1. YAZARLAR

  2. Sabri YALIN

  3. CUMHURİYET İÇİN BİRAZ EMPATİ
Sabri YALIN

Sabri YALIN

Yazarın Tüm Yazıları >

CUMHURİYET İÇİN BİRAZ EMPATİ

A+A-

CUMHURİYET İÇİN BİRAZ EMPATİ

Türkiye 91 yıl önce yani 29.Ekim.1923’te Cumhuriyet ile tanıştı, devletin yönetim şekli değişti. Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. İlk Anayasa ilan edildi. Osmanlı hanedanı mensupları yurt dışına gönderildi. Bir çok yeni inkılaplar yapıldı. İyi de bütün bunlar nasıl olmuştu?


CUMHURİYETE KADAR OLAN SÜREÇ

1299’da atamız Osman Gazi tarafından temeli atılan ve asırlar boyunca dünyaya adalet örneği olan Osmanlı, özünden sapınca, işler tersine dönmeye başlamıştı. Devlet, liyakat ehli olmayan kişilerin eline geçince, yönetimde zafiyetlerin ortaya çıkmasına, Yeniçeri ocağı, medreseler ile hukuk sisteminin bozulmasına ve iç ayaklanmalara neden olmuştu. 1877  ila 1948 arasında çıkan  Osmanlı Rus, Trablusgarp, Balkan ve son olarak çıkan Birinci Dünya Savaşı sonunda 23 Milyon km2 alana yayılmış olan topraklarımız, işgallerden sonra 200 bin km2 kalmıştı. Osmanlı devlet sistemi, gelişmiş ülkelere ayak uydurmak şöyle dursun, ayakta dahi duramaz hale gelmişti. Allah garibin merkebini kaybettirir, sonra da onu buldurarak sevindirirmiş. Biz de öyle olmuştuk. Büyük topraklarda gözümüz yoktu.. Milletimizin hür yaşaması için hür vatanımızın olması şarttı. Bu yüzden devlet sistemi ciddi anlamda sorgulanıyor ve yeni bir yönetim şekline doğru adım adım zemin hazırlanıyordu. Anadolu şehirlerinde cemiyetler kuran vatanperverler, 23 Nisan 1920’da Ankara'da toplanan Büyük Millet Meclisi'ne temsilcilerini gönderip Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı Meclis Başkanı seçmişlerdi. Kurtuluş Savaşı, bu Meclisin seçtiği Mustafa Kemal ile inançlı silah arkadaşlarının mücadelesi sonucu kazanılmıştı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşmasından hemen sonra Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılıyor ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ilk Cumhurbaşkanı seçiliyordu.


CUMHURİYET NEDİR

Aristo, Cumhuriyet için "Umumun çıkarlarını gözeten halk idaresi" şeklinde ifade ederken, Machiavelli, “Hükümdar” adlı eserinde  Devlet Başkanı’nın asla veraset yoluyla geçmediği, aksine seçimle işbaşına geldiği bir sistem olarak anlatıyor... Montesquieu, Cumhuriyette yasama, yürütme, yargı erklerinin birbirine karşı bağımsız ve denetleme esasına dayalı olduğunu anlatıyor. İslam, Cumhuriyeti Şemsettin Sami’nin Kâmus adlı eserinde, “babadan oğula geçmeyen, mirasa dayanmayan ve  cumhurun seçimi ile belirlenen yönetim şekli” olarak tanımlıyor." İslam Peygamberi (sav), zorbalıkla insanları yönetenleri açıkça lanetliyor. Tüm bu nedenlerle Cumhuriyet, İslam’a en uygun sistem olarak biliniyor. Elhasıl Cumhuriyet, dünyamızda en çok bilinen şekli itibariyle, milletin seçmiş olduğu parlamentoya dayalı siyasi bir rejim olarak anlatılıyor..


DEĞERLENDİRME

Geçen milenyum, halkımızın birbiriyle sürekli olarak takıştığı bir zaman olarak tarihe geçecekti. Nedeni ise toplumdaki gelişmelere karşı halk kitlelerinin gösterdiği farklı tepkiydi.. Burada her iki tarafın da objektif olmayan yanları vardı. Bir tarafta gelişime şeklen uymaya çalışıp, ruhuyla alakadar olmayanlar, diğer tarafta da bu gelişime pencerenin camlarını dahi  tamamen kapatanlar hayli fazlaydı... İki taraf da döğüş için sürekli körükleniyordu. Kör döğüşü gibi taraflar birbirlerine “kafir” ve “yobaz” damgası vuruyorlardı.. Bir taraf Osmanlıyı külliyen reddederken, diğeri de Cumhuriyeti “küfrün bir ürünü” olarak görüyordu. Bu ve benzeri itişip kakışmalar daha çok sürecekti.. Peki, nereye kadar? Ta ki birbirine karşı empati yapıp, iletişim kurmayı becerebilmelerine kadar..
  Cumhuriyet Bayramımız ve Hicri yılımız kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum