1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. DIŞKI TAHLİLİ..
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

DIŞKI TAHLİLİ..

A+A-

Orası Avrupa" nın Japonyası…Neden  Avrupa" nın Japonyası..Bilim ve teknik bu ülkede çok ileride ondan . Peki neresi burası?Finlandiya..

O bir Türk ..

O bir Doçent Doktor..Neva Çiftçioğlu..

O bir Bilim kadını..

O 2004 yılında Haliç Rotary Kulübü"nün Atatürk Kızı - Bilim Meslek Ödülünü kazandı..

Peki nerede çalışıyor?Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinde çalışıyor.

Hem de burada çalışan tek Türk araştırmacı..

Neyi mi buldu?

Kireçlenmelerin müsebbibi bir mikrobu buldu: Nanobakteri!

Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller aldı. Aynı mikrobu Mars'ta keşfeden Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) onu birlikte calışmaya çağırınca 2.5 yıldır ABD'nin kalbine girmeyi başaran tek Türk kadını oldu.
Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerindeki önemli bir buluşu açıklanacak. Ama Türkiye onu tanımıyor. Şu ana kadar Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile yok.
Yıllar önce tezini çöpe atan Türk üniversiteleri hala birlikte çalışma teklifini kabul etmiyor. Bilim dünyasında ona "Türklüğünden vazgeç, daha çok parla" diye akıl verenlere ise inatla "Asla" demeye devam ediyor.
Türk olması  kadın olmasından daha büyük sorun oldu.

Zaten  Türk olduğu hiç anılmadı Finlandiya'da. Vatandaşlık başvurusu bile yapmamış olmama rağmen onu  hep bir Finli gibi tanıttılar dünyaya. Mesela NASA'ya giderken Finlandiya'daki bir gazete "NASA'ya giden ilk Finli" diye başlık attı. 1996'da bütün başarılı bilim insanlarının bulunduğu bir törene çağrıldı; törende Türk bayrağının altına gittiğimde beni oradan alıp, Finlandiya bayrağının altına aldılar. Finlandiya Hükümeti, onu buluşunu  bilim dünyasına açıklamakla görevlendirip 1996'da  ABD'ye gönderdi. New York'taki Cold Spring Harbor Labratories'e gitti. Burası dünyanın dört büyük laboratuvarından biridir ve böylece NASA'da onun buluşundan haberdar oldu.

Ankara Tıp Fakültesi'nde asistanken, doktorasını bitirmek üzere olduğu sırada, Astım hastalığı üzerine bir tez hazırlayıp hocalarına sundu. O zaman bölüm başkanı olan bir hocası hastaların yanındayken tezini almış yüzüne bakmış ve sonra "Bu tez çöpe atılır" deyip herkesin gözü önünde kapağını bile kaldırmadığı tezi çöpe atmış.. O çöpe atılan tez birkaç yıl sonra tıp dünyasının üç büyük bilimsel dergisinden birinde yayınlandı. Ankara ona  doçentliğini vermedi. Sırf bu yüzden Finlandiya'da doçentlik unvanı alan ilk yabancı oldu. Proje önerdi 'iş mi arıyorsun' dediler Finlandiya'da bakteri çalışmalarını yaparken Bilkent Üniversitesi Rektörü ve Genetik Bölümü'ne başvurarak "Gelin bunu birlikte yapalım . Patenti Türkiye'ye ait olsun" dedi. Ona gelen yazılı yanıt şöyle "Siz galiba iş arıyorsunuz" Evet Bilkent Üniversitesi" de ona sırtını dönen üniversitelerimizden biri..

Hacettepe Tıp'a da aynı öneride bulundu. Orası da "Bu bizi aşar" yanıtını verdi. Oysa Finlandiya'da yaptığı her şeyi Türkiye'de de yapabilirdi ama kabul etmek istemediler.

Vatan hasreti artık dayanılmaz boyutlara ulaştığı için bir dönem Türkiye'ye dönüp Başkent Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Ancak Finlandiya'daki bütün çalışmaları bırakıp ondan mikrobiyoloji kliniğinde dışkı tahlili yapmamı istediler. Bu işi 9 ay boyunca yaptı. 9 ay sadece dışkı tahlili yaptırdılar..

Bakar mısınız bizimkilere..Bir Bilim insanına dışkı tahlili yaptırmaktan başka bir iş bulamamışlar..

 Sonunda Finlandiya'daki profesörü "Orada ziyan oluyorsun" diye isyan etti ve Türkiye'ye onu almaya geldi. Başkent Üniversitesi'ne  3. kez aynı teklifi götürdü. Prof. Dr. Mehmet Haberal'a sunduğu teklif şöyle: "Şirkete ortak olun, size burada bir enstitü kurayım. ABD'deki teknolojiyi Türkiye'ye aktaralım. Şu anda prostat kanserlerinin teşhisinde kullanılan bir sistem var. Bu sistem size ABD'de birlikte çalıştığım şirketten geliyor. Yaratan benim Hocam... ABD'den gelmesin bize, bizden ABD'ye gitsin bu sistem. Gelin bunun patentini bir Türk üniversitesi alsın. 5 sene
sonra bütün dünyaya gelecek bu sistem için Türkiye milyonlarca dolar ödeyecek; onlar bize ödesin." Ama Haberal üçüncü kez "Biz ortak olmayız, kendimiz yaparız" diyerek öneriyi kabul etmedi. Hiçbir Türk yetkiliden tebrik almadı Ona  yurtdışında "Everest'in tepesine bayrak diken kadın" gözüyle bakıyorlar ama bugüne kadar yaptığı hiçbir buluş, hiçbir çalışma için hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadı; hiçbir Türk yetkilisi tarafından aranmadı.

Hatta Mersin Üniversitesinden de “kadromuz yok” diyerek geri çevrilen Doçent Doktor Neva Çiftçioğlu.. Artık Türkiye" ye dönüyor. Biraz buruk ve kırgın..Bakalım patent hakları da geri alarak ülkemize geri dönmesi  ne gibi değişiklikler yapacak. O ülkesi için çalışmak istiyor..Umarım bu sefer de Dışkı tahlil ettirmezler..



Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.