• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Konya 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Lefkoşa 18 °C

DİŞİSİNE KÖTÜ DAVRANAN TEK HAYVAN

Gürhan GÜRSES

Kadına kalkan eller kırılsın. Kadına uzanan eller çatlasın. Kadına kem gözle bakan gözler çıksın. Kimi namus belası uğruna gider. Kimi terk ettikleri için kimi terk edildikleri… Kimi kıskanıldıkları için… Kimi konuştukları… Kimi çalıştıkları… Kimi bir öfke uğruna gider.

Ölüm o kadar kolaydır ki! Bir sıkımlık tabanca, bir batırımlık şiş, bir kesimlik bıçakla. Rahatça, gayet sakince, usulca, adabınca(!) ve alçakça, rezilce, kahredercesine, lanet edercesine…

Caddenin ortasında sille tokat karısını döven adama müdahale eden birine dayak atan zatça sarf edilen tipik ülkem erkeği vecizesi: “Hem severim hem döverim. Kendi işimi kendim hallederim. Sana ne?” Bunun üzerine müdahaleye dâhil olan 3. şahsın iğneleyici lafı kapak niyetine oturur muhatabının bön yüzüne: “O zaman ben de sizleri koca karı ilan ederim!” diye.

'Aşkın kanunu erkeklerin kanunu olmuş, biz bu kanunu yeniden yazacağız' diye haykırıyordu bir aşkzede kadın… Aşkın isyan versiyonu bu, ülkemde. Belli ki duygusal bir şiddete maruz kalmış, kalbi…

Kadın elinde bir dövizle haykırıyordu 'Eşitlik olmadan sevgi olmaz' diye. Hala sıkıntılar var eşitlik konusunda ülkemde, şikâyete mevzubahis olduğuna göre. Sevgi zaten son kullanımı evliliğin ilk yıllarına denk gelen bir kavram olmuş. Hemen tüketilmesi gereken… Hemen çarçur edilmesi icap eden… Bir diğeri de belli ki çalışan kadın: 'Seven erkek çocuklara bakmalı, her işi yapmalı' diyordu. Eşitlik olmalı, sevgi… Çocuklara bakmalı, her işi yapmalı erkek de! Oysa öyle değil ülkemde, kazak erkekler ülkesi, taş fırın! 'Bedenimiz kimliğimizdir' diyordu başkası. Uzun uzadıya bir konu aslında. Sadece biraz dikkat çekmek istiyorum bu konuya. İstatistiki bir şeylerde vermiyorum. Bilmem şu kadar kadın öldürülmüş şu kadarı yaralanmış diye. Her türlü ayrımcılığa karşıyız bu konuda.

Şiddet almış başını gidiyor ülkemde. Kaç gün oldu elim uzandı kaleme, kâğıdı hazırladım ama bir türlü dökemedim içindekileri. O kadar sinirleniyorum ki yazamıyorum. Kalem kırılıyor, kâğıt yırtılıyor öfkemden. Canlar gidiyor boş yere, kanlar akıyor yok yere. Bir mezara diğer cezaevine gidiyor bilmem ne yoluna? Bıçak üstüne bıçak vuruyor eski eşine… Bu ne öfke? Bu ne psikopatlık? Bu ne zulüm? Kurşun sıkıyor sevgilisinin üzerine, kurşun kurşun üstüne. Bu ne canilik, bu ne katillik, bu ne gönüllü ve istekli cellatlık? Kadın çiçektirden kadın dikendire giden bir yol hikâyesidir kadına şiddet ülkemde.

Her gün bir kadın öldürülüyor haberi ekranlara yansıyor. Gazetelerde şiddet gören kadınlar var çarşaf çarşaf. Kimi boşanmış, kimi ayrılmış, kimi birlikte, kimi küskünlükte… Kimi kızını vuruyor, kimi karısını dövüyor, kimi sevgilisini kesiyor, kimi akrabasını hırpalıyor, kimi arkadaşını deliyor. Erkek ya; gözünü kırpmadan vurabiliyor kadınını, cesurca (!) yaralayabiliyor eşini. Kesebiliyor aşkını sanırsın ki tavuk kesiyor, kurşunlayabiliyor canını sanırsınız ki atış taliminde nişangâha sıkıyor. Ne erkek toplumuz? Ne adamız? “İnsan denen hayvan önce insanlığı öğrenmeli” diyen zata kulak vermemek mümkün mü şimdi?

“Sokakta kadın döversiniz kimse karışmaz. Sokakta karınızı veya kız arkadaşınızı öpersiniz gelir size dayak atarlar.” diyorlar ya! Katılın ya da katılmayın ama bu sözün doğruluk payı vardır. Öpmek ayıp dövmek münasip! Yani ''adam'' kadını sokakta dövüyorsa bunu adamın hesabına ''adamlık'' olarak kaydeden fakat adam sokakta kadını öpüyorsa bunu kadının hesabına affedersiniz ama ''or……k'' olarak düşünen bir toplum. Vay başımıza gelen? Şunu bilmesini isterim herkesin: “Kadına şiddet, kadının karnındaki bebeğin attığı tekmeden başka tekmeye tevazu gösterilemeyecek ciddi bir olaydır.” Kadının yiyeceği tek tekme karnındaki bebeğinin tekmesidir. İlan olunur.

“Dişisine kötü davranan tek hayvan insanoğludur.” demiş Jack London. Güzel de demiş. Çiçek deriz kadına sonra kökünden kopartırız çiçeğimizi, koklamamız gerekirken. Güzel deriz kadına sonra rezil ederiz güzelimizi bir sokak ortasında. Melodi gibidir sesin deriz sonra feryat figan içinde bırakırız o kadını.

Özelde kadına şiddete olmasın. Genelde insana şiddet olmasın.

Adama bak "Karınızı rayda tutmak için dövün ve eğer raydan çıkarsa, yine dövün." diye bas bas bağırıyor ve ne yazık ki yalnız da değil! Belki de adam değil ne dersiniz?

Topluma bak "Karınızı düzenli bir biçimde dövün; neden dövdüğünüzü siz bilmeseniz bile o bilir." Mantığı bozuk bu toplumun, mayası, yolu yordamı… Sevmek varken dövmek niye? Niye düzenli olarak sevmiyoruz kadını… Belki de neden sevdiğimizi bilmesek de kadın neden sevildiğini hisseder ve bilir. Belki de cinayete giden yol cennete gider.

Lafa bak “Yük arabasının çivileri ve bir kadının kafası, ancak iyi vurulduğunda işler.” Çay demle ve iç bu lafın üzerine. Aynı noktaya atış yapan yenik ve ezgin bir asker ruhu… Neden vuruyoruz onu anlayamadım. O kafayı sar sarmala, öp bağrına bas. Sevgi en etkili dildir. Severek cezalandır, severek kız!

Erkek kadına demiş ki “Beni seversen katlanırsın.” diye. Kadın da erkeğe yanıt vermiş hemen “Sıcak yuva masalına inanma.” diye. Erkek kadına demiş ki “Yanlış yaptın dayanamadım vurdum.” diye. Kadın da erkeğe yanıt vermiş jet hızıyla “Şiddetin bahanesi yok.” diye. Kadın duramamış erkeğin bu düşünceleri üzerine konuşmuş da konuşmuş susturmuş erkeği: “Dayakla sevgi bir arada durur mu?” diye. “Ölümle biten sevgi olur mu?” diye.

Kadına şiddete son, erkeksen sokak ortasında sev!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Gazete Turka | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim