1. YAZARLAR

  2. Gürhan GÜRSES

  3. BİLGİSAYARINIZ BÖYLE KAPANIRSA
Gürhan GÜRSES

Gürhan GÜRSES

Yazarın Tüm Yazıları >

BİLGİSAYARINIZ BÖYLE KAPANIRSA

A+A-

            BİLGİSAYARINIZ BÖYLE KAPANIRSA

            Zaman bilişim zamanı. Her şeyi bilmek gerek. Bazen bildiğimiz sözler dahi bize garip gelmeye ve bir espri havası vermeye başlar. Bazen de bu sözler kabak tadı verir.                   Bilgisayarların bir muhatap gibi konuşması ve bizlere yanıt vermesi olmaz işlerden değil. Yakın bir zamanda dostumuz olacak, sırdaşımız olacak. Onunla konuşacağız bir insan gibi. Onunla espri patlatacağız, onunla ağız dalaşına gireceğiz. Belki de saç saça geleceğiz. Belki de beraber sadede geleceğiz.
            Komik addedeceğimiz bilgisayar kapanış esprilerinden bir tutamını sizlerle paylaşmak ve bu esprilerin yorumunu yapmak istiyorum.
            “Kâh güldük kâh eğlendik, yeri geldi üzüldük, ağladık, kızdık. Ancak her güzel şey gibi bu oturumunda sonuna geldik. Yeni bir oturumda görüşmek üzere.” Oturumunu sevsinler! Bir daha bekleriz diyen ev sahibi gibi. Paylaşılan onca şeyden sonra ayrılık zor geliyor. Sanki binlerce kilometre öteye gidecek, bir daha karşılaşmayacaklar. Hangi dost bu kadar sadık ve bu kadar samimi günümüzde, düşünün bir zahmet. Sizin derdinizle hemhal iken, her oturumda sizinle hasbıhal eylerken hangi vakitsiz oturumdu sizleri ayıran ve nereden bilebilirdiniz ki bu son oturumunuzun olduğunu?

Her açılış mutlaka kapanışın da habercisidir.
            “Bilgisayarı gerçekten kapatmak istediğinize emin misiniz?”hayır “Emin” değilim ben “Gürhan.” Adım bu. Çok iğrenç ve alışılagelmiş bir espri oldu, neyse! Virüs girmiş herhalde yoksa bilgisayar konuşmaz ki değil mi? Yok yok konuştu, çok mekanik bir yazı baksana. Onun konuşması ekrandaki yazılar. Baksana daha konuşuyor: “Belki güç tasarrufu modundasınız. Yarım saat sonra yine açmak isterseniz hiç olmazsa beni uğraştırmamış olursunuz.” Bak sen neler biliyormuşsun da biz ne kara cahil kalmışız.

En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.
            “Beni böyle istediğin gibi kullanıp sonra kapatamazsın. Asıl ben seni kapatıyorum.” Klasik terk ediş ve gidiş sonrası hamasi travması… Ne kadar duygusal bir kapanış versiyonu. Yüreğine dokunuyor adamın. Suratına çarpılan kapının sersemliği ile racon kesiyor aklınca.

Aşk monitöre girince ekran kararır.
            “Bu kadar dağılabilirsiniz” Evet bu, okul zili gibi bir paydos çağrısı… Harç bitti yapı paydos! Kapanıyoruz, hadi evli evine köylü köyüne. Bu kadar da alıngan olunmaz canım.“Kapatıyorsunuz ha, tamam kapat bakalım. Ama bir sonraki oturumda bazı şeyler bıraktığın gibi olmayabilir.” Tehdit var sanki. Yani bir sonraki oturumda masa üstünü göremeyecek, msnyi açamayacak, googlede tur atamayacak mıyım?

Her şey değişim halindedir; akan bir ırmak gibi…
            “Bugünü de kazasız belasız atlattın.” Trafikte ilerleyen bir araç gibi geldi bu cümle. Sağ salim akşam evine dönen bir baba gibi… Sanal trafikte dolanıp durduktan sonra kazasız belasız oturumu kapatan sanki alkollü araç kullanmış. Gerçi milyon türlü melanet saklı sayfalarda lakin kim denetleyecek!

‘Arabanın önündeki çocuklar kazaya sebep olur; arkadaki kazalarda çocuğa’ diye bir duvar yazısı okumuştum yıllarca evvel… Ne diye aklıma geldiyse…
            “Tekrar bekleriz efendim.” Bu kadar zarif ve rakik bir oturumun kapatılması ve tekrar oturuma davet edilmesi her bilgisayar sahibine nasip olmaz. Ne virüslü, ne illet oturumlar var sanal dünyada. Siz bu kadarını bulmuşsunuz kıymetini bilin.

Âlemi sanalda zarafet budur işte!

“Bu akşamda ayrılan sürenin sonuna geldik. Yarın gene aynı saatte buluşmak ümidiyle esen kalın.” Vay haber ajansı gibi be! İnşallah görüşürüz. Biz her daim buradayız efendim. Süreler yalan, kavuşmalar masal.

Ağlarım hatıra geldikçe ayrıldıklarımız.
            “Oturumunuz boyunca bir hatamız olduysa affola. Şimdi bilgisayarınızı kapatabilirsiniz. Nereye isterseniz oraya.”  Estağfurullah, hata ne demek canım. Hatanız baş göz üstüne. Hata insana mahsustur. Hata elbet olur, elbet hoş görülür.

Tuşların mı sürçtü ey bilgisayar!
            “Niye kapatıyorsunuz? Daha karpuz kesecektik.” Yok canım, karpuz mevsimine daha çok var. Hem bu karpuzu sanal âlemde mi keseceğiz? Çok sulu bir espri, sululuk yapan oturum. Çök karşımda sanal program, sistemini yitir.

            Rumi şöyle anlatır Mesnevi’de: Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte başa gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.” Günümüz insanı da ahlakı, erdemi, doğruluğu, hakkaniyeti, insaniyeti rafa kaldırmış ve onların yerine tesis etmeye kalktığı onca rezaleti görüp yaşamaya çalışıyor.

“Her kapanan pencerenin ardından bir yenisi açılır. Yahu yoksa pencere değil de kapı mıydı?” Ümitvar olun. Her kapanan pencere bir sonrakine işarettir. Her dem yeniden doğarız. Bizden kim usanası?

Ne ka pencere o ka bakış açısı!
            “Şimdi kapanıyorum ama kullanırken sarf ettiğin sözleri anlamadım sanma. Bir daha ki oturumda sorarım ben sana.” Format atarım sana, virüs bulaştırırım bak! Artistlik yapıp hesap sorma! Ağzına yutabileceğin kadar lokma koy.

Açtırma kutuyu söyletme kötüyü!
            Son kapanış cümlesi: “Bir daha açtırmam bak!”
            “Neyi?”

“Sus terbiyesiz!”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum