1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HDP HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ

  4. Demirtaş: Öcalan’ın el yazısıyla ‘Evet oyu verin’ talimatını bize bakan getirdi
Demirtaş: Öcalan’ın el yazısıyla ‘Evet oyu verin’ talimatını bize bakan getirdi

Demirtaş: Öcalan’ın el yazısıyla ‘Evet oyu verin’ talimatını bize bakan getirdi

HDP eski eş genel başkanı ve İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş, tutuklu yargılandığı davada ilk kez duruşma salonunda hazır bulunuyor. Demirtaş dava için tutuklu bulunduğu Edirne’den Ankara’ya götürüldü.

A+A-

Hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle 4 Kasım 2016’da Diyarbakır’da gözaltına alınan ve daha sonra Edirne Cezaevi’ne götürülen Demirtaş, 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülecek ana davası için Ankara’ya götürüldü.

 

Ankara Adliyesi’ndeki duruşma salonunun küçük olması nedeniyle Sincan Cezaevi yerleşkesinde bulunan duruşma salonunda yapılan duruşmaya, 100’ün üzerinde avukatın katılması bekleniyor.

Tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasına güvenlik gerekçesiyle getirilmeyen Demirtaş, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile de duruşmaya katılmayınca mahkeme heyeti, bugün görülecek duruşmaya getirilmesi yönünde karar vermişti. Böylece Demirtaş, tutuklu yargılandığı ana davada duruşma salonunda ilk kez hazır bulunmuş oldu.

Basın alınmıyor, yurttaşlara sınırlama

Demirtaş, ‘terör örgütü kurma ve yönetme’, ‘örgüt propagandası’ ile ‘suç ve suçluyu övme’ iddialarıyla 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyor.

Öte yandan sarı basın kartı olmayan gazeteciler duruşma salonuna alınmıyor. Duruşmayı izlemek isteyen yurttaşlar için de 20 kişi sınırlaması getirildiği öğrenildi.

‘Biz de izliyoruz, yargı da izliyor’

Savunmasına, dokunulmazlıkların kaldırılmasından önce medyaya taşınan manşetlerle bir algı operasyonu oluşturulduğunu söyleyerek başlayan Demirtaş, Anayasa’nın 83/2’nci maddesini hatırlattı: “Meclis kararı olmadıkça tutuklanamam ancak buna rağmen 15 aydır tutukluyum. Şu kadar yayını ‘Demirtaş uzaylıdır’ diye yazsalardı herkes uzaylı olduğuma inanırdı.”

 

Demirtaş savunmasına şu sözlerle devam etti: “Her gün kanunlar çıkarılıyor, Anayasa değişikliği yapılmaya çalışılıyor, milletin iradesi olan bizler de bu olanları bir hücrede izlemek durumunda bırakılıyoruz. Biz de izliyoruz, yargı da izliyor. Yargının cesaretli olması gerekiyor. 1,5 yıl içerisinde 3 bin HDP’li tutuklandı. HDP bir anda suç işleme kararı mı aldı? Yargı bir anda HDP hakkında karar mı aldı? Anayasa değişikliğini yapmak için HDP’yi kriminalize etmeleri gerekiyordu o nedenle usule uygun olmayan şekilde bizleri tutukladılar. AKP Parti Sözcüsü; ‘Meclis’te tutuklamadık, uzun süre tutuklamadık’diyerek yargı yerine karar verdiklerini göstermiştir. Tarihin tekerrürden ibaret olduğu düşünülebilir ama öyle değildir. Demokrasi güçleri bugüne dek büyüyerek geldi.”

– Boykot kararı aldık. Bunun ‘Kandil’den talimat alıyor’ diyenler, Öcalan’ın el yazısıyla bir bakan aracılığıyla İmralı’dan yazı getirdiler. Referandumda ‘Evet’ oyu vermemiz için yapıldı bu. İnkar edilirse burada tanık dinletiriz. Yazıda ne vardı? Yazıda, ‘Partiniz kararı verir. Bu değişiklik yeni bir çözüm süreci önünü açar mı?’ yazısıydı. ‘Öcalan’ın talimatı’ diye bunu getirdiler. Ama biz son dakikaya kadar boykot tavrını sürdürdük. Majesteleri kabul etmedi, ‘Hani Öcalan’dan talimat alıyordu bunlar’ demiş. Sen misin Oslo’da çözüm süreci yürütülürken anayasa değişikliğini desteklemeyen.”

– Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde de ‘İmralı üzerinden adaylığının geri çektirilmeye çalışıldığını’ söyleyen Demirtaş, ‘Hem çözüm süreci hem de aday mı oluyor?’ diyor. Benim yanıtım ‘Kendisinin kölesi miyim’ oldu. Bir aracı ile ‘Beyefendi rahatsız. Çözüm sürecini hiç mi düşünmüyor’ haberi geldi. Biz kendisinin kölesi olmadığımızı söyledik. Bunun tanığını da dinletebilirim” dedi.

– Çünkü anketler yüzde 10’un üzerinde gösteriyor beni, diğer aday Ekmelettin İhsanoğlu beklenen oyu alsaydı, ikinci tura kalıyordum. Cevabım aynen şu oldu: ‘Kendisine söyleyin demokratik siyasete inanıyoruz. Demokratik bir şekilde de çalışmamızı yürütüyoruz. Bunun çözüm sürecine nasıl aykırı olduğunu iddia edebilir. Ben aday oldum son güne kadar da kampanyayı en güçlü şekilde yürüteceğim.’

– İnanamıyorum, niye uğraşsın ki koskoca cumhurbaşkanı bir siyasetçiyle niye uğraşsın. Uğraşır, uğraşacak çok şey bulur. 7 Haziran seçiminde parti olarak seçime girmeyelim diye İmralı üzerinden bize baskı yapmaya kalkıştılar. Devlet İmralı Heyeti; ‘Çözüm sürecine aykırıdır’ dedi. ‘20-25 milletvekili neyinize yetmiyor, bağımsız girersiniz’ dedi. 

– Niye AKP’ye 400 milletvekili lazım. Tek başına Anayasa değiştirecek. Bir gün sonra HDP, PM kararı olmamasına rağmen parti olarak seçime gireceğini açıkladı. Partim 7 Haziran’da parti olarak seçime girmeliydi. Doğru yaptı. PM de hemen ardından oy birliği ile bu kararı aldı.  Çünkü kendisi engellemeye çalışıyor. ‘Kandil’in, İmralı’nın talimatlarıyla Demirtaş şunu yaptı’ diyenler, bana bunları yaptırmaya çalıştılar.”

– Biz halkımızın gücünü esas aldık. Doğru kararlarla adımlar attık. Yine sadece benimle ilgili bir mesele olsaydı, sineye çeker, hapiste ömür boyu yatardım. Ama benim binlerce arkadaşım cezaevinde.

Tutuklama kampanyası ne zaman başladı hepsini ispatlayacağım. Bu bir siyasi partinin yargı eliyle tasfiyesidir. Kendi beyanı var. ‘Artık biz yargı yoluyla parti kapatma istemiyoruz’ dedi. ‘Partinin içini boşaltacağız’ dedi. Temelde insanlığa karşı bir suç işlendi. Partililerimize karşı, siyasi düşüncelerinden dolayı, sistematik bir şekilde, yargı eliyle. Bunu yapanların tamamı TC Devleti’nde ilelebet AKP iktidarı olacağını düşünmüyorlardır. Er veya geç hesap verecekler, bu iddianameyi hazırlayanlar da dahil olmak üzere.

– Bu kadar baskıya rağmen 7 Haziran-1 Kasım seçimlerinde demokratik siyasetten taviz vermedik. iki seçimde de ağır baskılara rağmen, Hazine yardımı almamamıza rağmen, parti binalarımız, 120 parti binamız, Genel Merkezimiz dahil ateşe verilmesine rağmen barajı aştık. Genel Merkezimiz güvenlik güçlerinin gözleri önünde saatlerce yandı. Yakan kişi de 45 gün tutuklu kaldı, tahliye oldu. Mersin, Adana binalarımız havaya uçuruldu. Kayseri binamız yakıldı. Partililerimiz katledildi. Sorumluları yok.

– Bu iddianame bu siyasi saiklerle hazırlatıldı. Fezlekeler önceden vardı, ama iddianameye dönüşmesi yenidir. Her fezleke için ayrı dava açılmalıdır. Ama hiçbirinin birbiriyle alakası olmayan fezlekeler birleştirildi. Emir büyük yerdendi. Demirtaş’ın tutuklanması gerekiyormuş. Aliya İzzet Begoviç’in dediği gibi, 150 yıl istenecek ki, kamuoyu ikna olsun. 2 yıl olsa nasıl tutuklayacaksınız. Desinler ki, 150 yıl isteniyorsa, demek ki, bir şey yapmış.

– İddianamenin hazırlanmasına giden süreçte Diyarbakır’da 5 Haziran’da benim de katılacağım mitingde IŞİD katliamı yaşandı. Çıktık serinkanlı sükunet çağrıları yaptık. Fakat birilerinin içi soğumamış olacak ki, 7 Haziran’dan sonra Suruç’ta bileşenimiz ESP gençlik yapısı, Kobane’ye oyuncak götürürken paramparça edildi. Daha 7 Haziran’dan yeni çıkmışız. Diyarbakır katliamını yapanlar Suruç katliamını yapanlarla bağlantılı çıktı. Doymamışlar. Ankara Garı’nda katliam yaptılar. 102 arkadaşımız katledildi. Bizler tüm o katliamlar içinde, linç devam ederken seçimi kazanıp parlamentoya gittik.

– Öfkesinin büyüklüğü budur. Baş eğmez bir irade vardır. Onu çıldırtan budur. Oysa ben cumhurbaşkanı olsam, diz çökmeyen muhalefetten gurur duyarım. Ama hazmedemiyor. İlle intikamı alınacak. 15 Temmuz darbe girişimi de buna fırsat sağladı. Bütün güçleri elinde topladı, milli dini duygularla algı yaratarak bugüne kadar getirdi.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.