1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. DOSTLUKLARA UYGUN LİSAN GEREK
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

DOSTLUKLARA UYGUN LİSAN GEREK

A+A-

Birçokları için dostluklar pamuk ipliğine bağlıdır. Sizde  onlardan biri değilsinizdir umarım .Dost olmak ve dost kalmak gerçekten zor ve emek ister.
"Dostlar bir elin beş parmağı kadar!" .. Çok tanıdık bir söz değil mi? Belli de hemen hemen hergün biz söylemesek bile söyleyen birilerini mutlaka duyarız.

Bu hikaye garip bir dostluk hikayesi..
 “Evvel zaman içinde; biri fazla saf, diğeri ise fazla uyanık iki dost varmış.
Bir gün uyanık dost, saf dostundan borç para ister. O da verir. Uyanık dost ticaret yapar ve zengin olur. Bir gün saf dostu evlenmeye karar verir, kız istemeye uyanık dostunu da davet eder... Uyanık dost, kızı görünce; 'Bununla ben evleneyim, sen kendine başka bir güzel kız bulursun" deyince saf kabul etmiş.
Gel zaman git zaman; saf dost fukara düşer. Gider, uyanık dostun kapısını çalar ve çiftliğinde çalışmak için iş ister. Uyanık dostu kabul etmez! Saf dost çok üzülür.
Bir gün saf dostun kapısını ihtiyar bir adam çalar ve hasta olduğunu belirtir ve ilaç parası ister. O da elinde avucunda ne varsa verir... Kısa bir zaman sonra ihtiyar adam ölünce vasiyeti açılır. Büyük bir serveti çıkar onu da saf dosta bırakır. Saf dost, uyanık dosttan intikam almak için köşkünün karşısına bir köşk yapar...
Yine bir gün saf dostun kapısını yaşlı bir kadın çalar ve ekmek ister. Yaşlı kadına ziyafet çekilir. Kadın saf dosta; "Benim güzel bir kızım var, sizi de çok beğendim...Evlenmek ister misin?" diye sorar.
Saf dost annesiyle istişare eder ve kızı görmek ister. Kızı görünce evlenmeyi kabul eder. Düğün günü ilan edilir ve saf dost, yine kıskandırmak ve intikam almak için uyanık dostunu da çağırır...
Düğün günü gelir çatar. Davetliler yerlerini alır. Saf dost dostlarına der ki:"Biz iki dosttuk... Böyle iken böyle oldu... İşte o gün bugündür..."
Bunun üzerine uyanık dost kendisine kızan davetlilere;
"Anlattıkları doğrudur...Ama bu doğruları bir de benden dinleyin...Dostumu çiftliğimde çalıştırmazdım... Bu yüzden kapısına bir ihtiyar adam gönderdim... O ihtiyar adama büyük bir servet verdim, vasiyetini de ben hazırladım...Çünkü çok hastaydı ve öleceği günler yakındı. Kendisine kalan servetin hikâyesi budur. Evleneceği kızı görünce kadının kötü biri olduğunu biliyordum. Ona bunu anlatamazdım, kendime istiyormuş gibi yapıp kadını kendisinden uzaklaştırdım... Eve gelen yaşlı teyze ise annemdir, bugün evlendiği kız da kız kardeşimdir..." deyince herkes şaşırır.
Saf dost hem sevinir, hem de uyanık dostu hakkında yanlış düşündüğü  için üzülür... Ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına kanaat eder...İşte bu yanlış, neden biliyor musunuz , gerçek dost, dostu hakkında yanlış düşünmez, çünkü dostunun ne yaptığını, nasıl ve ne için yaptığını bilir.O ne biçim dostluktur ki dostunun annesini, kız kardeşini bile bir kere olsun görmemiştir.Yok olmaz böyle bir şey!! Hikaye de hikaye olsa..
Aklen değil, kalben de saf olabilmeyi başarmak çok mu zor..

Anlayamadığım şey, hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir fakat acaba dost olarak nitelediğimiz insanlar bu görünmeyen güzellikleri uygun bir lisan ile anlatma yeteneğine sahip değiller mi acaba? Uyanık dost ki hikayede dost deniyor, saf dostuna iyilik yaparken nefretini kazanıyor.Hikayede hikaye ama, dostluk bunun neresinde?

Anlayamadığım bir dostluk tipi, siz anladınız mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.