1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. DÜNYAMIZ AÇ KALIR MI?
DÜNYAMIZ AÇ KALIR MI?

DÜNYAMIZ AÇ KALIR MI?

"DÜNYAMIZ AÇ KALIR MI?" gibi geleceğe dair en kritik sorulardan birinin cevabı pek de iç açıcı değil...

A+A-
Gıda güvenliği özellikle kendi tüketeceği kadar tarım ürünü üretemeyen ülkeler için bir tehdit unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. İngiltere’de buğday fiyatları rekor seviyelere çıkmış, Rusya hayvanlarını otlatabilmek için hububat ithalatına başlamış, Hindistan’da gıda enflasyonu %18 seviyelerine çıkmış, Meksika türev piyasalarında mısır gelecek (futures) kontratlarına yatırım yapıyor. Küresel ısınmanın ve artan nüfüsun etkisiyle dünya, iyi yönetilmezse gelecekte gıda bulma zorluğuyla karşı karşıya. 2012 yılında Suudi Arabistan’da hiç hububat üretilemiyor olacak. Evet nüfus büyüme oranı geçmişe göre düşüyor fakat bugün 1970 yılına göre iki kat daha fazla insanın yaşadığı bir dünyadayız. Dün akşam soframıza 219,000 yeni boğaz eklendi, bu akşam da 219,000 yeni kişi eklenecek.



Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu’nun dünya gıda fiyatlarını takip etmek için hazırladığı endeksler var. Aşağıda 2002 yılından beri farklı endekslerin izlediği yolu görebilirsiniz. 2007’de dalgalanmaya başlayan fiyatlar, 2009’dan beri çıkış trendine oturmuş durumda.

Türkiye olarak şimdiye kadar tarım üretimi açısından şanslı bir bölgedeydik fakat araştırmalar gösteriyor ki muhtemel bir kuraklık durumunda Akdeniz havzası bundan en çok zarar görecek bölgelerden birisi. Tarım Bakanımız Mehdi Eker’in bu konuyla ilgili açıklamalarını takip ediyoruz. 62 milyar dolarlık tarımsal hasılamızla dünyada 8. Sırada yer alıyoruz. Bundan sekiz sene önceki sıramız 11’di. Sekiz sene içerisinde Fransa, İspanya ve İtalya’yı geride bırakarak Avrupa’da birinci sıraya yükselmişiz. Türkiye’nin her yerinde hangi ürünleri hangi verimlilikle üretebiliriz haritasını çıkarmışız. Dünyanın en büyük üçüncü tohum gen bankasıyla ürünlerimizin genetik şifresini saklıyoruz. Kuraklığa dayanıklı hububat çeşitlerinin geliştirildiği merkezimiz bu sene açılmış.

Tarım alanında yapılması gerekenler var. 25 milyar hektarlık tarım toprağımızın sadece 5,5m haktarında sulama yapılabiliyor, gerisi yağmur suyuyla idare ediyor. Bu oranın artırılması lazım. 2025 yılında dünyadaki su kaynaklarının %40’ının azalması gerekiyor, böyle bir durumda tarımda suyun tasarruflu kullanılması daha da büyük önem oluşturuyor.

Kamunun dışından özel sektörün ve insanımızın tarımdaki fırsatları görmesi lazım. Türkiye’de maalesef tarım sektöründe çalışmaya karşı halkımızda olumsuz bir bilinçaltı var. Ziraat fakültesi mezunları bile tarlalara geri dönmek istemiyor. Halbuki Türkiye tarım sektöründe önü çok açık bir ülke. 1.2 milyon kişi gıda sektöründe istihdam ediliyor. 25 tarımsal ürünün üretiminde, 21 tarımsal ürünün ihracatında dünya sıralamasında ilk onda yer alıyoruz. 200 binden fazla ürün üretiyoruz, 20 milyon tonluk üretimimiz var. Dört bin çeşit bitkinin ana vatanıyız. Bütün Avrupa kıtasının sadece 2400 bitkinin anavatanı olduğunu düşünürsek ne kadar şanslı olduğumuzu anlarız. Açlık tehlikesiyle karşı karşıya bir dünyanın dörtte bir nüfusuna 3-4 saatlik uçuş mesafesindeyiz. Hububat dışında, yaş meyve sebze, 12 milyon hektarlık otlak alanımızla hayvancılık potansiyeline sahibiz. Su ürünleri, kültür balıkçılığı sektörlerinde dünyanın en hızlı gelişen 3. Ülkesi durumundayız. Özellikle Japonya’daki radyasyon sızıntısından sonra o bölgeden gelen balık ürünlerine nazaran daha da ön plana çıkma şansımız olabilir. Fırsatların değerlendirilmesi lazım.

DR. ZEYNEP TOPALOĞLU/EKONOMİST/SAMANYOLUHABER

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.