1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Bölgesel dengeler ve Suriye
Bölgesel dengeler ve Suriye

Bölgesel dengeler ve Suriye

Suriye’deki her değişikliğin bir biçimde İsrail, İran, Lübnan ve Filistin’in gelecekteki yapılarına etkisi büyük olacak.

A+A-

Suriye’deki gelişmelerin sadece Türkiye’yi değil birçok ülkeyi kaygılandırdığı söylenebilir. Zira Suriye’deki her değişikliğin bir biçimde İsrail, İran, Lübnan ve Filistin’in gelecekteki yapılarına etkisi büyük olur. Hakların iktidarlarına baş kaldırması Ortadoğu açısından yeni bir durum değil, ancak iktidarların varlıklarını eskisi gibi sürdürme imkanlarını yitirmeleri yeni bir durum. Hal böyle olunca, ister reformlar yapılsın ister yıkılsın yeni yönetimlerin içeride kuracakları dengelerin dış ilişkilerine yansımaması düşünülemez.
Halklar özgürlüklerinin peşine düşe dursun, kenarda yeni dış ilişkileri inşa etmeye hazır güçler bulunduğu sürece Suriye’nin geleceğini sadece iç dinamiklerle açıklamak mümkün olamayacak gibi. Bazı iddialara göre İran Devrim Muhafızları ile Hizbullah milisleri Suriye’deki ayaklanmayı bastırmak için Esad’ın güçleriyle birlikte savaşıyorlar. Bu iddianın kendisi bile, İran ile İsrail’in Suriye’de mücadele ettiğini ima etmeye yetiyor.

İran faktörü

Esad rejiminin İran için bir tür bölgesel güvence olduğu biliniyor. Bu rejimin “Batı” ile uyumlu bir yola evrilmesi ve reformlar yapması halinde İran’ın bu lojistik ortağını kaybetmesi muhtemeldi. Normalleşmeyi seçecek bir Suriye’nin İsrail ile görüşmesi ve Golan sorununu Filistin sorunundan ayırmayı başarması da olasıydı. Bu durumda İran’ın Gazze’ye köprü yaptığı Suriye, bu görevini bırakabilir ve İsrail ile sınır sorununa konsantre olarak büyük rekabetin kullanılan oyuncusu olmaktan kendisini kurtarabilirdi.

Türkiye epeydir Suriye’ye tam da bu yolu gösteriyordu; ancak hem Esad rejimi anlaşılan o ki başkalarını daha fazla dinledi hem de İsrail’den umut veren bir tavır gelmedi. Sonuçta, İran Esad rejiminin duruma hakim olmayacağı kanaatine erip doğrudan devreye girmiş olabilir. Bu durumda İsrail’in de boş durmadığı düşünülebilir tabi. Eğer bu gerçekçi bir tahminse, İran’ın Gazze’de de etkinliğini yeniden sınayacağı düşünülebilir. Hamas ile El-Fetih yaklaşık beş yıl sonra bir araya gelip seçimlere birlikte gitme kararı aldılar ve umalım ki İran’ın kendisini test etme süreci bu ittifakı bozmaya yönelik bir girişimle ifade bulmaz. İsrail Filistinlilerin bu kararını destekler ise, İran’ın hareket alanı daralabilir; ancak İsrail, İran ile Suriye ya da Filistin’de mücadele etme halinden beslenmeye devam ederse, o başka.

Müdahale sorunsalı

Öte yandan meselenin bir başka yönü daha var. Suriye yönetimi kendi halkını ateşe verirken bu insanlık dramına da müdahale edilmesi gereği ortaya çıkıyor; zira başka örnekler var. Ancak Libya’da olduğu gibi uçaklara atlayıp alelacele bombalar bırakılacak bir yer değil Suriye. Gerçi İngiliz ve Fransız yetkililerin tarihsel dürtüleri devreye girmiş ve avuçları kaşınmaya başlamış olabilir, ama değil bölgesel dengelerin belirsizliği Suriyeli muhalifler bile bu tür bir “batı” müdahalesini ayakta alkışlamayabilirler.

Uluslararası müdahale, İran’ın ülke sınırları içine hapsolmasını sağlayacak olsa, muhtemelen hiç vakit kaybedilmezdi. Ancak Esad rejimi bir yandan İran’ın “açılım” imkanı anlamına gelirken öte yandan bu ülkenin denetlenme imkanını veriyordu. Dolayısıyla yapılacak bir müdahalenin Suriye’yi tüm saflarıyla İran tarafına savurma olasılığı bulunuyor. Bu ihtimal Irak’tan Yemen’e kadar olan hatta şimdikinden çok daha keskin mücadeleler olabileceği anlamına gelir. Üstelik Filistin çözümünün de yıllarca yeniden ertelenmesine yol açabilir. Müdahale edilmediğinde ise “peki neden Libya’ya müdahale edildi?” sorusu güçlü bir “batı içi” tartışmasına dönüşebilir.
Beril Dedeoğlu/Star

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum