyecekmiş gibi ayakkabı kutuları ve banyo keselerindeki paraların hesabını ellerini ovuşturarak yaparken, arada bir havuzlu villaların deliğinden gözlemektedirler.

 

Saygılarımla,

 

BİRİSİ, SİZİ İLGİLENDİRMEDİĞİNİZİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ BİR TEHLİKE İLE KARŞI KARŞIYA İSE,

O TEHLİKENİN BİR GÜN HEPİMİZ İÇİN OLACAĞINI UNUTMAYIN

Önceki ve Sonraki Yazılar