1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. EMPERYALİZME KARŞI KOYAN İRADEYE KAFA TUTAN ZİHNİYET
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

EMPERYALİZME KARŞI KOYAN İRADEYE KAFA TUTAN ZİHNİYET

A+A-

EMPERYALİZME KARŞI KOYAN İRADEYE KAFA TUTAN ZİHNİYET 

               Hitler"in liderleştiği tarihler ile Sayın İsmet İNÖNÜ"nün benzetmeye konu olan bıyıkları arasındaki tek ilgi, söz konusu tasvirin ironisi ve derin alakasızlığıdır. 1925 yıllarında tüm dünyada moda olan bir kesim sitilini kullanan İsmet İNÖNÜ"nün bıyıklarını, 15 yıl sonraki bir faşistin bıyıklarına benzeterek bağlantı kurmaya çalışmanın izahı ise, cehaletle sıkı sıkıya ilgilidir. Bu bağlantıyı doğrulayacak en akla gelen örnek; Hitler'den çok uzun yıllar önce gençlik yıllarını yaşamış olan Yahya Kemal BAYATLI"nın bıyık biçimidir. Zira bu büyük şairimiz de, aynı bıyık sitilini Hitler"den tam 50 yıl önce kullanmıştır. 

               Sayın Başbakan"a malum konuşma metnini hazırlayıp sunanların cehaletinden artık kimse şüphe duymamalıdır. Aksini düşündüğümüz takdirde bunun izahı; milleti ahmak ve kandırılacak saflıktaki yığınlar olarak görmek anlamına gelir ki, ilgili danışmanların birinci seçeneğe takılmış olmalarını tercih etmek isteriz. 

                İsmet İNÖNÜ; Emperyalizme karşı yüzyılın direnişini başlatan Mustafa Kemal ATATÜRK"ün yanında yer almıştır.  

                İsmet İNÖNÜ; Mandalara karşı istiklâl direncini efsanevi şekilde milletinin yüreğine koyan özgürlük kahramanının tarafında saf tutmuştur. 

               İsmet İNÖNÜ; Türkiye sömürgeciler tarafından işgâl edildiğinde, teslimiyetçilerin arasında yer almayarak, İngiliz emperyalizmine methiyeler düzen mütareke ozanlarına ve yandaş kalemlere inat, bağımsızlık bayrağını açan Mustafa Kemal ATATÜRK için idamı ve ölümü göze alarak ölümsüzleşmiştir.  

                İsmet İNÖNÜ; fakir, fukara, aç ve perişan bir millettin sinesinden, bin bir zorluklar içerisinde Yunan"ı denize dökebilecek maharette bir muzaffer orduyu çıkartabilmiş bir savaş mühendisidir.  

                İsmet İNÖNÜ; İşbirlikçilerle beraber olmadığı için, İngiliz dostlarına tavır alabildiği için, Ankara önlerinde düşman ordusunu durdurabildiği için ve her koşulda Atatürk"e bağlı olabildiği için, bıyıklarından dolayı değil; ancak dehasından ve önderliğinden bahsedilecek bir liderdir.  

               Sayın Başbakan; sık aralıklarla CHP"nin şeflik zamanı diye adlandırdığı İnönü dönemine değinerek, istibdat iddiasında bulunmaktadır. 2. Dünya Savaşı"nın şartlarını değerlendirmek, yine bir kısım tarihi bilgi ve vizyonuna sahip olmayı gerektirmektedir. Bu özellik örgüsünden uzak kişilerin, o imkânsızlık şartlarını yorumlayabilmeleri de maalesef güç olmaktadır.  O günün iktisadi zorlamaları, ekmeğin karneye bağlanmasını bile gerekli kılabilmiştir. Dünyanın kan ve ateş içerisinde yanmakta olduğu bir dönemde bu karne uygulamasına; bu denli taaccüp ile bakmak fiilini, tahlil yeteneğinin eksikliği ile izah etmek söz konusu edilmelidir. Nasıl ki bugünün şartlarında bile insanlarımızın bir kısmına yeşil kart verilerek çözümler bulunmaya çalışılıyorsa, o günün şartlarındaki hiçbir uygulamada da hiç bir gariplik yoktur. O günün şartlarında ülkenin tüm kesimleri sıkıntılara muhatap kaldığı için o uygulamalara başvurulmuştur. 

                Ancak bugün gariplik odur ki; Sayın Başbakan"ımızın saltanatlık zenginliğinde tarif edilebilecek şekilde hayat sürebildiği bir dönemde, ülkemizde yeşil kartlara, işsizliğe, açlığa, sefalete ve çaresizliğe mahkûm edilmiş milyonlarca insanımız, en çetin şartlarda hayat mücadelesini sürdürmeye çalışmaktadır.    

                Ancak bugün yine gariplik odur ki; insanımızın en hayati karakteri olan onuru, yerlerde süründürülerek; kömür karneleri, makarna karneleri, yağ ve paket karneleri kamyonlara yükletilmiş olarak kapı kapı vesikalı bir şekilde tüm şehirlerimizin sokaklarında kuyruk olmuş insanlarımıza dağıtılmaktadır. Hülasa odur ki; Onurum ömrümden uzun olsun diyen bir milletin karakter genleri, son 8 yılda deformasyona uğratılmıştır.  

                Sayın İnönü"nün; 1940"ların savaş şartlarında, bu karneleri halkımıza dağıttığı doğrudur. Ancak garip ve gerçek taaccübe konu hadise şudur ki; tarihlerin 2010 yılını gösterdiği bu gün, devletin resmi bürolarında kömür karnesi, un karnesi, şeker karnesi ve yağ karnesi anlamına gelecek bir dağıtım modeli ile milletimiz derin bir muhtaçlığa mahkûm edilmemiş midir? Sokaklardan çıkmayan bu kömür ve paket dağıtım resimlerinin, 1940"ların yardım karnelerinden farklı olan geçiş üstünlüğü nedir?   

                21.asrın başlarında Sayın Recep Tayip ERDOĞAN"ın zamanında bugün; un karnesi, bulgur karnesi, makarna karnesi ve kömür karnesi sistemi çalıştırılmıyor mu? 1940"larda dünyanın her tarafında bu karneler dağıtılmıştır. Almanya"da, İngiltere"de ve Fransa dâhil tüm Avrupa ülkelerinde bu kısıtlamalara gidilmiştir. Ancak 2010 yılına geldiğimiz bugünlerde; halkımızın bu denli onurunun düşürülerek dağıtıldığı güncellenmiş karneli yardımlar; Güney Afrika ve üçüncü dünya ülkeleri haricindeki hiçbir ülkede icra edilmemektedir. Sayın İnönü"nün bıyıklarının altından gülümsemesine halkımız ancak tebessümle mukabelede bulunmaktadır. Ancak ülke insanının bu şartlarında bile her fırsatta kahkahalar atabilen Sayın Başbakan"a, milletimiz müntesip tavrını ilk seçimlerde sergileyecektir. Esen kalınız.       

 

Önceki ve Sonraki Yazılar