1. YAZARLAR

  2. İnci TULUNAY

  3. BİREY OLMANIN BİLİNCİ
İnci TULUNAY

İnci TULUNAY

Yazarın Tüm Yazıları >

BİREY OLMANIN BİLİNCİ

A+A-

13.5 milyon ilköğretim okulu öğrencisi ve 575 bin öğretmen için bu yıl da bitti.Tatil geldi..Yaklaşık üç ay sonra tekrar başlayacak olan okullar açılmadan önce yine sorunlar dağ gibi gelecek önümüze..Veliler için okul zamanı defter, önlük,çanta, ayakkabı, kayıt parası kabuslarını getirirken bu işle yetkili olanlar için ise eğitim öğretim yılının başlaması eğitim sistemi  sorunlarının gündeme gelmesi demek.

Türk eğitim sistemi bireysel ve toplumsal beklentilere ne derece yanıt vermektedir? Eğitim sistemi yirmi birinci yüzyılın temel değerlerini öğrencilere aktarabiliyor mu? Toplumların kalkınmasında, toplumsal hareketliliğin sağlanmasında eğitim yeterli rolü oynayabiliyor mu? Toplumda demokrasi, eşitlik, adalet anlayışının yerleşmesinde eğitimimiz ne derece rol oynamaktadır?

Üniversite öğrencileri hariç 13.5 milyon ilköğretim ve lise öğrencisi, ülkemizin genç ve dinamik nüfus yapısını ortaya koymaktadır. Ülkemizin bu nüfus yapısı değerlendirilebilirse avantaj olarak görülebilir. Genç nüfus, ülkenin geleceğini belirleyen büyük bir potansiyel, insan kaynağı anlamına gelmektedir. Genç nüfus oranı çok yüksek olan ülkemizin bu durumu avantaj haline getirmesi onlara verilecek eğitime bağlıdır. Türk eğitim sisteminin temel sorunlarının başında toplumsal katmanlar arasındaki farklı eğitim koşullarının olması ve bu eşitsizliğin öğrencilere yansıması, eğitim kurumlarının fiziksel altyapı eksikleri ve eğitim felsefesindeki sorunlar gelmektedir diye düşünüyorum.

Türk eğitimi, sorun çözmeden öte sorun üreten bir yaklaşım içinde değil midir sizce de?

 Türkiye"de uygulanan eğitim şekli "kolaycılığa kaçma" şeklinde yorumlanabilir. Çocuk ve gençlik dönemlerinde gençlere sadece teorik bilgi yüklemeye çalışmak eğitim felsefesine,  çocuk ve genç psikolojisine ters bir yöntemdir. Çocukların oyun, eğlence ve sosyal etkinlik gereksinimlerini de göz önünü alınması gerekmektedir. Okullarımızda öğrencilerin bu gereksinimleri karşılanıyor mu ? Eğitim sistemi “Eğmeci, bükmeci tavrını aşıp, öğrenciyi birey olarak algılamalıdır!”

Günümüzde Türk eğitimi, öğrencilerden birey olmalarını değil, sadece not almalarını istemektedir. Eğitim süresince öğrenci, evden - okula, okuldan - eve gidip gelen bir makine haline dönüşmüştür.Sosyal etkinlikler, araştırma, kütüphaneye gitme, konularla ilgili kişilerle görüşme, eğitime yönelik ziyaretler eğitim sürecinde sınırlı veya yoktur. Birey olma demek, haklarının bilincine sahip olma, sorgulama, eleştirme, tartışma demektir. Birey olma, kişinin kendisini tanıması, isteklerinin, zayıf ve güçlü yönlerinin farkına varması demektir. Kendini tanıyan, güçlü ve zayıf yönlerini bilen kişi iyi bir yurttaş, üretken bir kişi ve bilinçli bir tüketici olur. Dolayısıyla eğitim sistemimiz öğrencilerin "birey" olduklarının bilincine varmalarını hedeflemelidir.

Eğitim, bireyi pasif konumdan aktif vatandaşlığa dönüştüren en güçlü etkenlerden biridir.

Geleceğin toplumunu oluşturacak bireylerin davranışlarının niteliği, öğretmenin davranışları ile doğrudan ilişkilidir. Öğrencilerin öğretmenin verdiği bilgilinin yanı sıra ve daha çok gösterdiği tutum ve davranışlardan etkilendiği araştırmalar sonucu doğrulanmıştır.

Eğitim "sistem yaklaşımı" anlayışı içinde ele alınması gerekmektedir. Öğrenci, öğretmen, okul, yönetici, veli ve programlar sistemin temel elemanlarıdır. O halde problemin doğru bir şekilde tanımlanması gerekmektedir. Problem nedir? Problemin sonuçları nelerdir? Problemin çözümü için neler yapılmalıdır? Çözümdü kimler görev alacaktır. Hangi kurum ve kuruluşlara sorumluluklar düşmektedir?

Eğitim sistemi ve okullar, içinde bulunduğu toplumun aynalarıdır. Bir toplum hakkında bilgi sahibi olabilmek için bu aynalara bakmak bizlere önemli ipuçları verecektir. Özellikle demokrasinin gelişmesi ile demokrasi arasında bir ilişki vardır. Demokratik koşullar bireyin bilincinin farkına varmasını sağlar. İnsanların gelişimlerinin devam etmesi, bireysel ve toplumsal sorumluluklarının bilincine varması, kendini gerçekleştirmesi demokratik bir iletişim ve etkileşimin yaşanmasıyla mümkündür. Dolayısıyla okullarda demokratik bir ortamın sağlanması ve öğretmenlerin yeterli bilgi ve kültür donanımına sahip olması gerekmektedir.

Olumsuz çevresel koşullar eğitimi  zora sokar.Okul yaşamı  ile çevresel koşullar birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle toplumsal yaşamda  her kesimde  yaşanan şiddet okul yaşamını da etkiler. Eğitimcilerin kişisel özelliklerinin öğrenciler üzerindeki etkilerinin olduğu tartışılmaz bir gerçektir

Önceki ve Sonraki Yazılar