1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. DOĞU KIZINDAN HABER VAR..
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

DOĞU KIZINDAN HABER VAR..

A+A-

“Hayatın bir tecrübedir dediklerini hatırlıyorum. Ne demek istedikleri o kadar da ilgilendirmiyordu beni. Büyüdükçe yanı başımdaki dosttan bile yakın olacağını düşünmemiştim hayatta edindiğim tecrübelerimin. Önce oyun oynadım. Sonra oyunu seyreden bir genç kız oldum farkına varmadan. Önceleri gurbette yaşamak bir maceraydı. İçine girdiğimde o kadar kolay olmadığını anladım.

 

Çok küçüktüm arkadaşlarım babalarının elinden tutup çarşıya okul araç ve gereçlerini almaya gittiklerinde. Ben sadece arkalarında gözyaşlarım görünmesin diye başımı önüme eğmekle kalırdım. Kardeşim büyüdü, okula gönderilecekti. Yanına bekçi lazımdı tabi. Ben bekçi göreviyle okula gönderildim. Herşeye rağmen şanslıydım. Okulla tanışmıştım. Sonradan okul kopamadığım bir mekan oldu. Çalıştım. İlk okuma yazmayı ben söktüm. Hayatımda ilk hediyemi öğretmenimden almıştım. Üç gülü olan bir tokaydı. O toka hala yanımdadır. Öğretmen olduğumda ilk okuma yazmayı öğrenen öğrencime vermeliyim. O günden sonra hayatla mücadelem başladı. Çok küçüktüm aldığım sorumluluk büyüktü ve ailem okumama karşıydı. Kardeşim okula alışmıştı. Benim gitmem gerekmiyordu. Oysa ben okuldan birgün ayrılacağımı hiç düşünmemiştim. Garibime giden bir şeyler vardı. Neden erkek kardeşime tanınan hak bana da tanınmıyordu. Oysa ben daha başarılıydım. Cevapsız kalıyordu bütün sorularım. Bu sene de gideyim seneye bırakırım diyerek bitirdim ilkokulu. Ortaokulun başlamasıyla sorumluluğum arttı. Çalışmam gerekiyordu. Masraflarım bana aitti. En zoru ailemi nasıl razı edecektim. Çareyi çok sevdiğim öğretmenlerime başvurmakta buldum. Ailem kabul etmiş ancak hiçbir ihtiyacımı karşılamayacaklardı. Hedefler belirlemiştim. İleride mutlaka üniversiteyi okuyacaktım. Hayal gibi görünüyordu. Çünkü ben ileride yabancı dil ağırlıklı okullarda okumak istiyordum. Bütün olumsuzluklara savaşmaya karar verdim. Yaşıtlarım sokaklarda oyun oynarken ben çalışıyordum. Ama ne gariptir ki ortaokuldan mezun olup liseye başladığımda en çok paraya ihtiyacım olduğu zamanlarda çalışamamıştım. Benim istediğim lisede okumam için o kadar çok para gerekiyordu ki, bu rakamı bırakın aileme söylemeyi ben Siirt’te okuyacağımdan aileme bile bahsetmemiştim. Ne pahasına olursa olsun okuyacaktım. Hayat böyle devam ederken Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinden elli milyon burs param gelmişti. O elli milyon savaşta kullanacağım tek silahım oldu. Ondan sonra sanki herkes okumam için bir şeyler yapmaya başladı. Okulumuzun Müdür Yardımcısı Selim Keleş kitaplarımı almıştı. Kıyafetlerimi eniştem almıştı. Aldığım elli milyon iki aylık servis paramdı. Ailem bana karışmadı. Çünkü mücadelemi uzaktan izleyip bir yerde mutlaka pes edeceğimi zannediyorlardı. İki ay servisle gidip gelmiştim. Param bitmişti. Aileme hak vermeye başlamıştım. Mücadelem sona erecekti, bırakacaktım. İşte öyle bir günde Selim Hocam Siirt Valisinin ilçe veya köyde kalıp şehirde okumak isteyen kızlar için bir yurt açtığını söyledi. Kaydım yapıldı. Yurda yerleştim. Muvaffak olmuştum. Hayatla mücadelemin bana verdiği ödüldü. İki sene yurtta kaldım Asla unutamayacağım güzel günler geçirdim. Bütün ihtiyaçlarımız Siirt Valisi tarafından karşılanıyordu. Sayın Valimizin yüz yirmi tane liseli kızı olmuştu. Hepsiyle kendi çocukları gibi ilgileniyordu. Bu kendimize olan güvenimizi arttırıyordu. Sekiz sene eve götürdüğüm takdirlerin ne olduğunu kimse sormamıştı bile. Ama valimiz bize başarılıyız diye hediyeler veriyordu.

 

Ankara benim hayal şehrimdi. Üniversiteyi orda okumak en büyük idealimdi. Sanki Allah bana ne istediğimi Valimize bildirmişti. Vali tarafından Ankara’ya gönderildik beş arkadaşımızla beraber. İlk önceleri korktum başaramamaktan. Oraya varınca Valimiz ve Mehmet Ali Bey bizi yalnız bırakmadılar. Yanımızda onların varlığını hissettikçe gücümüz arttı. Dershaneye gönderildik. Hayatımda en çok istediğim spor ayakkabım da olmuştu. İşte mutluluk buydu. Bugün beş kızla beraber güzel Siirt’imizi temsil ediyoruz. Ve Halide Edip Lisesinde Siirt hakkındaki olumsuz düşünceler çürütülmüş bir durumda...

 

Bütün öğretmenlerin gözde öğrencileriyiz. Terbiyemizle, efendiliğimizle ve başarımızla herkesin sevgisini kazandık. Aile özlemimizi öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız doldurdu. Tek hedefim üniversiteyi kazanıp memleketime, Sayın Valime, bizden her türlü yardımını esirgemeyen Milli Eğitim Şube Müdürümüz Mehmet Ali Beye ve tüm öğretmenlerime layık bir şekilde dönüp kendim gibi zor durumda olan birkaç kıza destek olmaktır.Sevgili doğu kızları bende sizden biriyim. Benim önümde de dağ gibi engeller vardı. Bugün adımı Ankara’nın birçok yarışmasında derece yaparak yazdırdım. Kendime güvenim mücadelemle arttı. Unutmayın!  Maddi durum, köyde olmanız, ailenizin okumanıza karşı olup mutfağı göstermeleri okumanızı engelleyecek nedenler değiller. Çünkü bunların hepsi aşarak geldim ben bugünlere.

Doğu kızından hepinize başarılar.                          

Aysel BATUR( Siirt Haber Ajansı 16 Mart 2007)

Bu yazıyı köşeme taşımamın sebebini sanırım tahmin ediyorsunuz. Yazıldı , çizildi, halen tartışması devam ediyor.Kız çocuğu okusun mu okumasın mı? Bunu sormak bile durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koymaya yeter de artar bile..

Önceki ve Sonraki Yazılar