1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 97.YILDÖNÜMÜNDE BUGÜN BİZLER;
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 97.YILDÖNÜMÜNDE BUGÜN BİZLER;

A+A-

Çanakkale savaşları; bir iman ve bir inanç savaşıdır. Çanakkale savaşları; topa, tüfeğe, tayyareye, üstün kuvvetlere, çeliğe  karşı etten bedenlerin dimdik kaleleştiği bir mukaddes destanın adıdır. Mustafa Kemal'in "size taarruzu emretmiyorum, size ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerinize başka kuvvetler ve kumandanlar  kaim olabilir" dediği bu savaşlarda, vatanın uğruna ölünebileceği, hilalin adına ölünebileceği, mukaddeslerimiz yolunda ölünebileceği en az 250 bin kez ispatlanmıştır.

 

               Çanakkale savaşlarında; Avrupa’nın denizlerde yüzen, okyanuslarda yarışan mağrur kruvazörlerine karşı, Çanakkale’nin yamaçlarına istihkâm edilmiş silahsız ve çaresiz durumdaki Hamidiye, Mecidiye ve Namazgâh tabyalarının bağrında savaş nizamı almış Anadolu çocukları, 1000 yıllık medeniyet mirasımızı korumak ve iman değerlerimizi muhafaza etmek için; çetin, şerefli ve mukaddes bir savaşa koyulmuştur.

 

Yürekleri korkusuz yapan; verilen canlardır. Milletleri millet yapan ise; verilmeyen vatandır. Bir mühür basılmıştı dünyanın tarihine dün. Şehit düşmeyenler küsmüşlerdi talihlerine o gün. Bir destan yazmıştı o gün Mehmet, Çanakkale isminde. Evet, hürriyete kavuşmuştu bir millet tam da Mart’ın on sekizinde.

            O gün ne ser vardı akıllarda, ne de yârin hayali. Hedefler tekti o gün; can verip yükseltmekti hilâli. Gerek yoktu aslında onlara mezar, gerek yoktu gerçekte onlar için mezar taşına. Çanakkale’de bin bir Mehmet aslında, birer makberdir başlı başına.

 

Bilindiği üzere, korkusuzlar coğrafyasıdır Çanakkale. Onlar; bu toprakları kutsalları bildiler. “Bu topraklar; namert çizmesine çiğnetilmez” dediler. Gerektikçe tekrar tekrar yazılacak bir destanı tarif ederek, “Çanakkale Geçilmez” dediler. Onlar; hürriyet için her bedeli ödeyeceklerine imanımız tam dediler. Onlar; bu vatana bağımsızlığın yakışacağını tam kadro olarak haykırdılar ve bu söylemlerinin kaynağını da “İMAN VE MEDENİYET DEĞERLERİ” olarak işaret ettiler. 

 

Onlar; istiklâlsiz kalmayı ölüm bildiler. Ondandır ki onlar o gün; ateşten geçerek kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek ve ölmemek üzere çığlık çığlığa Çanakkale’de ayağa kalkarak ve adeta ölürken yeniden dirildiler.

 

            Bugün bizler; 18 Mart 1915 tarihinde, milletimizin her ferdi ile coğrafyamızın her bir yanından Çanakkale’ye akın etmiş ve bu coğrafyayı bizlere vatan tayin etmek için canlarını verip Çanakkale’ye yatmış 253 bin ecdadımızın muhteşem zaferini kutlamak için, hep beraberce gözlerimiz, kulağımız, kalbimiz, yüreğimiz ve vicdanlarımız bugün Çanakkale ruhuyla canlanmalıdır. Mecidiye tabyasında, Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Conkbayır’da Alçıtepe’de, Soğanlıderede, Kanlı Sırt’ta, Zığındere’de, Koca çimen tepe’de ve Suhla Koyu’nda ve Anafartalarda bu topraklar için toprağa düşenleri hep beraberce yeniden düşünmek üzere bu aynı vicdan frekansında yeniden buluşmalıyız.

 

Bugün bizler; eline anasının yaktığı kına ile cepheye giden, Kınalı Ali’lerin kendilerini Allah’a ısmarladıkları destansı bir tarihin tarihimizdeki önemini hatırlamak, onu yeniden yaşamak ve o inanç ve iman atmosferini anlamak için, Çanakkale Zaferi’nin 97. yıldönümüne kutlamak için Türkiye’nin her tarafında bugün, büyük bir tören insicamıyla teyakkuz halinde olmalıyız.

 

            Bugün bizler; bomba şimşeklerini göğüslerinin üzerinde söndürebilenleri, tepelerde düşmanı yıldırım adımlarıyla durdurabilenleri, yaralarını Al bayrakla pansuman ederek, durmadan yürüyebilenleri anmak gayretiyle bugün Çanakkale ruhuyla yekvücut olmalıyız.

 

Bugün bizler; okuma bilenlerin ellerinde Kur’an ile bilmeyenlerin ise, dudaklarında kelime-i şahadet olduğu halde peygamberin aguşuna yürümüş korkusuz Mehmet’lerin hatırasında buluşmak, onların ruhlarını Fatihalarla şad etmek için aynı ruh ikliminin engin havasını ciğerlerimizle buluşturmalıyız.

 

            Ve bugün bizler; Bedir’in Aslanları kadar şanlı ve şerefli bir şüheda ordusunu ve o ordunun  “Ya İstiklâl ya Ölüm” ülküsünü; milletinin şerefli bir türküsü olarak tanımlayan Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını bir daha anmak ve ruhlarını dualarımızla haberdar kılmak için, bu gün fatihaları ve duaları dudaklarımızla buluşturmalıyız.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar