1. YAZARLAR

  2. Fahrettin KORKMAZ

  3. BÜYÜK DEVLERİN DERİN PROJELERİ
Fahrettin KORKMAZ

Fahrettin KORKMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK DEVLERİN DERİN PROJELERİ

A+A-

                BÜYÜK DEVLERİN DERİN PROJELERİ
 

               Çok açık bir siyasi mülahazayı ve jeo-politik bir hakikati dillendirmek gerekirse, ABD ve AB, Ortadoğu’da Türkiye Cumhuriyeti gibi bağımsızlık temeliyle kurulmuş bir ülkenin daimi şekilde müşkülatlar içerisinde bulunmasını, emperyalist şuurlarının bir ihtiyacı olarak görürler. Açık hakikat şudur ki, ABD’nin bu bölgeye dair politikası, Irak’ın Kuzeyi’nde Kerkük ve Musul petrol kaynakları üzerinde uydu bir devlet kurmaktır.

               Kurulması öngörülen bu uydu devlet, hem bu bölgedeki petrol yataklarına korumacılık yapacaktır, hem de uzun vadede Orta Doğu’nun İsrail Devleti için daha emniyetli bir coğrafya olmasını sağlayacaktır. Bu hedef bölgelerde yeni bir gücün ortaya çıkışını engellemek ise, yine ABD ve AB’nin görevleri arasındadır. İki kutuplu dünyanın sona ermesi ve soğuk savaşın bitişiyle birlikte, güçlenme potansiyeline sahip Türkiye ve İran gibi devletlerin her ne pahasına olursa olsun önlerinin kesilmesi, yine küresel güçlerin temel ödevlerindendir.

               Küresel emperyalist devletler, Büyük Ortadoğu Projesi ile birlikte ihtiyaç duydukları sınırları yeniden şekillendireceklerdir. Küresel güçler, bu bölgelerdeki stok halinde bulunan enerji kaynaklarını Akdeniz’e ve Kızıldeniz’e aktarmak ve bunun için de yeni kanallar inşa etmek ihtiyacı ile coğrafi sınır değişikliklerine mutlaka el atacaklardır. Yine bu güçler, bu bölgenin potansiyelinden doğacak mal ve hizmetlerin yansıması olacak zenginlikleri kendi ülkelerine aktarabilmek için, ihtiyaç duyacakları uluslararası hukuk düzenini tesis etme yoluna gideceklerdir. Bu düzmece kuralların hayata geçirilmesi için ise, bölge ülkelerinde uydurma demokratik açılımları dillendireceklerdir.  

               Türkiye’den bu hedeflerin hayata geçirilmesi için gerekli görevlerin ifası istenilmiştir. Mevcut yönetim ile de bu hedef basamakları, harfiyyen inşa edilmektedir. Bu açılım müzakerelerinin hayata geçirilmesi özellikle Türkiye için düşünüldüğünden zordur. Çünkü çeyrek asırdan fazla bir süreden beri Türkiye’de terörden etkilenen çevreler, yapılmak istenilen açılımların önünde bir engel gibi görüldüğünden dolayı, yasal tedbirlerin alınmasına ve Anayasal değişikliklere gidilmesine neden olmuşlardır. Toplumun hassasiyetlerini etkileyecek söylemleri dayanaksız ve tedbirsiz olarak ifşa etmek kolay olamazdı. İşte bu yüzden de acil Anayasa değişikliği ihtiyacı ile referanduma gidilmiştir.

               Yıllardan beri süren mücadelelerde eşini, çocuğunu, babasını, annesini ve yakınlarını kaybetmiş kitlelerin gözlerinin içine bakarak neticesi terör örgütü ile pazarlığa ve daha sonrasında terör örgütüne belki de bir affı önerecek bir önermeyi gündeme getirmek için paradigmaları lehe çevirmek ve kontrol sistemi elinde tutulan bir denetim gücüne ihtiyaç olacaktır. İşte iktidar, bu alt yapıyı büyük oranda oluşturma yolundadır.  

              Demokratik Kürt açılımı üzerine yapılan ilk toplantının Polis Akademi’sinde yapılmasının bir rastlantının tezahürü olmadığını söylemek büyük bir öngörü değildir. Toplumsal alanı ve kitlelerin güvenliğinden sorumlu Türkiye’nin iki numaralı devlet gücüne yaslanarak ilk hamleyi yapmak, ikinci kez belirtilmelidir ki bir rastlantı değildir. Bu; güçlülerin bir başka güçle beraber olma psikolojisi ve görüntüsünü sergilemek ihtiyacından kaynaklı bir durumdur. Verilmek istenilen mesaj; Kürt açılımının büyük bir proje olduğu ve bu uğurda millet itirazının bile engelleneceği ve gerekirse bu anlamdaki her türlü sesin kısılacağının gizli tehdididir. Dolayısı ile susmayanların susturulacağının derin mesajları verilmiştir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar