1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. EMPERYALİST DEMOKRASİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

EMPERYALİST DEMOKRASİ

A+A-

EMPERYALİST DEMOKRASİ

 

               ABD"nin tasarlayıp ve AB"nin hazırladığı son ilerleme raporu; emperyal tandanslı bir demokrasi anlayışını dayattığı için,  siyasal bilânçomuzdan hiçbir zaman feda edemeyeceğimizi düşündüğümüz egemenlik anlayışımızın yok edilmesi ve ulus kimliğimizden uzaklaştırılma sürecimiz başlatılmıştır bugün.

 

               Bu ilerleme raporunda birincil görev olarak, ordunun etkisiz kılınması ziyadesi ile önemsenmiştir. İç Hizmetler Kanunu ve Milli Güvenlik Kanunu"nda ivedi değişiklikler yapılarak ordunun yetkilerinin azaltılması istenilmiştir.

 

              2002 yılından buyana, durmadan yoluna devam eden emperyalist demokrasi şuurunun Türkiye temsilcileri; yeni siyasi çözümleri, bu güne kadar bekletilmiş projeleri ve yapılamayan tüm açılımları, heyecanlı ve tükenmez bir aşkla, yağan yağmurlar altında sırılsıklam hep beraber ıslansalar bile, ısrarla ve sırayla yerine getirmeye koyulmuşlardır bugün.

 

               “Kürt açılımı” ve “Ermeni açılımı” projeleri ile görünen ilk icraatları devreye sokulmuştur ve beklenen netice hemen alınmıştır. Yaklaşık üç aylık bir periyot içerisinde Anadolu insanının siyasal kimyası ters yüz olmuştur. Milletimizin övünç karinesi olan tüm değer sistemleri çökmüştür ve cemiyetin ortak paradigmaları derinden sarsılmıştır. Bilindik yargılar zaafa uğratılmıştır ve toplumumuzun fikri ezberlerinin büyük kısmı bozulmuştur bugün.

 

                Sırasını bekleyen açılımlardan bir tanesi “Kıbrıs açılımı”dır. “Çözümsüzlük çözüm değildir.” mantığı ile çözülmeyi bekleyen Kıbrıs sorunu bu hükümet tarafından mutlaka çözülecektir. Belki tamamen çözülerek çözülecektir ama biliniz ki Kıbrıs sorunu çözülecektir (!)

 

               Yenilgiyi kayıp hanesindeki bir yitiği olarak görmeyen bir yiğit, her sorununu çözmeye muktedirdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"nin Cumhurbaşkanı;  “Egemenlik uğruna can verilecek bir Leyla değildir.”  demiştir. Böyle bir devlet adamının çözemeyeceği bir meselesi olmayacaktır elbette(!) Ve bu devlet adamı hele bir de, seçildiği günden beri Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yüksek bir itibarla destekleniyorsa, biliniz ki; bugüne kadar dış siyasetimizdeki yıllanmış tatlı yorgunluğumuz olan Kıbrıs meselemizin bize sadece bir açılımlık külfeti kalmıştır(!)

 

               Sırasını bekleyen diğer açılımlar yığınına gelince, sırasıyla hepsi açılacaktır. Belki Türkiye çözülecektir. Kim bilir belki de bu Vatan bölünecektir. Ancak görünen o dur ki; tüm bu buyruklar silsilesi, açılım kod adıyla Türkiye"de teker teker yerine getirilecektir. (!)

 

               Fener Rum Patrikhanesi ekümenik açılımı, Ruhban okulu açılımı, Atatürk"ü Koruma Kanunu açılımı, İstiklal Marşındaki Türk Milleti ifadesini çağrıştıran kelimelere çeki düzen verme açılımı, okullarda okutulan andımızın kaldırılması veya tashihinin yapılması açılımı ve  “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesinin kaldırılması açılımları sırasını beklemektedirler açılmak için bugün. Buna ilaveten bu satırlarda akıl edip sırasına dizemediğimiz sayısız açılımlar, emperyalist demokrasinin önünde birer engel ise şayet; mutlaka açılıma tabi tutulacaktır.

 

               Zira 1000 yıllık bir hezimetin ve yenilmişliğin yüzyıllar sonra alınacak en önemli rövanşı için haçlı emperyalizmi en uygun zaman konjonktürünü yakalamıştır bugün. Emperyalist haçlı tahakkümü; kurallarını kendi çıkarlarına göre kurguladığı çifte standartlı demokrasi dayatmaları ile Türkiye"nin egemenliğini ve bağımsızlık karakterini dumura uğratabileceği böylesi bir tarihi fırsatı belki de böylesine kolayca ilk kez yakalamıştır bugün.

 

               1071"in Malazgirt hezimetini, 1096"nın haçlı püskürtülüşünü, 1453"ün İstanbul fethini, 1915"in Çanakkale yenilgisini ve İstiklal savaşının hafızalarına kazınan büyük bozgununu yüreklerine kinle yazan Emperyalist  Haçlı Güçleri, ilk kez Türk Milleti"nin gardını düşürüp O"nu tutsak etmeye bu kadar yaklaşmıştır bugün..

 

               Şehitler ölmez diye koro tutan bir milletin iman duvarı yıkılmıştır belki de bugün. Çünkü şehitlerimiz;  belki de, gerçekten ölmüştür bugün. Vatan Bölünmez diyerek betondan yıkılmaz bentler bildiğimiz misak-ı milli bedenlerimiz yıkılmıştır belki de bugün. Çünkü Vatan; kim bilir belki de, sahiden bölünmüştür bugün. 

Önceki ve Sonraki Yazılar