1. YAZARLAR

  2. Yüksel COŞKUN

  3. DERS ALMASI GEREKENLERE
Yüksel COŞKUN

Yüksel COŞKUN

Yazarın Tüm Yazıları >

DERS ALMASI GEREKENLERE

A+A-

                                                                 
       Saygıdeğer Okurlar,

       Bu hafta hepimizin ders çıkarması gereken iki küçük hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim.
       EN İYİ BUĞDAY…
       Her yıl yapılan “en iyi buğday” yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı.
       Çiftçiye bu işin sırrı soruldu:
       Çiftçi; “benim sırrımın yanıtı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmak yatıyor” dedi.
       “Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz?”
       “Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz?”
       “Neden olmasın” dedi çiftçi,
       “Bilmediğiniz bir şey var, rüzgar olgunlaşmakta olan buğdaylardan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır,
       Bu nedenle komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir.”
       Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğday yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
       1.Ders : Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret hiç kimsenin hoşlanacağı bir davranış değildir, hiçbir din kitabında da bunlardan iyi olarak bahsedilmez.
       GELECEĞİNİ BİLİYORDUM…
       Savaşın en kanlı günlerinden biriydi.
       Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
       İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
       Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
       “Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür.”
       “Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.”
       Fakat asker onu dinlemedi ve kendini siperden dışarıya attı.
       İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
       Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü.
       Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
       Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
       “Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
       “Değdi, dedi, gözleri dolarak, değdi” dedi.
       “Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
       “Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.
       Onun son sözlerini duymak, benim için dünyaya bedeldi.”
       Ne söylediğini soran arkadaşına hıçkırarak ölen arkadaşının son sözlerini tekrarladı.
       “Geleceğini biliyordum…Geleceğini biliyordum..”
       2.Ders : Güven vermek kadar güven duymak da önemlidir.
       Fakat duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da çok önemlidir
.
       Teşekkürler Sevgili Davut kardeşim,
       Evet saygıdeğer okurlar,
       Maalesef şu an üzülerek söylüyorum, bu küçük iki hikayeden çıkarılması gereken derslerimizin olduğudur.
       Ülkemizin en üst tepesinden en dibe kadar, sevgi, paylaşma, yardımlaşma, güven vermek ve güven duymak kavramlarının kaybolduğunu Türk vatandaşları olarak üzülerek izlemekteyiz.
       Buna da, ne idüğü belirsiz birinin kayda alınıp dış destekli işbirlikçi medyanın çanak tutarak,
       Öncelikleri, ülke halkını ve menfaatlerini korumak olan kurumları birbirine kırdırarak aralarında olması gereken güven duygusunun yok edilmeye çalışması,
       Ve ülkenin acil olarak çözümlenmesi gereken o kadar çok sorunu var iken de, yaratılan korku ile ülkede ne yapılmak ve nereye sürüklenmek istendiği ile ilgili kimsenin bir yorum yapmaya cesaret edememesidir.
       Ülkedeki güven ortamının kaybolduğunu fırsat bilen emperyalist güçler de ülkeyi cadı kazanı gibi durmadan karıştırmaktadır.
       Bir Afrika Atasözü ile konuyu toparlayalım.
       Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır.
       En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
       Aynı şekilde her sabah Afrika’da bir aslan uyanır.
       En hızlı ceylandan hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
       Aslan veya ceylan olmak fark etmez.
       Güneş doğduğunda koşulması gerektiği unutulmamalıdır.
       BİZDE ŞUNU UNUTMAMALIYIZ.
       Tanrı’nın bu ülkeye en büyük armağanı olan ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’tür.
       Onun ve silah arkadaşlarının inanılması güç bir mucizeyi gerçekleştirip bu ülkeyi bizlere bağımsız olarak emanet etmelerinin bizim için en büyük kazanç olduğunun kıymetini bilerek,
       Oturduğumuz yerden bu mirası tüketmeye çalışıp ahkam kesip olumsuzluklardan kendimize farklı ve şahsi çıkarlar sağlamak adına insanları korkutarak, sindirerek kamplaşma yaratmak yerine,
       Çok çalışıp emek harcayıp, birbirimizi severek, paylaşarak, yardımlaşarak güven ortamı yaratmalıyız diye düşünüyorum.
       Ama bunu yapamıyorsak bir sebebi olduğunu da unutmamalıyız.
       Sebebinin ne olduğunu mu merak ediyorsunuz?
       Bunu da bir atasözü ile yanıtlayayım.
       BALIK BAŞTAN KOKAR !
       Bu yüzden de, artık doğru kişilerin etrafında toplanmanın ülke için en hayırlısı olduğuna hepimizin bilmesi gerektiğini üstüne basarak yineliyorum.

       Saygılarımla,

       HAYAT UZUN BİR ÖYKÜYE BENZER
       ANCAK ÖYKÜNÜN UZUN OLMASI DEĞİL,
       UNUTMAYIN Kİ, İYİ OLMASI ÖNEMLİDİR

                                                                                                          
dost.kosesi@hotmail.com
              

Önceki ve Sonraki Yazılar