1. YAZARLAR

  2. Gürhan GÜRSES

  3. “BİR, İKİ, ÜÇ: TIP”
Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

“BİR, İKİ, ÜÇ: TIP”

A+A-

“BİR, İKİ, ÜÇ: TIP”

            Okullarda öğretmenlerin öğrencileri susturmak için oynadıkları bir oyunun adıdır tıp. “Bir, iki, üç: TIP! ” dendi mi imkânı yok kimse konuşmazdı o sınıfta. Tıpını seveyim diye bir laf u güzaf ile ortalığı velveleye vermek ve vaveylalar içinde bir v depremi oluşturmak hoşumuza gitmez mi? Okulda konuştuğumuzda tıp derler. Evde konuştuğumuzda tıp derler, resmi dairelerde konuştuğumuzda tıp derler. Tıpa tıp kendilerine benzetmek için. Bu, “kırmızı ışıkta dur!” anlamında;  bu, stop anlamında, el freni ayarında. Ve ne yazık ki hık demiş burnundan düşmüşçesine birbirimize benziyoruz. Tıpı  bol olan yerin, kıtı bol olur.

Şimdi bir egzersiz yapalım. Tüm Türkiye halkı için sayıyorum: “Bir, iki, üç: Tıp!” Ses yok. Bu kadar mükemmel ancak olur. Aynı anda sustuk. Alkışa değer, takdire şayan, uyuma bereket, aslına hürmet. Şimdi tüm ülke halkı için sayıyorum: “Bir, İki, Üç: Tıp!” Ülkede çıt yok. Ne kadar güzel, başka hangi işte bu memleket bu kadar uyumlu ve ritmik.   Allah aşkına! Susmada birinciyiz. Haklı olsak da susarız, haksız olsak da! Elin diasporası lobicilik faaliyetleriyle memleketi yerden yere vurmaya çalışırken çeşitli milletlerin meclisinde, basınında¸ haklı olduğumuz bir davada dahi kendimizi ifade edemediğimiz için haksız pozisyona düşüyoruz. Elin bilim adamı uzayı aşmanın yollarını ararken, bizimkileri ancak ve ancak işleri olmayan yürüyüşlerde görüyoruz. Bilim adamlarımızın, profesörlerimizin doldurması gereken platformları işin ehli olmayanlar doldurmuş ve memleketi dolduruşa getirmişlerdir.

            Çarşıda, pazarda, her mekanda Tıp söylerler.Tıpı bol olan bir iklimde tıpsız kalabilmek hüner ister,yürek ister diye düşünüyorum.Yoksa size hiç tıp söylenmedi mi?

Evde konuştuğumuzda tıpın tavrı ve tarafgirliğine soyunan büyüklerimiz: “Siz küçüksünüz, ne haddinize ki büyüklerin yanında bir iki kelam eylersiniz” diye memleketin en yetkin ve de en med cezirli eleştirel senfonisini kulağımıza hücum edercesine yönlendirirler. Ey ahali duyduk duymadık demeyin. Her konuda üstad mertebesinde bir hüküm verilir şeklinde berceste sayılabilecek cümleler kurar ve onunla yolunuza çıkan her zevatı en feci ve en elim bir şekilde can evinden vurursunuz. Sakın çıkma karşıma! Şeklinde tehditkâr ve küçümser bir nazarla etrafımızı saran insanları hakir görmek ve onların ezikliğinden kendi şahsımız adına büyük bir zevk duymak inanın bendenizi son derece rencide etmekte ve düşüncelere gark etmektedir. Susan bir toplumda uyuyan güzel masalı pek manidar kalmakta, güzelliğimiz de uykunun mahmurluğu içinde akan bir yıldıza benzemekte ve seyyarelerin içinde yok olup gitmektedir. Ne hazin bir mevzu?

            Ben en çok tıpa karşı duruşu olanları sevdim. Sembolik bir anlatımın lastiğe benzeyen halini sorgulamak elbette ki siz değerli karilerin(okurların) idrakine ve tefsirine kalmıştır. Ne yana çekerseniz söylediklerim o.Ne anlarsınız ne bir eksik ne bir fazla!

Ben en çok tıp diyenlere çıtını çıkaranları sevdim. Çıtkırıldım bir ruh hali toplumu yüreğinden inkisara uğratırken, bu kırılmalar erkekliğimize de halel getirecek yanlış anlamalara mahal verebilir. Olsun. Çıtını avazı çıktığı kadar çıkaran zamane Bakiler olmazsa Davut peygamberin sesinin güzelliğini bilmezdik belki de. Ne olurdu hali pür melalimiz diye tahayyül ediyor ve ahirde de bir çıkış yolu bulamıyorum ne yazık ki!

            Mahallede oyun oynarken güçlü çocuğun güçsüz çocuk üzerinde tahakküm kurması, onun sesini bastırması birey olarak o çocuğun ruh hali üzerinde bir baskı oluşturuyor ve o çocuk büyüdüğünde o baskının izlerini ruhunda bir bıçak yarası gibi utanarak saklıyor. İşte size problem, işte size bir psikopat nasıl ortaya çıkarın cevabı. Toplum öz güvensiz, pısırık ve pasif insanlarla dolup taşıyor. Yanlış yapan biri olduğunda şahsımıza yönelik, geçmişin ve toplumsal yapının birer genetik miras olarak bize bıraktığı; “kabuğuna çekilme, itiraz etmeme, kuzu kuzu kabullenme hali” bizi daha da içselleştiriyor ve içinden çıkılmaz bir haleti ruhiyeye doğru seyrüsefere çıkarıyor. Toplumun psikopatlaşması; adam kesmenin / öldürmenin üç beş kuruşa indiği; hırsızlığın- kapkacın, eşkıyalığın, hırlının hırsızın toplumun akan giden trafiğinde kendisine çok rahat yol bulduğu bir zamanda yaşamaya çalışıyoruz. Halimiz bu. Vaylar halimize baylar!

            Çocuk yaşta beyaz ekranda ve de bilgisayarda her türlü melaneti, racon kesmeyi, kabadayılığı ve en kısa yoldan zengin olmayı bir yaşam biçimi olarak algılayan ve bu yaşama sonsuz bir arzu ile ağzı açık bakan yurdum çocukları elbetteki kendilerini ifade etmek için bir zemin bulacaklardır. Ama bu zemin toplumun bireylerinin sağlıklı ve güvenli olarak hareket ettiği zemin olmayacak kaypak ve de acımasız bir zemin olacaktır. Ayağı kayan kayana. Hayatı kayan kayana. Sözün bittiği sessizliğin hâkimiyet kurduğu yerde, sessizlik; tabanca sesleri ve ölümlerle ortaya çıkar ve nice canı zılgıtlar eşliğinde yakar.

            Konuşamayan, kendini ifade edemeyen bir toplumu hayal edin. Ne olur hali? Nice olur vaziyeti? Bugün Amerika Irak"a tıp diyor. Bugün İsrail Filistin"e tıp diyor. Bugün AB Türkiye"ye tıp diyor. “Tıp"ını seveyim” diyesi geliyor insanın yarı nahoş bir tarzda. “Ağzı olan konuşuyor” lafzını “Gücü olan konuşuyor” ya da “Borusu olan ötüyor” şeklinde süsleyip ağdalı ve iğneli bir şekle sokarak egemenlere buyur edebiliriz. “Alın tıpınızı başınıza saçın. Canınız cehenneme, önden buyurun, zaman kaybına dahi tahammülümüz yok”  şeklinde bir buyur cümlesi ile nezaketimizi ortaya koyabiliriz.

            Susmanın insanları koyunlaştırdığı bir vakitte sizinle hasbihal ediyoruz. Kurbanlık koyun pazarında kendi başımıza gelecek olan badirelerin havfı (korku) içinde Meeeeee! Şeklinde sesler çıkarıyoruz. Meeeeeeleşiyoruz. “Kuzu kuzu me, Çık tepeme!” tarzı okul tekerlemeleri eşliğinde büyütüldüğümüz için asıl tehlikenin mee"nin içinde gizli olduğunu göremedik ve mee"nin bizleri yutmak için uygun anı kolladığını kestiremedik ey dostlar. Affınıza sığınıyoruz. Meeeleşmenin en vurgulu ve en tonlu anında kasap kılığına girmiş (Bu Amerika olabilir, AB olabilir, Bir siyasi parti olabilir, Bir kabadayı olabilir, Ya da gıcık kaptığınız birisi de olabilir) birisi elinde bıçakla, ağzı sulu, yüreği irinli, beyni küflü, gözü dönmüş bir gulyabani pozisyonunda aniden sizi boğazlayabilir. Bir me"nin hikâyesi de böylece nihayet bulur. Aman dikkat!

            Meeeleşmenin en leziz tavında ağzında salyalar akan hükümdarların açlığını bastıracak ve onların açlığın tetikleyecek noktada uyanmalı ve bizi biz eden sesimizi bulmalı sonra uygun ve de yakışık cümlelerle net bir şekilde fikirlerimizi ortaya koymalıyız.Ne olursak olalım. Neye inanıyorsak inanalım. Bu coğrafyadaki seslerin renkliliği ve çeşitliliği bizi sonsuza değin götürecek olan çimentodur. Anlamayan/anlayamayan beri gelsin.

            İsyanım bir tıp sözcüğünedir. Yansıma sözcüktür. Dolayısıyla anlamsızdır. Biz bir anlam yükledik ve bu kadar ifade edebildik. İtirazım tıp diyenleredir çocuklara. Alın tıpınızı gidin burada. Bu toprağın konuşan, itiraz eden, eleştiren, hakkını arayan insanlara ihtiyacı var. Büyüdüğümüzde sürü gibi güdülmek istemiyorsak ve de başkasının söylemleri ile hareket etmek istemiyorsak daha ne duruyorsunuz.

Tıpa karşı savaş açın.

Meeeleşmeye karşı avazını çıktığı kadar bağırın.

Ne kadar sesimizi çıkarabilirsek o kadar varız, unutmayın.

Herkes sesi kadardır.

Sessizlik lütfen.

Bir tıp ölüyor.

Tııı..,,,

Allah rahmet eylesin.

Allah günahlarını affetsin.

Allah taksiratlarını hoş görsün.

                                                                                           

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.