1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Böyle şerefsiz yazı görmedim!
Böyle şerefsiz yazı görmedim!

Böyle şerefsiz yazı görmedim!

Eski alışkanlığın etkisiyle mi, yine ne fırıldaklar çeviriyor merakıyla mı bilmiyorum, yazısına "tıkladım."

A+A-

Salih Tuna/ yenişafak

Böyle şerefsiz yazı görmedim!

Ne yalan söyleyeyim, eskiden az çok zevk verirdi. Şimdi garip bir acıma hissi uyandırıyor sadece.

Adının geçtiği yazılara bile tahammül edemiyorum artık.

Kimi köşe yazarları ondan bahsettiğinde yazılarını yarıda kesiyorum. Kıyasıya eleştirseler, yerin dibine soksalar da durum değişmiyor.

Şunun yazılacak nesi kaldı ki, demekten kendimi alamıyorum.

O denli irrite ediyor beni.

Ne ki dün başıma felaket bir şey geldi.

Eski alışkanlığın etkisiyle mi, yine ne fırıldaklar çeviriyor merakıyla mı bilmiyorum, yazısına "tıkladım."

Evet, oldu bu; itiraf ediyorum. (Kendimden ne kadar nefret etsem azdır.)

Zincirleme kazaya sebebiyet verircesine mahut yazıdan bahsetmek istemezdim.

Ama mecburum buna!

Zira elime bulaştı, atamıyorum. (Bu yazı tabiri caizse elimi temizleme ameliyesinden ibarettir. Verdiğim geçici rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.)

CHP neden Ergenekon sanıklarını aday gösteriyor diyen AK Partililere aklı sıra cevap vermek için (adı lazım değil) bir kitaptan alıntı yapıyor:

"Kanlı Pazar"dan, taa 1969'dan dalıyor mevzua.

Yönetmen Ali Özgentürk'ten elan Taraf gazetesinde yazan (fakirin de zevkle okuduğu) Nabi Yağcı'ya, Celal Doğan'dan Ertuğrul Günay'a kadar bir yığın isim zikrediyor. Her ismin ardından da "Şerefli bir Türk vatandaşı" ifadesini eklemeyi ihmal etmiyor. (Yazımızın başlığı bundan mülhemdir Şinasi, üzerine alınma.)

Dönemin AP'li İçişleri Bakanı Faruk Sükan, sırf polis bilgilerine dayanarak mezkur isimleri yoktan yere suçlu ilan etmiş: "İşte o nedenle geçmişin ıstıraplarını ruhlarında bir dövme gibi taşıyan insanlardan, bugünün, peşinen 'suçlu' ilan edilmiş insanlarına karşı daha anlayışlı, daha adil, daha vicdanlı duruşlar beklemeliyiz..."

Yani?

Nasıl ki Ertuğrul Günay veya Nabi Yağcı suçlu değildi, Ergenekon sanıkları da suçlu olmayabilir; dolayısıyla Veli Küçüklere karşı daha anlayışlı olalım.

Başka?

Deniz Gezmiş'in 27 Mayıs'ı açıkça desteklediğini misal veriyor: "16 Temmuz 1971 günü başlayan davada Gezmiş, mahkeme heyetini açıkça suçlayarak şunları söylüyor: / 'Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız, ta ki 38 yurtsever subay ses çıkarana kadar ve onları devirene kadar.' / Yani Deniz Gezmiş, Adnan Menderes'i askeri darbeyle indiren subayları açıkça destekliyordu. / Gezmiş daha sonra 27 Mayıs askeri rejiminin hazırlattığı Anayasa'ya bağlı olduklarını da açıkça ifade ediyor..."

Burada kitap alıntısına son verip akılcağızına düşen sorulara geçiyor: "- Deniz Gezmiş bugün yaşasaydı, acaba, 12 Eylül Anayasa referandumunda 'Evet' mi, yoksa 'Hayır' oyu mu kullanırdı? / - Acaba Başbakan Erdoğan, Gezmiş'in savunmasındaki bu sözleri daha önce okumuş olsaydı, onu yine referandumda tanıklığa çağırır mıydı? / Görüyorsunuz, nehirler hep akıyor, kimse ilelebet iktidarda kalmıyor..."

Yani?

Bir gün sizin de iktidarınız biter, Ergenekoncuların iktidarı tekrar başlar; akıllı olun!

Yani?

Dünün darbe destekçilerini tanıklığa çağırıyorsunuz da günümüz darbecilerini niçin Silivri'ye tıkıyorsunuz?

Aslında o kadar eskilere gitmesine gerek yoktu.

Ergenekon sanıklarına "anlayış gösterilmesi" için bizzat kendisini örnek gösterebilirdi.

Dün "Her şey hukuktan ibaret değildir" düşüncesiyle 12 Eylül darbesine methiyeler düzerken, 28 Şubat'ı yere göğe sığdıramazken bugün demokrat kesildiğine dikkat çekebilirdi.

Ergenekonculara bugün (biraz ezik de olsa) karşı çıktığını söyler; "anlayış beklerdi."

En azından derdini daha kestirmeden dile getirmiş olurdu.

Merak etmesin; kimse kendisi kadar anlayışsız değil.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.