1. HABERLER

  2. YAŞAM

  3. Diyanet İşleri Başkanı isyan etti!
Diyanet İşleri Başkanı isyan etti!

Diyanet İşleri Başkanı isyan etti!

İslam Dünyasının bir türlü ortak bayram yaşayamama sorunu Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'i isyan ettirdi.

A+A-

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Hac İdare Merkezinde bir basın toplantısı düzenleyerek Mekke’de
Hac organizasyonunu takip eden basın mensupları ile bir araya geldi. Diyanet
İşleri Başkanlığının kutsal topraklarda verdiği hizmetler hakkında bilgi veren
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam dünyasınca kullanılması önerilen ortak
takvim konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Bu yıl Müslümanların farklı günlerde kurban bayramını idrak edecek olmalarının İslam dünyası için çok üzücü olduğunu vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Elini alnına
koyarak dağlarda, tepelerde hilal arayarak, takvim birliği sağlamak mümkün
değildir.” dedi.

 

“Bizim hesaplamamızın yanlış olduğuna dair en küçük ima görseydim
bunu halkımızla paylaşmaktan çekinmezdik…”

“Biz Arafat'ta iken
Türkiye'de kardeşlerimiz bayram yapmış olacak. Bu çok üzücü bir durum… Bugüne
kadar takvimde birlik gerçekleştirememiş olmak, bayramlarda sevinçleri
paylaşamamış olmak büyük bir eksiklik. Türkiye'de bu konuda pek çok kişi soru
soruyor. Sosyal medyadan her gün çok sayıda soru gönderiliyor. 'Diyanet neden
susuyor' diye soruyorlar. Ben Türkiye'deyken Din İşleri Yüksek Kurulu ve
Kandili ile iki önemli toplantı yaptım. Astronomi bilimiyle uğraşanlarla
toplantı yaptık. Toplantıların bilgilerini birleştirdik. Her iki bilgi
değerlendirildi.

Bir Müslüman olarak, bir
hadis hocası olarak bu toplantılarımızda bizim yanlış yaptığımıza dair en küçük
ima görseydim, bayramları ilan etme yetkisi Kandilli Rasathanesi'ne verilmesine
rağmen halkımızla paylaşmaktan çekinmezdik. Peygamberimizin İslam mesajını
getirişinin üzerinden 14 asır geçmiştir. Ulu Beyleri Ali Kuşçuları yetiştirmiş,
astronomi ilmini medreselerde hadis ve tefsirle birlikte ders olarak takdir
etmiş bir millet olarak, dünyadaki uzay astronomi bilgileri, Güneş'in hareket
hesapları matematiksel olarak tespit edildikten sonra, insanların dağlarda
tepelerde ellerini alınlarına koyarak hilali aramalarıyla takvim birliği
sağlamamız mümkün değil. Birlikten bahsediyorsak bu yolla olmaz.”

“Dağlarda, tepelerde hilal gözetleyerek veya gözetlediğini
söyleyerek bayramlara birlikte başlamamak doğru değildir…”

Kur'an-ı Kerim'de geçen “Güneş
ve Ay belli bir hesap içerisinde hareket ederler” ayeti kerimesini hatırlatan
Başkan Görmez, “
Eğer Müslümanlar 14 asırdır bu tespiti yapamamışsa bu, büyük bir
ayıp olur. Bu hesabı insanlık tespit etmiştir.
Dolayısıyla nasıl ki bundan belki bir asır önce insanlar namaz vakitlerini
belirlemek için bir çubuk dikerek gölgesini ölçüyorlardı. Gölgeyi ölçerek namaz
vakitlerini hesap ediyorlardı. Şimdi kolumuzdaki saate bakarak hesap ediyoruz.
Gölge ölçerek namaz vakitlerini tespit etmiyoruz. Dağlarda, tepelerde hilal
gözetleyerek veya gözetlediğini söyleyerek bayramlara birlikte başlamamak doğru
değildir.” dedi.

Başkan Görmez şöyle devam
etti;

“Birlik önemlidir. İslam
dünyasının birlikte bayram yapmasına çok önem veriyoruz. Onun için kendi
sistemimiz üzerinde ısrarcıyız. Bununla takvim birliği sağlanabilir. Elini
alnına koyarak dağlarda tepelerde hilal arayarak, takvim birliği sağlamak
mümkün değil.”

“Rü’yeti Hilal Konferansının kararına uyulmamıştır…”

“1979 yılında Ru’yeti Hilal konferansından
şu karara varılmıştır; Dünyanın herhangi bir noktasında, bir rasathane
marifetiyle hilal görüldüğü tespit edilebiliyorsa, bizim coğrafyamızda da imsak
vakti girmemişse o taktirde biz, ertesi günün hilalini birlikte idrak etmiş
oluruz ve o hicrî ayın başlangıcına girildiğine karar verilmişti. Ama sonra
üzülerek belirteyim ki belli bir süre sonra bu karara uyulmamıştır.”

“Bu konu kardeşler arasında bile ihtilafa neden oluyor…”

“Bu konu özellikle gönül
coğrafyalarımızdaki kardeşlerimiz arasında bölünmeye neden oluyor. Türkiye’ye göre mi yoksa Suudi Arabistan’a
göre mi bayram yapmak konusunda gönül dünyamızdaki ülkelerde ihtilafa neden
oluyor. Elbette bu doğru değildir. Aynı evde kardeşler arasında bile bir fitne
olarak girebilen bir konudur. Dolayısıyla 1979’da aldığımız kararı uygulamak
istiyoruz.”

“İslam dünyasının birlikte bayram yapması konusunda ısrarcıyız…”

“Madem Türkiye’de bayram bir gün önce peki
Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri nasıl bir gün sonra Arafat’ta
olabiliyorlar” şeklinde bir soru soruluyor. Çok haklı bir soru. Bunun için de
özellikle diğer üç mezhebin görüşünü alarak “ihtilafı metali” dediğimiz, farklı
bölgelerde hilalin doğuşunu ille kendi coğrafyasında görmesi esas almak diye
bir kural var. Bu kural da uygulanabiliyor. Türkiye’deki uygulama da doğrudur.
Buradaki uygulama da doğrudur. Ama biz daha büyük bir doğruda ısrarcıyız. Nedir
o? Bütün İslam dünyasının aynı gün bayram yapması, aynı gün bayram sevincini
birlikte yaşaması. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz.”

“Birlik sağlanamazsa 2015’te bu sorun yeniden gündeme gelecek…”

“Takvim sistemimizde 2015 yılında hem
Ramazan hem de Kurban bayramında ihtilaf yaşayacağız. Bir daha bu ihtilafı
yaşamamak için Diyanet İşleri Başkanlığı olarak elimizden gelen her türlü
gayretleri sarf edeceğiz. Ama yolumuz bellidir. Yolumuz birlik yoludur. Takvim
birliğini sağlamak esas olmalı. Takvim birliğinin sağlamak için “Güneş ve ay
belli bir hesap içerisindedir” ayetini dikkate alarak, bütün astronomi ve fıkıh
âlimlerinin birlikte bu tespiti en güzel bir şekilde yapmaktan geçiyor.”

“Türkiye’deki kardeşlerimize tekrar
ifade ediyorum. Ne onların kurbanlarında ne de burada kesilecek kurbanlarda
herhangi bir tereddüt yoktur. Çünkü pek çok fakihimize göre farklı bölgelerde
hilalin doğuşunu farklı günlerde değerlendirmek, vardır.”

“En kötü istismar, hacı adaylarının duygularını istismardır…”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, yasal
olmayan yollarla kutsal topraklara getirmek gayesiyle hacı adaylarının
duygularını istismar edenleri de uyardı. Gözü yaşlı hacı adaylarını duygularını
istismar eden firmaları geçmişte hacı adaylarının yolunu kesen harâmilere
benzeten Başkan Görmez, şunları söyledi:

“Her sene üzülerek belirteyim bazı
firmalar hacı adaylarımızı istismar ediyorlar. Dünyada en kötü istismar
Allah’ın evine yolculuk yapanları istismar etmektir. Tarihte hacıların yolunu
kesen haramiler olmuştur. Bu ne kadar çirkin, yanlışsa, kalbinde Kabetullah
aşkı olan insanları aldatarak, yanıltarak; başka ülkelerden dolaştırarak, boş
vaatlerde bulunarak, büyük emelleriyle oynamak o kadar büyük bir vebaldir. Bu,
son derece yanlıştır. Üzülerek belirteyim zaman zaman olmuştur bunlar. Dünyanın
muhtelif ülkeleri üzerinden kasap adı altında, işçi adı altında birtakım hileli
yollara başvurarak, hacı taşımak doğru değildir. İnsanların bu büyük
umutlarıyla, aşklarıyla oynamak hiçbir şey kazandırmaz.”

“Milyonlarca insanı bir araya getiren muhteşem ibadet: Hac…”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, basın
mensuplarıyla yaptığı toplantıda hac yolculuğunu insanın kendi iç dünyasına;
ahiret hayatına; İslam tarihine, âşıkın mâşukuna yaptığı yolculuk olarak değerlendirdi.
Başkan Görmez, hac yolculuğunda yaşanan atmosferi şu cümlelerle ifade etti;

“İşte bu beş yolculuğu gerçekleştirmek
için dünyanın muhtelif yerlerinden muvahhid müminler, Kabetullahı ziyaret
ederler. Mikat mahalline gelirler, orada ihramlarını giyerler, mikat
mahallinden Yaratıcıyla ahitleşirler, adeta bir randevu alırlar. Daha sonra
Kabe’yi tavaf ederler, onun sevgisi ve rızasına nail olmaya çalışırlar. Makam-ı
İbrahim’de namazlarını kılarlar. Sonra Safa tepesinde arınarak saflaşırlar ve
Merve’ye doğru, Hz. Hacer’in abı hayatı nasıl aramışsa, Müminler de Allah’ın
rızasını ararlar. Arafat’ta marifete ererler, Meş’ar-i Haram’da şuurları
yükselir. Müzdelife’de zülüflerini takınırlar. Mina’da sevgiye ererler. Bütün
arzuları bir tarafa bırakarak gerçekten mâşuka vâsıl olurlar. Şeytanı
taşlayarak sembolik olarak her türlü kötülükten arındıklarını ifade ederler.
Tekrar tavaf yaparlar ve say ederler. Daha sonra Hz. Peygamberin Medine’sini
ziyaretle taçlanan bu muhteşem ibadeti her yıl milyonlarca Müslüman idrak
eder.”

“Hac, turistik bir gezi değildir…”

Haccı sadece başka bir ülkeye ziyaret
olarak görmenin yanlışlığına da değinen Başkan Görmez konuşmasını şöyle
sürdürdü:

“Hac ibadetini bütün bu yolculukları
bir tarafa bırakarak sadece Suudi Arabistan’a yapılan ziyaret olarak görürsek; kendi
iç dünyamıza, ahirete, İslam tarihine, kardeşlerimize; Rabbimize, maşukumuza, aşkın
kaynağına yolculuğu bırakıp hac ibadetini sadece bir ülkeden başka bir ülkeye
ziyaret dönüştürürsek Allah korusun, hiçbirimiz hedefimize, gayemize; hac denen
o büyük gayeye ulaşmamış oluruz. Hac sadece Suudi Arabistan’a yapılan
ziyaretten ibaret değil. Hac bu iç içe geçmiş beş yolculuktan oluşan bir
bütündür.”

“Haccı yaşatmak hepimizin görevidir…”

Diyanet İşleri Başkanı Görmez, çevre,
ulaşım ve mekan sorunları gibi insanlar ve organizasyonlardan kaynaklanan sorunların
kutsal atmosferi yaşamak isteyenleri olumsuz etkilediğini belirtti. Mukaddes yolculukta
bu tür sorunların yaşanmaması için İslam ülkelerine çağrıda bulunan Başkan Görmez
şunları söyledi:

“Çevre, mekan, ulaşım, insanlardan ve
organizasyonlardan kaynaklanan sorunlar haccı, sadece bir ülkeden başka bir
ülkeye yapılan ziyaret düzeyine indirgeyebiliyor. Ben sizin aracılığınızla bütün
İslam dünyasının bütün Müslümanların hac ibadetinin yapılış tarzı üzerinde
yeniden düşünmeye davet ediyorum. Özellikle çevre, mekan ve ulaşım gibi problemlerini
bir tarafa bırakarak insanların gerçekleştirdikleri bu beş büyük yolculuğu, hayatlarında
bir defa da olsa yaşamalarına dönüşen bir ibadet olması için hem Diyanet olarak
hepimize, hem bütün organizasyonlara, hem bütün İslam ülkelerine, hem de Suudi
Arabistan yetkililerine düşen en büyük görevdir.”

“Hacı adaylarımızın vahyin kalbinde Kuranla tanışması büyük bir kazanımdır…”

Diyanet İşleri Başkanlığının haccı
eğitime dönüştürme gayesiyle attığı adımları aktaran Başkan Görmez, hac ibadeti
esnasında Kur’an-ı Kerim’i öğrenenler hakkında bilgi verdi. Başkan Görmez şöyle
konuştu:

“Şu ana kadar bin 186 hac ibadete
esnasında Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi. Tabi bu rakam yaklaşık 80 bin kişi
içerisinde az görülebilir. Ancak biz bunu olgunlaştırarak devam ettirmeyi
planlıyoruz. Diyoruz ki ‘ Kabetullah’a gelen her kardeşimiz, burada Kur’an-ı
Kerim’i eline alabilsin. Vahyin kalbinde vahiyle tanışsın. Kur’an-ı Kerim’i
okusun. Hem orijinal metnini hem de meâlini okusun. Keşke Kabetullah’ta bulunan
her kardeşimiz sadece Hz. İbrahim, Hz. İsmail’in bulunduğu ayetleri bile okuyabilse
ve onların mealleri üzerinde çalışabilse, son derece güzel bir kazanım
olacaktır. Onun için haccın eğitim boyutuna çok daha fazla önem vereceğimizi
ifade etmek istiyorum.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.