1. YAZARLAR

  2. Murat TEKİNALP

  3. BİRLİKTEN DOĞAN KUVVET:
Murat TEKİNALP

Murat TEKİNALP

Bir Garip Yolcu...
Yazarın Tüm Yazıları >

BİRLİKTEN DOĞAN KUVVET:

A+A-

Yüce Yaratıcının kâinata halife olarak(Bakara Suresi 2/30)gönderdiği insanoğlu, sosyal bir varlıktır. İnsan"ın yapı taşlarının bir bütünüde bu sosyaliteye uygun davranma özelliğidir. Ne olursa olsun, bu vasfından da en ufak bir taviz söz konusu değildir. Çünkü yaratılışın gayesi budur, aksi davranış bu gayeye tamamen terstir. Yalnızlık ancak Allah Teâlâ"ya ait bir husustur. Kur"an-ı Kerim muhatap olarak insan ve cin topluluklarını, yani halkları karşısına almış bu ilahi mesajı onlara duyurmuştur. İslam dinine mensup insanların en güzide ve seçkin özelliği, birbirlerine olan düşkünlüğüdür. Dinimiz inanan insanları ilahi buyruğa davet ederek”Hep birlikte Allah"ın ipine sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”(Al-i İmran Suresi–3/103)”emriyle bir ve beraber olmalarını istemiş ayrılmalarını ise ilahi rahmetten uzaklaşma sebebi kılmıştır. İslam toplumunun bireyleri, diğergamlık duygusuyla beslenerek, yekdiğerinin hak ve hukukuna saygılı, Peygamberimizin çizdiği o güzelim yoldan hiç ayrılmayan islami tabiatlarıyla diğer topluluk ve kavimlere insanlık tarihi boyunca örnek olmuşlardır. Sosyal dayanışmanın gereği kardeşlikten, kardeş olmanın gereğide yardımlaşmaktan geçmektedir. İbn-i Abbas”Biz öyle sıkıntılı, darlık ve zorluk dolu günler geçirdik ki, hiçbir zaman malımızı-mülkümüzü mü"min kardeşlerimize tercih etmedik”( Müslüman"ın 365 Günü-Şaban DÖĞEN/sf:369.) buyurmuştur. İşte ashabın din kardeşlerine takındığı tavır budur.

 

******

Kendisi nekadar zor durumda olursa olsun mü"min kardeşini her şeyin üstünde tutabilme kabiliyetidir ashabın düşüncesi. Yüce Yaratıcının bize, dünyanın zor ve meşakkatli yollarında rehber olarak verdiği ilahi mesajı şudur:”Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendi nefislerine tercih ederler.”( Haşr Suresi,59/9.) Âlemlerin sultanı Peygamberimiz(s.a.v.)Hz.Ömer(r.a.) "den rivayet ettiği bir hadislerinde bizlere”Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını yerine getirirse, Allah"ta ona yardım eder. Bir kimse Müslüman kardeşinin sıkıntısını giderirse Allah"ta ona mukabil kıyamet günü kederlerinden birini giderir.”( Riyazüs Salihin-Cilt I/Hds. No:242) buyurmuştur.

   Kardeşlik temellerinin atıldığı İslam toplumunun ilk yıllarında Rasulullah(s.a.v.)samimi bir münasebet tesisiyle başlayan muhacir ve ensar kardeşliğini ilan ederek büyük derecede önem taşıyan ve atılım sayılan sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı tesis ve teşvik etmiştir. İnsanlık, tarihinin hiçbir devrinde bu kadar güzel bir kardeşliğe sahne olmamıştır. Bu kardeşlik sayesinde Mekke"den gelerek Medine"ye yerleşen muhacirlerin iaşe ve iskânları orada ikame eden Medineli Müslümanlardan yardım, dayanışma ve kardeşlikle desteklenmiş ve Müslümanlar büyük bir toplum olmanın hazzını peygamberimizle beraber yaşamışlardır. Ancak kimseye yük olmayı sevmeyen, çalışma azmi ve gayreti içerisinde bulunan ashaplardan biri olan Abdurrahman bin Avf, Saad bin Rebi"nin bütün malının yarısını ona teklif etmesine karşın, bu teklife teşekkürle karşılık vermiş ve pazarın yolunu kendisine göstermesini istemiştir. Müslüman"a, çalışmanın verdiği şevkle, çarşının yolunu tutmuş ve ileride islama hizmet eden, fakir-fukara kardeşlerini koruyup gözeten bir insan halini almasına sebep olmuştur. Müslüman demek, bencilliyet duygusuyla bağdaşmayan insan demektir. Müslüman, cananı candan üstün tutan bir zihniyete sahiptir.

 

******

”Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir”düsturunu hayatında rehber edinmiş ve bu yüzden geceleri gözlerini kırpmayan, bütün yaratılmış varlıklara şefkat kanatlarını geren bir düşünceye sahiptir.

   Toplumu oluşturan insanların aralarında bulunan bağların sağlıklı ve kuvvetli olmalarının tesisi sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı özümsemeden geçmektedir. Birbirleriyle yardımlaşma ve dayanışma içinde olmayan ve bu ortamı gerçekleştiremeyen insanlar, yaşadıkları toplum hayatını mutlu ve sağlıklı bir yaşam haline dönüştüremezler. Bu güzellikleri özümseyememiş bireylerin oluşturduğu toplumlarda karşılıklı hak ve özgürlüklerden de söz etmek mümkün değildir. Müslüman toplumları ilahi mesajla oluşturdukları zekât ve sadaka müesseseleriyle yardımlaşma ve dayanışma düşüncesini, temelleri sağlam atılmış bir bina içerisine yerleştirmişlerdir. Zekat ve sadaka müessesesinde, sosyal yardımlaşma ve dayanışma sistemi ile toplumu oluşturan fertlerin, birbirlerini sevmeleri-saymaları ve tanımaları garanti altına alınmıştır. Müslümanların ifa ettiği ibadetlerin hemen hepsinde sosyal kurallara uygunluk ilkesi vardır. Düşünün bir kere; yılda bir kez tuttuğumuz, Ramazan ayı orucumuzda bile dünyanın dört bir yanında bulunan kardeşlerimizi ve hatta bu düşünceleride aşarak bütün aç ve yoksul insanları hatırlama fırsatını yakalarız. Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın diğer boyutunu oluşturan güzel bir örnekte Kurban ibadetidir. Yılın hiçbir ayın da evine et ve etsel ürünün girmediği kardeşlerimiz bu vesile ile hatırlanarak, Müslümanlar yardımlaşmanın hazzını yaşarlar ve sarsılması mümkün olmayan köprüler kurarlar o güzelim yüreklerine. Ve hatta her gün rabbi huzuruna divan"a durdukları namaz ibadetinde bile, yardımlaşma ve dayanışma ilkesine uygun olarak

”Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru”( Bakara Suresi,2/201)

demek suretiyle kendini düşünme fikri olan, egoizm duygusundan uzak kalmanın rahatlığını tadarlar.

 

******

İnsan ve toplum huzurunu oluşturan ilkelerden biride komşuluk öğesidir. Peygamberimiz(s.a.v.)”Cebrail(a.s.)bana gelerek komşu hakkından o kadar çok bahsetti ki komşuyu komşuya varisçi kılacak sandım.”( Camiüssağir-Cilt II/sf:134.) sözü ilede yardımlaşma ve dayanışmayı bizlere teşvik etmiştir. Kalbi açmanın en güzel anahtarı karşılıklı sevgi-saygı, yardımlaşma ve dayanışmadır. Paylaşmak, insanoğlunun yaratılışında gizli, gizemli,  çıkarılmayı bekleyen cevher gibidir. Çünkü iyilikler ve sevinçler paylaşıldıkça çoğalır; Kötülükler ve kederler ise paylaşıldıkça azalır. Bu çağlar değişsede değişmeyen bir hüküm olarak kalmaya devam edecektir.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma, aynı zamanda sosyal barışında garantisidir. Barışın temini de dünya gemisinde hayat süren insanlar için son derece önemli bir unsurdur. Toplumda ihtiyaca muhtaç bireylerin tespiti ve bu tip ihtiyaçların giderilmesi de sosyal insan olmanın bir gereğidir. Günümüzde medyanın öncü olduğu sosyal yardımlaşma ve dayanışma ile ilgili programların çoğalarak devam etmesi bu sahadaki boşluğu doldurması, toplumumuz tarafından takdirle ve şükranla karşılanmıştır. Özet olarak söylemek gerekirse,Yüce Yaratıcı çağları uyaran ve ışık tutan ilahi mesajı Kur"an-ı Kerimde”İyilikte ve fenalıktan kaçınmada yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın”(Maide Suresi,5/2.) buyurmuştur.Bu ilahi öğreti bizler için, müslüman toplumun birer fertleri olarak; yeterli olsa gerek!

   Sağlıcakla kalın…

 

Yüzünüz Hep Gülsün…

      

 

 

 

 

KAYNAKLAR:

1)Bakara Suresi, 2/30.

2)Al-i İmran Suresi,3/103.

3)Müslüman"ın 365 Günü-Şaban DÖĞEN/sf:369.

4) Haşr Suresi,59/9.

5)Riyazüs Salihin-Cilt I/Hds.No:242.

6)Bakara Suresi,2/201.

7)Camiüssağir-Cilt II/sf:134.

8)Maide Suresi,5/2.

Önceki ve Sonraki Yazılar