1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. ÇOCUKLUĞUMUZDA DİYEMEDİKLERİMİZ
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇOCUKLUĞUMUZDA DİYEMEDİKLERİMİZ

A+A-

ÇOCUKLUĞUMUZDA DİYEMEDİKLERİMİZ

 

Çocukların toplandığı yerlerde hep geçmişim gözümün önüne gelir. Hele istedikleri oluyorsa ve de taleplerini özgürce dile getiriyorlarsa, oynuyorlarsa, coşkuluysalar çocukluğumu hatırlarım.

Özellikle yaz mevsiminin gelmesiyle çocuklara özentim artar. Yaz mevsimin kendine has olan meyvelerinden mahrum kalmamdan mı nedendir bilmiyorum? Çocukluğumda o yaz meyvelerini alma imkânımızın olmamasından mıdır, nedendir bilmiyorum?

 Bizler ana ve babamıza derdimizi bile anlatamazdık. Nefsimiz ne kadar arzu ederse etsin arzularımızı kolayca dile getiremezdik.

Büyüklerimize derdimizi anlatılmaya da müsaade etmezlerdi zaten. Konuşacak olsak biz küçükler hemen göz kaş işaretiyle susturulurduk.

Ne kadar cesur olunsa da ailelerin genel tutumu buydu. Çevremde ki akranlarımı gözümün önüne getirdiğimde içim acıyor.

 Genelde varlıklı aileler değildik. Mahallemizde ki arkadaşlarımın, benim dâhil birçoğumuzun bisikleti olmadı. Karne hediyesi de mi bisiklet olarak alınmadı mı diyecek olursanız? Evet, hiçbir şekilde bisikletlerimiz olmadı.

 Kazara aile büyüklerimizden birine bisiklet alsak demiş olsak, cevap şu olurdu: Allah ayakları niçin vermiş?

Cevabı bilindiğinden, laf işitmeyelim, azarlanmayalım diye dile getiremedik. Pazara her zaman çıkamazdık.

Kendimiz çocuk olarak pazara giderek şunu alacağım, oyuncak istiyorum, şerbet içeceğiz diyemedik.

 Başkalarının iştahla yedikleri nimetleri sadece seyrettik. Ailemizin büyükleri yenilen nimeti görmüş olsa bile oralı olmazdı.

Çocuğumun canı çekmiştir de demezlerdi. Elimize verilen üç beş kuruş harçlıkla alabildiklerimizi alırdık.

 Belki şanslıyız bazı çocuklara göre, fakat bazı çocuklara göre de şanssız bunun farkındayım. Küçüklüğümüzden itibaren narenciye ürünlerini çoğumuz yedik ve yemişizdir. Hepsinin tadını biliriz. Adlarını ezbere söyleriz.

Buna rağmen bu günün birçok çocuklarına göre mahrumiyet içinde büyüdük. Düşününce farkına varıyor insan.

Ülkemizin çeşitli şehirlerinde bizim için önemli olmayan meyveleri ülkemizde bazı çocuklar belki adlarını bilmiyorlardı, tadını bilmiyorlardı, hiç yememişlerdi.

Anlatılır,   doğu bölgelerimizin şehirlerinden birine portakal götüren nakliyecinin biri çocuklara portakal ikram edince ne yapacaklarını şaşırmışlar.

 Çocuklar o güne kadar portakal görmemişler. Günümüzde medya aracılığıyla bilirler. Fakat herkes mevsimin gerektirdiği tüketilmesi gereken nimetlerin bazısından mahrumdur. Çocuklara dondurma dağıtan hayır sahibinin ve çocukların konuşmalarına şahit oldum. Çocuklarımızın dini bilgi ve Kuran öğrenmek amaçlı camilere gidiyorlar. Hacı amca çocukların cıvıltısı hoşuna gitmiş ki, onları ödüllendirmek istemiş.

Eskiden bizler başta söylemiştim derdimizi bile anlatamıyorduk diye. Hacı amca ambalajlı dondurmaları verirken, çocuklarımızdan bazıları kakaolusunu verseniz, çileklisini verseniz, Antep fıstıklı istemiyorum diyorlardı.

İçimden dedim ki, ülkemizdeki birçok çocuk bunların hangi türlerini olduğunu bilmediği gibi belki tatmamışlardır diye düşündüm.

 İşte konuşulanları duyunca çocukluğuma gittim.

 Kendimce düşündüm, çocuklarımıza sunduğumuz nimetlerin değerini anlatamamışız. Çocuklarımıza imkânımız ölçüsünde eşyalarını alıyorsunuz, bisiklet alıyorsunuz, dolap yaptırıyorsunuz, varınızı yoğunuzu harcıyorsunuz. Teşekkür beklerken bir de burun kıvırmaları yok mu?

Beğenmiyorlar, naz üstüne naz ediyorlar. Çocuklarımızı ne tamamen mahrum bırakmalıyız. Çocuklarımızın her istediklerini de hemen anında karşılamamalıyız. Hayatta mahrumiyetinde olacağını öğretmeliyiz. Makul isteklerine de ters cevap vermemeliyiz.

Çocukluğumda ki diyemediklerimden bazıları.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.