1. YAZARLAR

  2. Mehmet ŞENER

  3. Bizi afffedin
Mehmet ŞENER

Mehmet ŞENER

Yazarın Tüm Yazıları >

Bizi afffedin

A+A-

Bizi afffedin

Çocuklarımızı anlamadığımızı söylemeyiz de, çocuklarımızın bizi anlamadıklarını her yerde öykünürüz. Çoğumuzun çocuğu hakkındaki soru sorulunca sitem dolu sözü şu olmaktadır. Çocuğumla bir türlü konuşamıyorum. Çocuğumun konuşmaları canımı sıkıyor. Hep kısır döngüdür, gidiyor. Daha birçok söyleyecekleri vardır çocuğu hakkında.

Çocuğuma tavsiyede bulunacağım zaman sinirlerim geriliyor. İfadem çok sert oluyor. İfademin sertliğinde tüm iletişimi bitiriyoruz. Konuşamıyoruz, kısacası anlaşamıyoruz.

Çocuklarımızın yanımızda olduğundan mıdır, nedendir bilinmez, çocuklarımıza çok değer vermiyoruz. Bizim en büyük değerimiz olan yegâne varlığımız olan çocuklarımıza böyle bakıyor çoğumuz.

Çocuklarımızla aynı ortamda olmamıza rağmen, aramızdaki yakınlık dünyanın iki en uzak mesafesinde gibiyiz.

Bundan dolayı da bir türlü yıldızlarımızın en barışık olması gereken insan evladı olan çocuklarımızdan uzaklaşırız.

En çok sevmemiz gereken insanlardan uzaklaşırız. Tabi ki çocukların var olan hayat tarzlarına katılmıyoruzdur.

Bizim yakınımızda iken uzak yaşanırsa olacağı buydu.

Uzaklık nereden kaynaklanıyor acaba?

 Çocuklarımızın önce gönlüne girmemiz gerekir. Ev ortamında çocuğumuzun duygularına kulak verilmeli. Onlarında birey olduklarına inanılmalı.

Bildikleri doğruları olduğunu kabul etmeli. Güzel işler başaracaklarına inanılmalı. Bizim yaşadığımız hayata sahip oldukları gerçeğini kabullenmeli.

Öncelikle doğrularını takdir etmeli.

Bunların hiç birini yaptık mı?

Anne baba olmak kolay mı? Elbette kolay değil. Çocuk sahibi olduğumuza göre çocuklar emanettir. Emanete sahip çıkılmalı. Bu öyle emanet ki ölümümüzden sonrada amel defterimize sevabın yazılmasına sebep olacaktır.

Bizim çocuklarımızı ihmal etme gibi lüksümüz yok. Çocuklarımızın maddi ihtiyaçlarını karşıladığımız gibi manevi ihtiyaçları olan sevgi yönünden de aç bırakmamalıyız.

Aynı zaman da ve mekânda yaşarcasına iç içe olmalıyız. Başkalarına gösterdiğimiz hoşgörüyü canımız olan çocuklarımıza daha çok göstermeliyiz.

Çocuğumuzun geleceğinde olumlu ve kişilikli olmasını isteyen bizler yaşantımızla, sözümüzle, davranışımızla örnek olmalıyız.

Onların şekil alacağı zamanını heder etmeden, birebir ilgilenerek önce kendimiz görevimizi yapmalıyız. Görevi başkalarına tevdi etmemeliyiz.

Çocuğumuzun başarısı veya başarısızlığı aslına bakılırsa, bizim durumumuzu göstermektedir. Büyüklerin konuşma hakları bulunduğundan olacak ki, çocukların başarısı ailesine mal edilir.

Ailesi sayesinde başarılı olmuştur.

Başarısız olursa çocuğun gecesi gündüzü zehir olur. Suçlu ailenin çocuğudur. Ailesi tüm görevini yapmıştır(!)

Okul hayatında birçoğumuz yaşamıştır karnelerin alındığı günler, derslerin not durumu ilk sorulan soruların başındadır.

Çocukların çoğunun duası misafir gelmesindir. Gelirse de Allah tan not sormasa.

Çocuğumuzun karnesinde olumsuz not bulunuyorsa tüm kabahati çocuğumuza yükleriz. Hâlbuki asıl suçlu bizizdir.

Nasıl biz suçlu oluyoruz?

Çünkü çocuğumuza ders çalışmayı öğretmedik. Onun duyguları olabileceğini akıl edemedik. Arkadaşlarının hayatında olumlu veya olumsuz etkide bulunacağını hesap etmedik.

Akşamları evin yolunu bilmedik. Kötü işlerde yapmadık kendimizce, ama çocuklarımızın ruhunda çok derin sevgi hasreti yaşattık. Haberimiz olmadı bu sevgi gurbeti yaşayan yanımızdaki evladımızdan.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.